Mehmet EVREN
Zamanın Eşiğinde Yılbaşı Üzerine Bir Tefekkür
Zaman, sessiz fakat ısrarlı bir öğretmendir. Ne bağırır ne durur; yalnızca geçer. Geçerken de insana kendisini hatırlatır.
Saniyeler dakikalara, dakikalar saatlere; saatler günlere, günler yıllara bağlanır. Bir zincirin halkaları gibi… Her halka bir sonrakini haber verir. Ve insan, çoğu zaman farkına varmadan, bu zincirin içinde yol alır.
Yılbaşı, işte bu yolculukta bir eşiktir. Sıradan bir takvim değişimi değil; durup bakma, geriye dönüp düşünme ve ileriye doğru yön tayin etme imkânıdır. Zamanın akışı, başıboş ve maksatsız değildir. Her geçen an, görünmez bir deftere kaydedilir; her yaşanan, bir mânâya bağlanır, kaydedilir. Çünkü bu geçişler yok oluş için değil, vazife içindir. Görünürdeki fena, aslında bir terhistir; idam değil.
İnsan çoğu zaman zamanı tükettiğini zanneder. Oysa hakikat şudur:
Zaman insanı tüketmez, insan zamanla şekillenir, bir mana ifade eder. Ya gafletle kararan anlar birikir arkasında ya da iyilikle, şükürle, farkındalıkla nurlanan dakikalar…
İnsanın ömür dakikalarının kendisine geri döneceği bir gerçektir. Kimi karanlık bir gölge gibi, kimi aydınlık bir yüzle.
Yılbaşı bu yüzden bir muhasebe çağrısıdır. “Ne yaptım?” sorusundan çok, “Niçin yaptım?” sorusunu sormanın zamanıdır.
Bir tüccar yıl sonunda hesabını yapmadan yeni yıla girmezken, insan kendi ömrünün bilançosunu çıkarmadan nasıl yoluna devam edebilir? Hangi söz boşa gitti, hangi adım yerini buldu, hangi niyet yolda kaldı?
Bu dünya, kalıcı bir yurt değildir. Daha çok kısa süreli bir konaklama yeridir. İnsan ise burada uzun kalacakmış gibi davranan, fakat aslında aceleyle yol alan bir misafirdir. Misafirliğin adabı vardır: Emaneti hor kullanmamak, vakti israf etmemek ve ev sahibinin rızasını gözetmek. Ömür de böyledir; her gün biraz daha eksilen bir sermayedir.
En bahtiyar olan, bu geçiciliği inkâr etmeyen insandır. Dünyayı mutlaklaştırmayan, fakat bütünüyle terk de etmeyen… Asıl yurdunu unutmadan, bulunduğu yerde sorumlulukla yaşayan… Cam bir şişe uğruna elmas değerindeki ebediyeti kırmayan…
Zaman durmayacak. Takvimler değişecek. Yıllar birbirini kovalayacak. Asıl mesele, bu akışın neresinde durduğumuz ve nereye yöneldiğimizdir. Yılbaşı, işte bu soruyu sormak için bir fırsattır. Eğer insan bu eşiği bir farkındalıkla geçebiliyorsa, yeni yıl gerçekten “yeni” olabilir.
Dileğimiz odur ki, geçen zaman lehimize şahitlik etsin; giden günler geriye nurlu yüzlerle dönsün. Ve ömür, sahibinin rızasına açılan bir kapı olsun.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.