Bediüzzaman Said Nursî’nin İlmî ve Mânevî Şahsiyeti

Bediüzzaman Said Nursî’nin şahsiyetini değerlendirirken onu yalnızca bir müellif veya geleneksel anlamda bir din âlimi olarak ele almak eksik kalır. Onun ilmî kişiliği; Kur’ân merkezli düşünce, aklî muhakeme, tefekkür, iman hizmeti, ihlâs, acz ve fakr şuuru, şefkat, uhuvvet ve müsbet hareket gibi birbirini tamamlayan esaslar üzerine kuruludur. Bu yönleriyle Risale-i Nur, klasik İslâmî ilim mirasını çağın zihnî problemleriyle buluşturan özgün bir külliyat niteliği taşır.

1. Bediüzzaman ilim ile mâneviyatı birleştiren bir âlimdir

Bediüzzaman’ın ilmî şahsiyetinin en belirgin özelliklerinden biri, zâhirî ilim ile mânevî tefekkürü birbirinden ayırmamasıdır. Ona göre hakikî ilim, insanı yalnızca bilgi sahibi yapmakla kalmamalı; imana, marifetullaha ve kulluk şuuruna ulaştırmalıdır.

Bu yaklaşım Risale-i Nur’un tamamında görülür. Özellikle Muhakemat ve İşârâtü’l-İ‘câz, onun ilmî muhakeme ve Kur’ânî düşünce yöntemini; diğer Risaleler ise bu yöntemin iman ve mâneviyat alanındaki uygulamalarını gösterir.

Bkz:

- Bediüzzaman Said Nursî, Muhakemat.

- Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ‘câz.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 565–572.

- Ahmed Akgündüz, Arşiv Belgeleri Işığında Bediüzzaman Said Nursî ve İlmî Şahsiyeti, İstanbul, 2013.

2. Bediüzzaman hayatının merkezine Kur’ân ve iman hizmetini yerleştirmiştir

Bediüzzaman’ın düşüncesinde ilim, şahsî bir kariyer veya makam elde etme vasıtası değildir. İlim, Kur’ân’ın iman hakikatlerini insanlara ulaştırmanın bir vasıtasıdır.

Risale-i Nur’un temel amacı da imanın esaslarını aklî ve mânevî delillerle açıklamak, şüpheleri gidermek ve insanın Allah ile olan bağını kuvvetlendirmektir. Bu sebeple onun ilmî faaliyetleri ile hayat gayesi arasında güçlü bir bütünlük vardır.

Bkz:

- Mektubat, 29. Mektup, 7. Risale.

- Kastamonu Lâhikası.

- Emirdağ Lâhikası.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 565–572.

- M. Hakan Yavuz, Islamic Political Identity in Turkey: A Study of the Nur Movement, Oxford University Press, 2003, s. 151–178.

3. Bediüzzaman ihlâsı, ilmî ve mânevî hizmetin temel şartı kabul etmiştir

Bediüzzaman’ın düşüncesinde başarının ölçüsü şöhret, makam veya şahsî takdir değil; Allah rızasıdır. Bu anlayış özellikle İhlâs Risalesi ve Uhuvvet Risalesi olarak bilinen bölümlerde sistematik biçimde işlenir.

Ona göre bir hizmetin Allah katındaki değerini belirleyen en önemli unsurlardan biri ihlâstır. İhlâsın zedelenmesi; rekabet, enaniyet, şöhret arzusu ve şahsî menfaat gibi unsurların hizmetin içine girmesine yol açabilir.

Bu nedenle Bediüzzaman, kendi şahsını öne çıkarmak yerine şahs-ı mânevî, uhuvvet ve tesanüdü öne çıkarır.

Bkz:

- Lem’alar, 20. Lem’a — İhlâs Risalesi.

- Lem’alar, 21. Lem’a — Uhuvvet Risalesi.

- Süleyman Ateş, “İhlâs”, TDV İslâm Ansiklopedisi.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35.

