Kur’an-ı Kerim’in Müheymin Oluşu

Müheymin; Allah’ın isimlerinden biri olarak “gözetip, kollayan, hükmü altına alıp koruyan” anlamında kullanılır. Kur’an-ı Kerim önceki ilahi kitapları gözetip, koruduğu için onlardaki hakikatlere şahitlik ettiği, onların özünü ve aslını koruduğu için bu sıfatla anılmıştır.

Allah, gönderdiği kitap ve vahiylerin temel öğretileri, Kur’an içinde koruma altına almıştır. İbrâhim’e, Musa’ya, İsa’ya ve diğer bütün peygamberlere ne vahyetmişse onlara şunu “vahyettik, dedik” şeklinde Kur’an’da bildirmiştir. Böylece, ilâhî kitapların temel öğretilerini öz halinde kapsamaktadır (A’lâ 19).

Müheymin kelimesinin diğer bir anlamı da geçmiş kitaplara karışmış olan beşerî düşüncelerle, gerçek ilâhî vahyi ayırt edici olmasıdır. Neyin gerçek neyin gerçek dışı olduğuna karar vermenin belirleyici ölçüsü ol­maktadır. Kur’an-ı Kerim, müheymin vasfıyla kendisinden önceki kitaplardaki tahrif edilmiş olan birçok bilgiyi tashih etmiş, düzeltmiştir. Biz burada yapılan bu tahriflerden sadece ikisine örnek vermek istiyoruz.

“…Ben, RAB yeri göğü altı günde yarattım, yedinci gün işe son verip dinlendim.”(Tevrat, Yaratılış, 2:2-3; Çıkış 31:17.)

“Andolsun ki biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.”(Kaf, 38; Ahkaf, 33)

Bu ayette Tevrat’ta geçen altı gün ifadesi aynen muhafaza edilmiş ancak yedinci gün yorulup dinlendi ifadesi düzeltilmiştir.

Tevrat, 1.Krallar, 11:4-11’de ifade edildiği üzere, Süleyman Peygamberin ömrünün sonuna doğru hanımlarına uyarak Tanrı’ya kulluk etmeyi terk ettiği, başka tanrılara ibadet ettiği, hatta başka tanrılara ibadet için mabetler inşa ettiği, Tanrı ona “başka ilahlara tapma” diye uyarmasına rağmen bu uyarıyı dikkate almadığı anlatılmaktadır. Kur’an’da ise, Tevrat’taki bu tahrifat düzeltilmiş ve Hz. Süleyman’ın Allah’tan başka ilahlara tapmadığı, onun Allah’a yönelen salih bir kul olduğu şöyle anlatılmaktadır:

“…Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi.”(Sad, 30; Bakara, 102.)

Sonuç

Kur’an, kendinden önce gönderilen kitaplara karşı kendini müheymin olarak tanıtmıştır. Kur’an’ın Yahudi ve Hıristiyanlara Ehli kitap olarak seslenmesi, onlara değer verdiğini göstermektedir. Onların davet edildiği tevhid inancının ortak bir kelime olarak nitelendirilmesi ise o dinlerin bazı yanlışları olsa da bir takım ilahi hakikatleri ihtiva ettiklerine delalet etmektedir. Bu durum Tevrat, İncil ve daha başka ilahi hakikat unsurlarının aynı ilahi kaynağa dayandığının göstergesidir. Ancak önceki kitaplar, beşeri tahriflere sahne olmuşlardır. Bu yüzden tevhid inancına aykırı düşebilecek ifade ve anlayışlar ortaya çıkmıştır. Kur’an, var olan ilahi hakikatleri kendine has üslubuyla yeniden dile getirirken yanlışlıkları da düzeltmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.