OHAL çare oldu mu?

OHAL çare oldu mu?

PKK'nın Şemdinli Gediktepe'ye saldırısından sonra MHP Lideri Devlet Bahçeli, çare olarak derhal Olağanüstü Hal'in ilan edilmesini istedi. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le yaptığı görüşmede de bu talebini tekrarladı.

Abdulkadir Selvi'nin yazısı

30 yıldır doğrudan terörün hedefi olup, hâlâ doğru dürüst bir politika oluşturamayan bir ülke burası. Bu nedenle kimi zaman ateşin üzerine benzin dökerek bu yangını söndüreceğini sananlar çıkıyor.

MHP Lideri'nin önerisi de bu açıdan irdelenmeye değer.

PKK terör örgütü Diyarbakır Lice'nin Fis köyünde kurulduğunda tarih 27 Ekim 1978'i gösteriyordu.

PKK kurulduğunda Diyarbakır başta olmak üzere 13 vilayet de sıkıyönetim vardı. Sıkıyönetim şartlarında kuruldu PKK.

Sıkıyönetim taleplerine uzun süre direnen Ecevit hükümeti, 1977 Maraş olayları üzerine sıkıyönetim ilan etmek zorunda kalmıştı. Sıkıyönetim ilanını mecbur bırakmak için bu olayların tertiplendiği iddia edilmişti o sıralarda.

1978 yılında ise sıkıyönetimin kapsamı genişletilmiş, aralarında Urfa, Elazığ, Bingöl'ün de olduğu diğer kentler bu kapsama alınmıştı. Sıkıyönetim, OHAL'dan bir kademe daha askeri bir yönetim olduğu için dikkatine sunmak istedim MHP Lideri'nin.

PKK'yı PKK yapan ise 12 Eylül darbesi oldu. Darbeyle birlikte bölgedeki demokratik-sol harekete,şiddete bulaşmayan Kürt örgütlerine karşı bir sindirme hareketi başladı. Cezaevlerine dolduruldular, bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Cem Ersever'in tespitiyle PKK Sıkıyönetimin ünlü Diyarbakır Cezaevi'nde akademik kariyerini yaptı. İnsanların Köpek Co'nun karşısında İstiklal Marşı okumak zorunda kaldığı, tutuklulara, "B.k" yedirildiği bir yerdi orası.

12 Eylül ihtilalinden 1 hafta önce adamlarıyla birlikte Türkiye'den ayrıldığı için Öcalan ve PKK hiçbir darbe yemedi. Tam tersine Kürt demokratik siyasetinin silinmesiyle oluşan boşluğu doldurmaya talip oldular. Öcalan'ın 12 Eylül'ü önceden haber alıp, yurtdışına çekilmesi hep soru işareti ile karşılandı.

Sıkıyönetime göre askerin doğrudan yönetime el koyduğu darbe döneminde PKK Türkiye sınırlarını aşıp, uluslar arası bir nitelik kazandı. 12 Eylül sayesinde.

12 Eylül'ün sarı, kırmızı, yeşil renkleri yasaklayan Kürtçe kasete uyuşturucu muamelesi yapan anlamsız yasaklarıyla beslendi.

PKK'nın ilk eylemleri olan Şemdinli ve Eruh baskınları sırasında da Kenan Evren devlet başkanıydı ve bölgede sıkıyönetim hakimdi.

1987 yılına kadar bölge tam 10 yıl sıkıyönetimle idare edildi. Sıkıyönetime göre OHAL kısmen sivilleşmeye daha yakın bir rejim olarak görüldü. ANAP iktidarıyla birlikte sıkıyönetimden OHAL'e geçildi. 2002 yılına kadar tam 15 yıl boyunca bölge OHAL'le yönetildi. OHAL Susurluk zihniyetiyle yönetti bölgeyi. Faili meçhuller, yakılan köyler, dışkı yedirilen insanlar o gün bölge için yönetim şekli oldu. Bir yandan PKK'nın siyasi temsilcisi olan DEP başta olmak üzere partilerine karşı savaş açıldı, diğer yandan örgüte karşı. PKK ile mücadele ile Kürt halkı ile mücadele birbirine karıştırıldı. Bölge top yekün bir, "düşük yoğunluklu savaş alanı"na çevrildi. Ne oldu?

Dün çok isabetli bir şekilde OHAL'i düşünmediklerini açıklayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ 16-17 Eylül 2008 tarihli basın toplantısında, "Çoğunuz o bölgeye gittiniz. Peki, ben size soruyorum: 1993 yılında hava karardıktan sonra dışarıda yürüyebiliyor muydunuz?" diye sormuştu.

O güne ilişkin rakamlarda vermişti Orgeneral Başbuğ. 90'lı yılların ortalaması yılda 6500 olaydı. Bölgede OHAL Valisi ve Asayiş Bölge Komutanlığı vardı. OHAL'in en güçlü uygulandığı dönemdi. Çare oldu mu?

Türkiye şimdi tam bir kırılma noktasında. Ya dizlerinin üstüne çökecek ve bir kez daha bölgeyi cehenneme çevirecek güvenlik politikalarına teslim olacak, ya da terörü diz çöktürecek bir strateji ile işin içinden çıkacak.

Yeni Şafak