4. Bediüzzaman acz ve fakrı kulluğun temel şuuru hâline getirmiştir

Bediüzzaman’ın mânevî düşüncesinin önemli kavramlarından ikisi acz ve fakrdır. Buradaki acz, insanın kendi sınırlılığını; fakr ise bütün ihtiyaçlarının Allah’a bağlı olduğunu idrak etmesidir.

Bu anlayış, insanın kendi nefsine dayanmak yerine Allah’ın kudretine ve rahmetine yönelmesini sağlar. Dolayısıyla acz ve fakr, pasif bir zayıflık değil; kulluğun ve Allah’a dayanmanın şuurlu bir biçimi olarak ele alınır.

Bkz:

- Sözler, 4. Söz.

- Sözler, 23. Söz.

- Mesnevî-i Nuriye, özellikle Hubab, Habbe ve Zühre bahisleri.

- Lem’alar, 17. Lem’a.

5. Bediüzzaman tefekkürü imanî hayatın merkezine yerleştirmiştir

Bediüzzaman’ın düşünce sisteminde tefekkür, kâinatı Allah’ın isim ve sıfatlarına işaret eden bir kitap gibi okumaktır.

Özellikle Âyetü’l-Kübrâ ve Pencereler bahislerinde varlık âlemi; yaratılış, nizam, hikmet ve sanat açısından ele alınır. Böylece tabiat, başıboş ve kendiliğinden işleyen bir yapı olarak değil, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerinin görüldüğü bir eser olarak değerlendirilir.

Bu yönüyle Bediüzzaman’ın tefekkür anlayışı, aklî istidlâl ile mânevî müşahedeyi birbirine yaklaştırır.

Bkz:

- Şuâlar, 7. Şuâ — Âyetü’l-Kübrâ.

- Sözler, 33. Söz — Pencereler.

- Mesnevî-i Nuriye.

- Mustafa Tuna, “At the Vanguard of Contemporary Muslim Thought: Reading Said Nursi into the Islamic Tradition”, Journal of Islamic Studies, 28/3 (2017), s. 311–340.

6. Bediüzzaman akıl ile imanı karşı karşıya getirmek yerine birlikte işletmiştir

Bediüzzaman’ın en dikkat çekici yönlerinden biri, iman hakikatlerini yalnızca naklî ifadelerle bırakmayıp aklî muhakeme ve delillendirme yoluyla açıklamaya çalışmasıdır.

İşârâtü’l-İ‘câz ve Muhakemat onun düşünce metodolojisinin önemli örnekleridir. Sözler ve Şuâlar ise bu metodun iman meselelerine uygulanmış hâlidir.

Bu yaklaşım, özellikle modern dönemde ortaya çıkan şüphe, inkâr, materyalizm ve tabiatçılık gibi zihnî problemlere karşı iman esaslarını yeniden açıklama çabasını gösterir.

Bkz:

- İşârâtü’l-İ‘câz.

- Muhakemat.

- Sözler, 10., 22. ve 30. Sözler.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.

- Mustafa Tuna, Journal of Islamic Studies, 28/3 (2017), s. 311–340.

7. Bediüzzaman sıkıntılar karşısında sabır ve müsbet hareket prensibini benimsemiştir

Bediüzzaman’ın hayatında sürgün, hapis, baskı ve çeşitli mahrumiyetler önemli bir yer tutar. Ancak onun hizmet anlayışında bu şartlara karşı şiddet, intikam veya yıkıcı tepki yerine sabır, hukukî meşruiyet ve müsbet hareket öne çıkar.

“Müsbet hareket” anlayışı, onun toplumsal ve dinî hizmet metodunun önemli unsurlarından biridir. Bu prensipte temel hedef, insanları kazanmak, iman hizmetini sürdürmek ve fitneye sebep olmadan hakikati savunmaktır.

Bkz:

- Emirdağ Lâhikası.

- Kastamonu Lâhikası.

- Şuâlar, 14. Şuâ.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.

- M. Hakan Yavuz, Islamic Political Identity in Turkey, s. 151–178.

8. Bediüzzaman şefkati, insanlara hizmet anlayışının temel unsurlarından biri yapmıştır

Bediüzzaman’ın düşüncesinde insanlara yaklaşımın önemli esaslarından biri şefkattir. İnsanların kusurlarını ve zayıflıklarını yalnızca eleştirmek yerine, onların iman ve mâneviyat açısından kurtuluşunu esas alan bir yaklaşım benimser.

