Zafer KARLI
Resulullah Asla Hevasından Konuşmaz
Necm 3,4-“O, hevâdan konuşmaz. O’nun bildirdikleri, kendisine (Allah’tan gelen) vahiyden başka bir şey değildir.”
Peygamberin size tebliğ ettiği Kur'an onun hevasına uyup söylediği kendi sözleri veya birtakım şeytani güçlerin telkini değil, ilahi vahiydir.
Hevâ kelimesi terim olarak ‘nefsin, akıl ve din tarafından yasaklanan kötü arzulara karşı olan eğilimi’ veya ‘doğruluk, hak ve faziletten saparak haz ve menfaatlere yönelen nefis’ mânasında kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de hevâya uyma yasaklanırken (Bakara 120) hevânın olumsuz arzu ve eğilimlerden ibaret olduğuna dikkat çekilmiştir.
Resûlullah (sav)’in dilinden sadır olan Kur’an âyetlerinin hepsi Allah tarafından kendisine vahyedilen sözlerdir. Onlarda vahiy mahsulü olmayan hiçbir şey yoktur. Hepsi Allah’a aittir. Çünkü dinî hususlarda Efendimiz (sav) kendi arzu ve isteklerine dayanarak hiçbir beyânda bulunmaz. Şahsının böyle bir talebi olmadığı gibi, zaten böyle bir salahiyete sahip de değildir. Peygamberimiz (sav)’in hadislerine gelince bunlar hakkında şu değerlendirme yapılabilir:
› İslâm’ın hükümlerini beyân, Kur’an’ı tefsir ve izah özelliği taşıyan sözlerinin tümü vahiy kaynaklıdır.
Fakat Kur’an ile hadisler arasında fark vardır. Kur’an âyetleri lafız ve mânalarıyla birlikte Allah tarafından geldiği halde, hadis-i şeriflerde mânalar Allah’a ait iken lafızlar Efendimiz (sav)’e aittir. Bu sebeple Kur’an’a (el-vahyü’l-celiyyu) “açık vahiy”, hadislere ise (el-vahyu’l-hafiyyu: gizli vahiy” denilmiştir.
› Resûlullah (sav)’in Allah’ın dinini tebliğ ve yayma yolunda mücadele ederken çeşitli zamanlarda verdiği emirleri ve yaptığı konuşmaları ihtivâ eden sözleri vahiy mahsulü değildir.
Bilindiği üzere Efendimiz (sav) zaman zaman sahâbeyle istişarede bulunmuştur. Bu istişareler sonunda o, bazan kendi reyinden vazgeçip, sahâbelerin reyini kabul etmiştir. Bazen de sahâbeler “Bu sizin kendi sözünüz mü yoksa Allah’ın vahyi midir?” diye sormuşlar, O da “Benim sözümdür” karşılığını vermiştir. (bk. İbn Sa‘d, et-Tabakât, II, 15) Bazen Peygamberimiz (sav) içtihat edip, bu doğrultuda emir verdikten hemen sonra, Allah Teâlâ, onun içtihadının aksini bildiren ayetler indirmiş ve bunun üzerine Nebiyy-i Ekrem (sav) yanlış olan içtihadını düzeltmiştir. (bk. Enfâl 8/67-69; Tevbe 9/43) Dolayısıyla onun bir insan olması hasebiyle söylediği sözlerin, sahâbeleriyle istişare ederek aldığı kararların veya Allah’ın sonradan aksini emrettiği konulardaki içtihatlarının vahiy mahsulü olmadığı anlaşılmaktadır.
› Yine Peygamberimiz (sav)’in bir insan olması hasebiyle, peygamberlikten önce ya da sonra, dinin hükümleri, emir ve yasakları, ahlâk ve adabı ile alakalı olmayan sözleri de vahiy mahsülü değildir. Zâten kâfirlerin, Efendimiz (sav)’in bu tür sözleriyle ilgili herhangi bir itirazları yoktur. Onların esas itirazları, İslâm’ın iki ana kaynağı olan Kur’an ve sünnet ile alakalıdır.
Kaynaklar
https://islamansiklopedisi.org.tr/heva
Ömer Çelik Tefsiri
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.