İşte onlar, Cennet ehlidirler, orada ebediyen kalıcıdırlar
Ayet meali
Bismillahirrahmanirrahim
Cenab-ı Hak (c.c), Ahkâf Suresi 12-14. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:
12 . O’ndan (Kur’ân’dan) önce de bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın Kitâb’ı vardır. Bu (Kur’ân) ise, zulmedenleri korkutmak ve iyilik edenlere müjde olmak üzere, Arabca bir lisân ile (indirilmiş, kendinden öncekileri) tasdîk edici bir kitabdır. (1)
13 . Gerçekten, “Rabbimiz Allahtır!” deyip, sonra da dosdoğru olan kimseler var ya, onlara artık korku yoktur ve onlar mahzun (da) olmayacaklardır.
14 . İşte onlar, Cennet ehlidirler; yapmakta olduklarına (Allah’ın lütfundan) bir karşılık olarak, orada ebediyen kalıcıdırlar.
1- “Evet, Kur’ân-ı Hakîm bil-ittifâk (ittifakla) ümmî (okuma-yazma bilmeyen) ve emîn (güvenilir) bir zâtın lisânıyla zamân-ı Âdem’den tâ Asr-ı Saâdete kadar, enbiyâların (peygamberlerin) mühim hâlâtını (hâllerini) ve ehemmiyetli vukūâtını (hâdiselerini) öyle bir tarzda zikrediyor ki, Tevrât ve İncîl gibi kitabların tasdîki altında gāyet kuvvet ve ciddiyetle ihbâr ediyor (haber veriyor). Kütüb-i Sâlifenin (geçmiş semâvî kitabların) ittifâk ettikleri (birleştikleri) noktalarda muvâfakat (tasdîk) etmiştir. İhtilâf ettikleri (farklı oldukları) bahislerde, musahhihâne (düzelterek) hakîkat-i vâkıayı (gerçek hâdiseyi) faslediyor (yanlışlardan ayırıyor). Demek Kur’ân’ın nazar-ı gayb-bînîsi (gizlilikleri gören bakışı), o Kütüb-i Sâlifenin umûmunun fevkinde (üstünde) ahvâl-i mâziyeyi (geçmiş hâlleri) görüyor ki, ittifâkî mes’elelerde musaddikāne (doğrulayarak) onları tezkiye ediyor (arındırıyor). İhtilâfî mes’elelerde musahhihâne onlara faysal (hüküm) oluyor. Hâlbuki Kur’ân’ın vukūât ve ahvâl-i mâziyeye dâir ihbârâtı aklî (akla âid) bir iş değil ki, akıl ile ihbâr edilsin. Belki, semâ‘a mütevakkıf (işitmeye bağlı) nakildir. Nakil ise, kırâet ve kitâbet (okuma ve yazma) ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifâkıyla kırâetsiz, kitâbetsiz, emânetle ma‘rûf (güvenilir olmakla tanınmış), ümmî lâkabıyla mevsûf (vasıflı) bir zâta nüzûl ediyor (iniyor). Hemo ahvâl-i mâziyeyi öyle bir sûrette ihbâr eder ki, bütün o ahvâli görür gibi bahseder.” (Zülfikār, 25. Söz, 35)
(Hayrat Neşriyat, Kur'an-ı Kerim Meali)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.