Mehmet Selim MARDİN

Mehmet Selim MARDİN

Emirdağ Lahikası’nda Bir Kısmı Yayınlanan Mektubun Hikayesi

Devlet Arşivlerinde yer alan ve kısmen Emirdağ Lahikası’nda yayınlanan Bediüzzaman Said Nursi’ye ait mektup o döneme ait önemli bir belge niteliği taşımaktadır. Yassıada mahkeme belgelerinde yer alan mektubun sağ üst köşesinde yer alan notta “Melik Fırat tarafından sayın dâhiliye vekiline verilmiştir. 30 Aralık 1959” ifadeleri yer almaktadır. Başlık olarak da “Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Ankara’ya teşrifleri sebebini devlet ricaline bildirir mektuplarıdır” bilgisi ile sunulmaktadır. Mektup daktilo ile yazılmış iki sahifeden ibarettir. Birinci sahifesi Emirdağ Lahikası’nda aynen yayınlandığı halde ikinci sahifesi ise neşredilmemiştir.

Mektubu İçişleri bakanına veren Abdülmelik Fırat, Şeyh Said’in yeğeni ve aynı zamanda damadıdır. Bediüzzaman ile 1954 senesinde Isparta’da, 1959 senesinde de Aralık ayında Ankara’da görüşmüştür. Büyük ihtimalle mektubu, o tarihte Ankara’da Beyrut Palas otelinde bulunan Bediüzzaman’ı ziyaret ederek onun isteği ile İçişleri Bakanı Namık Gedik’e vermiştir. Abdülmelik Fırat 1957'de DP Erzurum milletvekili oldu. 27 Mayıs İhtilali'nde tutuklanan yaklaşık 500 kişinin içinde en genciydi. 1,5 yıla yakın Yassıada'da kaldı. Yargılama sonucu önce idam cezasına çarptırıldı, daha sonra idam cezası hapis cezasına çevrildi ve 1,5 sene de Kayseri cezaevinde kaldı.

mektup.jpg

Emirdağ Lahikasının sonlarında yayınlanan mektubun birinci sahifesi

Bediüzzaman’ın devlet arşivinde yer alan ve Emirdağ lahikasında neşredilen mektubunun birinci sahifesinde Ankara’ya geliş sebebini şöyle izah eder:

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Ankara'ya bu defa geldiğimin mühim bir sebebi, İslâmiyete ciddî taraftar Dahiliye Vekili Namık Gedik'i görmek ve İslâmiyetin kahramanı olan Adnan Beye ve Tevfik İleri gibi mühim zatlara bir hakikatı söylemektir ki:

Hem Demokrata ezan-ı Muhammedî gibi çok kuvvet vermek ve Risale-i Nur'un neşrine müsaadesi gibi çok taraftar olmak ve âlem-i İslâmı, hattâ bir kısım Hıristiyan devletlerini de memnun etmek için, Ayasofya'yı muzahrafattan temizleyip ibadet mahalli yapmaktır. Bu ise, bu mesele için otuz sene siyaseti terk ettiğim halde, bu nokta hatırı için Namık Gedik'i görmek istedim ve geldim. Adnan Bey, Namık Gedik ve Tevfik İleri gibi zatların hatırı için başka yere gitmedim.

Hem Risale-i Nur, Kur'ân'ın kanun-u esasiyesiyle bütün Anadolu ve vilâyât-ı şarkiyede âsâyişi temin eden Risale-i Nur'un beş yüz bin nüshası komünistliği susturduğu gibi, âsâyişi temin ettiğine bir delili budur ki:

On küsur sene evvel Afyon Müddeiumumîsi "altı yüz bin fedakâr talebesi var; beş yüz bin nüsha Risale-i Nur'dan neşretmiş. Belki âsâyişe zarar gelir" dedi.

Ona karşı Said demiş ki: "Mâdem altı yüz bin fedakâr talebesi var. Bu on beş senedir bana bu kadar zulmediliyor. Birtek vukuatı hiçbir zabıta ve mahkeme gösteremedi."

Hem dedim: "Ey müddeiumumî! Eğer bin müddeiumumî, bin emniyet müdürü kadar âsâyişin teminine Risale-i Nur hizmet etmemişse, Allah beni kahretsin. Siz de bana ne ceza verirseniz verin" dedim. O bu sözüme karşı hiçbir çare bulamadı.

Yalnız bir iki sene sonra Nurun bir küçük talebesi Risale-i Nur'a zarar gelecek zannıyla kendini intihar edecekti ki, tab' ettiği bir küçük risaleye zarar gelmesin. Sonra Üstadı onu men etti ve küçücük bir hadise oldu ve ikisi de barıştırıldı.