Bu sebeple Risale-i Nur’daki eğitim ve irşad dili, yalnızca hüküm veren değil; ikna eden, düşündüren, ümit veren ve insanı Allah’a yönlendiren bir karakter taşır.

Bkz:

- Lem’alar, 26. Lem’a — İhtiyarlar Risalesi.

- Mesnevî-i Nuriye.

- Mektubat.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.

9. Bediüzzaman şahsî üstünlük yerine uhuvvet, tesanüd ve şahs-ı mânevîyi öne çıkarmıştır

Bediüzzaman’ın hizmet anlayışında ferdî başarıdan ziyade cemaat ruhu ve şahs-ı mânevî önemlidir.

Özellikle İhlâs Risalesi ve Uhuvvet Risalesi'nde kardeşlik, dayanışma, birbirinin kusurunu görmemek ve ortak iman hizmetinde birleşmek üzerinde durulur.

Bu yaklaşım, onun kendi şahsını merkeze koymak yerine hakikatin ve Kur’ân hizmetinin şahıslardan daha önemli olduğu düşüncesini benimsediğini gösterir.

Bkz:

- Lem’alar, 20. ve 21. Lem’alar.

- Kastamonu Lâhikası.

- Emirdağ Lâhikası.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.

- M. Hakan Yavuz, Islamic Political Identity in Turkey, s. 151–178.

10. Bediüzzaman klasik İslâmî mirası çağın insanına hitap eden özgün bir iman diliyle yeniden ifade etmiştir

Bediüzzaman’ın ilmî şahsiyetinin en önemli sonuçlarından biri, Kur’ân’ın iman esaslarını modern dönemin zihnî problemleriyle karşılaştırarak açıklamasıdır.

Risale-i Nur’da Allah’ın varlığı ve birliği, nübüvvet, âhiret, haşir, kader, ibadet, insanın mahiyeti ve kâinatın anlamı gibi temel meseleler; akıl, mantık, temsil, tefekkür ve Kur’ânî deliller üzerinden ele alınır.

Bu sebeple akademik literatürde Risale-i Nur, yalnızca klasik bir dinî metin olarak değil, modern dönemde İslâmî düşüncenin önemli örneklerinden biri olarak da incelenmiştir.

Bkz:

- Sözler, özellikle 10., 22., 23. ve 30. Sözler.

- Şuâlar, 7. Şuâ — Âyetü’l-Kübrâ.

- İşârâtü’l-İ‘câz.

- Muhakemat.

- Alparslan Açıkgenç, “Said Nursî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 565–572.

- Mustafa Tuna, “At the Vanguard of Contemporary Muslim Thought”, Journal of Islamic Studies, 28/3 (2017), s. 311–340.

- M. Hakan Yavuz, Islamic Political Identity in Turkey, Oxford University Press, 2003, s. 151–178.

Sonuç

Bediüzzaman Said Nursî’nin ilmî ve mânevî şahsiyetini tek bir kavramla açıklamak mümkün değildir. Onun düşünce dünyasında ilim, iman, tefekkür, ihlâs, acz, fakr, şefkat, sabır, müsbet hareket, uhuvvet ve tesanüd birbirini tamamlayan esaslardır.

Bu bakımdan Bediüzzaman’ın ayırt edici özelliği yalnızca çok eser vermesi veya geniş bir ilmî birikime sahip olması değildir. Asıl dikkat çekici tarafı, Kur’ân merkezli iman anlayışını aklî muhakeme ve tefekkürle birleştirerek modern insanın zihnî ve mânevî problemlerine cevap vermiş olmasıdır.

Dolayısıyla ilmî ve tarihî açıdan Bediüzzaman, klasik İslâmî ilim mirası ile modern dönemin iman problemleri arasında köprü kuran, Kur’ân merkezli özgün bir düşünce ve tefekkür sistemi geliştirmiş çok önemli bir İslâm âlimi ve mânevî şahsiyettir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.