Mehmet Abidin KARTAL

Mehmet Abidin KARTAL

Emanetçi olduğumuz unutulursa…

İnsan bu dünyada emanetçidir. Hayat insana emanettir, beden insana emanettir, aldığımız nefes ve verilen her şey insana emanettir. İnsan verilen emanetleri geçici olarak kullanır. Sahiplenemez, benim diyemez.

İnsan olarak bir sahiplenme hastalığımız var. Her şeyi sahipleniyoruz her şeyi. Beden benim bedenim, evlât benim evlâdım, mal benim malım, para benim param, hayat benim hayatım, ev benim evim, araba benim arabam… Benim dediğimiz şeyleri geçici olarak kullanırız. Benim dediğimiz her şey bize verilendir. Verilenler emanettir.

Tapular üzerindeki isimler ortalama yetmiş yılda değişiyormuş. O zaman hiç kimse ben mal sahibiyim diyemez.

İnsan dünyaya sahip olmak için değil, emaneti bir asker gibi taşımak, doğru kullanmak için gönderilmiştir. Mülkün ve her şeyin sahibi Allah’tır. Her bir insana taşıması için farklı emanetler verilmiştir. Kimine mal, mülk, evlat, zenginlik, mevki, makam, ilim, kimine fakirlik, kimine güzellik, kimine çirkinlik gibi…

İnsan bu dünyada emanetçi, misafir ve yolcudur. Hem yaşadıklarından hem de yaşattıklarından sorumludur. Dünya imtihan salonudur. İnsan emanetleri doğru kullanıp, kullanmadığı hususunda imtihan edilmektedir. İnsanların bazısı zenginliği, kimisi de fakirliği ile sınanmaktadır.

Allah insanları imtihana tabi tutmak için bazen zengin eder, mal mülk verir, bazen de fakir eder. Bunun çok çalışmayla ilgisi yoktur. Bazı insanlar çok çalışır, az kazanır. Bazıları az çalışır çok kazanır. Bazıları iş bulamaz, hiç kazanamaz…

Bazı zenginler emanetçi olduğunu unutup Karun gibi ben çalıştım, ben kazandım, ben kendi zekâmla, yeteneklerimle başardım, kazandım der. Kazandığının haram mı, helal mı olmasına dikkat etmez. Haram helal ver Allah’ım senin kulun yer Allah’ım diyerek cehenneme biletini kesmiş olur. Kendine çalışacak gücü, kuvveti, zekâyı, yeteneği vereni düşünmez. İnsanlarda emaneti unutup insanları değerlendirmede malı, mülkü olanı, zengin olanı zeki, işini bilir, hürmete değer görürlerse, fakire ahmak, işini bilmeyen olarak bakarlarsa imtihan sırrını unutmuş olurlar. Zenginlik bir büyüklenme, üstünlük sebebi olamaz. Aksine sorumluluğu vardır. Çünkü kendisine verilen zenginliği verenin emri dairesinde kullanmak zorundadır. Zenginler Allah’ın veznedarıdır. Verileni muhtaca verme sorumlulukları vardır. Kiraya verdikleri evin kirasını kiracının maaşından fazla almaları düşeni görmemektir. Merhametin hayatı güzelleştirdiğini unutmaktır. Dünya malı, serveti yılana benzetilir. Doktorlar yılanın zehrini alırlarsa insana şifa vesilesi olur, acemiler kendini yılana sokturmak suretiyle zehirlenmektedirler.

Zekâtı ve sadakası verilen, geri kalan miktarı helal dairede kullanılan mal, emanetçisine dünyada ve ahirette şifa ve nimet olurken, gayri meşru yolda sarf edilen ve hırsla haksız kazanılan içinde muhtaç olanların hakkı bulunan gelir de emanetçisi için zehir olmaktadır.

İnsanlık barış ve refah içinde yaşamak isterse, hayatını severse, zekâtı uygulamalı, faizi kaldırmalıdır. İnsanlığın mutluluğu ve hayatının devamı için yapılması gereken en önemli faaliyet zekâttır. Dünyada zekâtın uygulanması projesi, Barış ve Refah için Küresel İnsanlık Fonu kitabında gündeme getiriliyor. Kitabın Global Humanity Fund For Peace And Prosperity adıyla İngilizce tercümesi de yayınlandı.

Mal sahibi gibi yaşıyoruz

Dünyaya bir misafir olarak gönderildiğimizi, emanetçi olduğumuzu unutarak, mal sahibi gibi yaşıyoruz.

Malı, parayı çok sevenler, mal sahibi gibi yaşayanlar ölümü istemez. Çünkü sahip olduklarını kaybedecekler, sevdiklerinden ayrılacaklar. İnsan ölümü unutabilmek için her arzu ettiği şeyi ele geçirmek ister. İsteklerine kavuştukça dünyaya olan hırsı da artar. Hayatları kazanmak için çalışmakla geçer. Almaya odaklanmıştır, vermez paylaşmaz, düşeni kaldırmaz hâlbuki veren mutluluğa yol alır. Mutlu eden, mutlu olur.

Günümüz Müslümanının en zor imtihanlarından biriside mal ile olanıdır. Bu imtihanı başarı ile vermenin yolu dünya hayatının geçici olduğu, ölümle bu hayatın sona ereceği, elde ettiği her şeyin bir gün elinden alınacağı inancı doğrultusunda paylaşarak yaşamasıdır.

Haşir risalesinden öğrendiklerinin şuuru içinde olan insan, emanetçi olduğunu, dünya hayatının fani olduğunu unutmaz, hayatının her dakikasının hesabını vereceğine inandığından, her türlü pislikten kendisini korur, düşeni kaldırır, sevdiği şeylerden Allah yolunda harcar, tertemiz, pırıl pırıl bir hayat sürmeye gayret eder.

“Şu dünyada her şey fânidir, her şey geçicidir. Mülk, Allah’ındır. Sen misafirsin. Misafir, misafirhaneye hâkim olmaya çalışmaz.”

Misafir, emanetçi olduğumuzu unuttuğumuzda, malın, mülkün, zenginliğin, gücün esiri oluruz. Bu dünyada ölmeyecekmiş gibi çalışırız. Ben kazandım, benim malım deriz. Çoğu zaman fakiri, muhtacı görmeyiz. Açın halinden tok anlamaz. O da çalışsaydı, o da kazansaydı deriz. Sanki malın, zenginliğin sahibiymişiz gibi, vermemek, paylaşmamak için bahaneler üretiriz. Ülkenin emanetçileri yöneticilerde bahaneler üretiyor. Birçok alanda olumlu gelişmeler olmasına, ülke büyümesine rağmen, ülkenin kaynakları adaletli dağıtılmıyor. Böyle olunca gelir dağılımında uçurum büyüyor, zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor.

Gazeteleri okuyoruz. Emekliye soruluyor, hayat nasıl geçiyor? Emekli dert küpü, dert söyletiyor. “Maaşım 19.000.- TL. Kira 20.000.- TL. Çalışıyordum işten çıkarıldım. 65 yaşındaki adamı kim işe alsın, sanki yedim deyip yaşıyoruz. Doğal gazı açmaya korkuyoruz. Ay sonları kirayı denkleştirme telaşıyla geçiyor.” Diyordu. Diğer bir emekli, “ Ben emekliyim kıt kanaat geçiniyorum. İnşaatlarda sürünüyoruz, çalışmazsak açız. 16.800 TL maaş alıyorum. Kira olmuş 20.000- TL, 4 çocuğumla nasıl geçineceğim? Bunun bir cevabı yok. ” Fatura her zaman fakir halka kesiliyor. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” Millet güçlü olursa devlet güçlü olur. Dünyada nerede bir mazlum varsa hayatına dokunan devlet, asgari ücretlinin, emeklinin hayatına niçin dokunmuyor? Dokunacağı gün gelmedi mi? Gelir dağılımında uçurum var. Ekonomiden, hukuka adalet sağlanamadığı için, ahlaki yozlaşma üst seviyede, uyuşturucu, mafya, yolsuzluk, kumar, şike, bahis oyunlara her gün televizyon ekranlarının normal haberleri olmaya başladı. Kötülük normalleşti. Gelir adaletsizliği sonucu Türkiye fakirleşerek ihtiyarlıyor. İnsan umutla yaşar. Umutlar yok ediliyor. Emekli bunu mu hak ediyor? Devlet gücünü kullanarak bu olumsuzluklara son verebilir. Bir hükümetin başarısının birinci ölçüsü gelir dağılımında adalet sağlamasıdır. 2026 yılında hükümetin bu yönde gelir dağılımında yüzdeleri aşarak adaleti sağlayacak kayda değer ciddi iyileştirmeler yapılması elzemdir. Asgari ücretli için maalesef iyileştirme yapılmadı. Emekli aldığı maaşla kirasını ödeyemez ayıbından kurtarılarak, insanca yaşayacağı, geçineceği ücret verilmelidir. Türkiye ekonomik gücünü doğru kullanırsa bu mesele hallolur. Radikal, doğru kararlar almanın zamanıdır.

Sosyal devlet yapımız, merhamet, yardımlaşma duygularımız erozyona uğramış. Bu erozyonu durdurma zamanı gelmedi mi?

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” diyen bir inancın temsilcisi olduğumuzu unutmuşuz.

“Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan, mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan…” Oyalandığımızı unutup, malın sahibi olduğumuzu söylemeye başlamışız.

Mal sahibi olunca da, fiyatlar yükselince kirayı, ramazan gelince gıda fiyatlarını kural tanımadan yükseltiyoruz.

“Benim dünya ile ilgim, bir ağaç altında dinlendikten sonra, yoluna devam eden yolcu gibidir.” Hadis-i Şerifini unuttuk mu?

Dünyadaki bütün insanlar Abdullah tır, misafir, yolcu ve emanetçidir, başkada hiçbir şey değildir.

Toplumda huzur ve refahın sağlanması, devletin adaletle hükmetmesi, herkese hakkını vermesi, zenginlerin de emanetçi şuuru içinde imkânlarını muhtaçlarla paylaşması ile mümkündür. Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.