Halbuki bir Üstadın on tane fedakâr talebesi bulunsa (hattâ biri selâm etmiş tokat vurulmuş, biri elini öpmüş tahkir edilmiş) hiçbir fedakârı, âsâyişe ilişmemek için sükût etmişler. Said'den işitmişler ki, "Benim yüz ruhum olsa âsâyişe feda ediyorum." Onun için وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى kanun-u esasiyesiyle, beş câni yüzünden doksan mâsuma zarar gelmemek, bir câni yüzünden on mâsum çoluk çocuk, peder ve validelerine zulüm etmemek için, Risale-i Nur iman hizmetiyle beraber âsâyişi tamamıyla temin edip herkesin kalbinde fenalığa karşı bir yasakçı bırakıyor. Ben de bin ruhum olsa, Kur'ân'ın bu kanun-u esasiyesine feda ettiğimi Tarihçe-i Hayat ispat ediyor ve meydandadır. Ve mahkemeler de kabul etmişler.

Hattâ tezahüre bir riyakârlık, bir hodfuruşluk, bir enaniyet mânâsını verip halklarla görüşmeyi de terk ettiği ve rahmet-i İlâhînin ihsanıyla sesi de kesilmiş ki, dostlarla görüşmeye mecbur olmasın ve hatırları da kırılmasın.

Said Nursî

***

mektup2.jpg

Emirdağ Lahikasında yayınlanmayan mektubun ikinci sahifesi

Bediüzzaman Said Nursi’nin Emirdağ Lahikası’nda neşredilen yukardaki mektubun yayımlanmayan kısmı ise şöyle devam eder:

“Hatta Konya’da bir tek akrabası ve bir tek kardeşi ile kırk senede bir defa görüştü ve evine de çıkmadı.

Bir ikinci mesele şudur ki: Madem Risale-i Nur hakiki asayişi temin ediyor, madem Demokratlar büyük bir kuvvete muhtaçtır ve komünistlik gibi dinsizliğe dayanıp karşı koyan bir iktidar partisidir ve madem Ezan-ı Muhammedi’nin ilanı ile galebe çaldı, efkarı ammeyi kendi lehine çevirdi ve Risale-i Nur’un tab’ına müsaade etti, onunla Ezan-ı Muhammedi kadar taraftar buldu.

Şimdi dinsizliğe karşı avam-ı nasın pek çok muhtaç olduğu ve hiçbir feylesof karşısına çıkamadığı ve bu zamanın Kur’an-ı Hakimin bir mucize-i maneviyesi ve on dördüncü asrın mühim bir tefsiri olduğuna beş mahkemenin karar verdiği bir eserdir. Madem her camide dershaneler açılmış (Bazı müfrit evhamcıların bahanelerine bakılmasın) dersini teşvik etmek lazım ve elzemdir.

Ben de Ankara’ya geldim otuz kırk senedir siyaseti terk ettiğim halde Adnan beyin ve Namık Gedik ve Tevfik İleri’nin hatırları için bu hakikati yazdım.

SAİD NURSİ

Haşiye: Konya’da bir ehemmiyetsiz hadise münasebetiyle yazıldı.

Şimdi tahakkuk etti ki, Millet ve Vatan-ı İslamiyet’e en dehşetli zarar veren komünistlik, masonluk, dinsizliktir. Kur’an-ı Hakim’in bu zamanda bir mucizesi olan Risale-i Nur’un onları mağlup ettiği dindar Demokratlar elbette his ediyorlar. Bu nokta için Risale-i Nur’un neşrine, intişarına teşvik edilip, bazı Nur talebelerinin hususi hataları bahaneleri ile Nurculardan Risale-i Nur’dan evham gelmesin. Çünkü insan hatasız olmaz. Bazı Nur talebelerinin hususi yanlışlarını umum millete, milyonlar iyiliği yapan Risale-i Nur’a mal etmemeli, istinat etmemeli, onunla vehme düşmemeli. Çünkü hususi yanlış, Risale-i Nur’un kanun-u esasiyesi olan İslamiyet ile azami ihlas ile azami fedakârlık ile selamet-i umumiyeye hizmet eden milyonlar Nur talebelerini lekedar edemez. Ve tesir yapamaz.”

Yassıada mahkeme dosyalarına eklenen Said Nursi’nin onlarca mektuplarından biri olan bu mektubun ikinci sahifesi büyük ihtimalle Nur talebelerinin eline geçmemiş veya sehven Emirdağ Lahikası’na alınmamıştır.

whatsapp-image-2024-01-29-at-21-23-24-1.jpeg

whatsapp-image-2024-01-29-at-21-23-24.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum