Hamza Furkan OĞUZHAN

Hamza Furkan OĞUZHAN

Sevgi ile korku

Korku: Selamlar Sevgi!

Sevgi: Selamlar!

Korku: Nasılsın, İyi misin? Bu aralar pek görüşemiyoruz. Nerelerdesin?

Sevgi: İyiyim, sağol. Evet, bu aralar bir duygusuzluk var üzerimde, hissiyatım karışık. Ondan oluyor herhalde. Duygusuzlaşan insanın yansıması bizi uzaklaştırıyor gibi. “Aslında sevgi arayan her kalbe girmekteyim. Ama bazen seni geç görebiliyorum nedense.”

Korku: Evet, senden yoğun bir şekilde olmalı ki benden de olsun. Bilirsin, ben sevginin artışına göre yer bulurum. “Sen büyümezsen bir kalpte ben pek giremem. Kapalıdır o kalbin odacıkları bana. Kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını düşünen insan gibi.”

Sevgi: Ben insanların hayata olan bağıyım. “İnsanlarda hadsiz bir muhabbet arzusu var. Güzel neyi görseler sevmek istiyorlar. Sevdikleri şeyleri sahiplenmek ve hiç kaybetmemek istiyorlar.”

Korku: Ben de insanların tedirginliğiyim. Ben olmazsam bu insanlar zıvanadan çıkarlar, orta yolu bulmakta zorlanırlar. Sence beni de yaşamak isterler mi bu insanlar?

Sevgi: “Bilmiyorum ama ben büyüyünce senin de büyümen beni bazen o kadar korkutuyor ki. Sanki o korku, o insanın bedenine çok ağır gelip o bedeni yıkacakmış gibi geliyor. Korkusu sevgisine galip gelecek ve alıp götürecek beni taşıyan bu kalbi diye çok endişe ediyorum bazen.”

Korku: Eğer bir bedende sevgi büyürse ben güçlenirim. “Sevgi ile korkunun doğru orantılı olması ölümün hayat bulması gibi bir şey yani. Ne kadar çok severse o kadar korkar insan.” Sevdiğini kaybetme korkusu girmiştir artık bedenine. Bir çeşit intizam ve itidali sağlayan bir terazi gibi.

Sevgi: Korku, sevgiyi besler. Korku olmazsa sevginin anlamı yok. İnsan sevdiklerinden ayrı kalmaktan korkmalı. Sevgi, korkuyu anlatmalı. “İnsan en çok sevmesi gerektiği Rabbi’ne kavuşmamaktan korkmalı.”

Korku: Ne de güzel anlatıyorsun. Devam et seni can kulağıyla dinliyorum.

Sevgi: Korku, sen dışardan çok kötü görünürsün. Ama insanın sevdikleri için olan korkusu o kadar iyidir ki. “Ama Hak korkusu bir başka olmalı. Bir insan Allah’tan korkmuyorsa o insanın zulmünden uzak durmak için Allah’a yalvarmalı.” O insana hiçbir şey anlatamazsın. İnsaf etmesini bekleyemezsin, idrak gibi bir derdi yoktur ki insafa gelsin. Adeta zulüm sıradanlaşmıştır bu gibi insanlarda.

Korku: Böyle insanların kalbine girmek mümkün olamaz sanırım. “Çünkü Allah korkusu yoksa nasıl sevsin bir kalp. Sevmiyorsa bu kalp neden korksundu ki. Değil mi?”

Sevgi: Dünyada sevdiklerin için sevgi düzeyin arttıkça onları kaybetme korkun da artar. “Yaradanını ne kadar severse insan O’ndan bir o kadar korkar.” Böyledir, böyle olmalıdır da. Allah’ı ne kadar tanırsa insan o kadar bahtiyar bir kul olur.

Korku: “Ne yani korkmuyorsa sevmiyor mu demektir?”

Sevgi: “İnsan eğer korkması gerekenlerden korkarsa korku olumsuz bir duygu olmaktan istifa eder. Sevginin büyüdüğünü bildiren büyüdükçe büyüyen olumlu bir duygu olarak tanıtır kendini. Boş korkular olmaz bu tanıtımda. Aslını bulmuştur korku. Vuslatına ermiştir. Fıtratını yaşamaktadır.”

Korku: O halde, olması gereken korkularla birlikte senin olduğun beden ve kalplerde görüşmek üzere, Allah’a emanet ettim seni.

Sevgi: Görüşmek üzere. “Bekleyeceğim gelişini, isteyeceğim olması gerektiği gibi büyümeni.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum