Fikri İslam'dan fıtri İslam'a...

Her toplum içinde sefilleri de, sefihleri de barındırır. Keza her toplumun azizler kuşağı da vardır. Döküntüler ve bayağılar yanında daima değerliler de vardır. Değerliler azaldıkça değerleri artar. Bugünlerde Fransa, ‘hayır’ diyen Cezayir asıllı bir Fransız vatandaşın tepkisiyle yatıp kalkıyor. Yazar ve aktör Rachida Brakni Cezayir asıllı bir Fransız vatandaşı! Kılık kıyafetine ve uğraşlarına baktığınızda pek dindar da sayılmaz. Lakin şahsiyetine toz konduramazsınız. Fransa Şeref Nişanını (Refuses France's Legion Of Honour Award) elinin tersiyle itiyor.

Bu reddin gerisinde Fransa'nın geçmişte ulusuna karşı işlemiş olduğu cürümler yatıyor. Nesiller sonra da olsa Fransa'nın cürümlerine ortak olmak ve onları onaylamak istemiyor! Fransa insanlıktan nasibini almamış ilkel ülkelerden birisidir. Daha önce de benzeri bir kaç ödül aynı şekilde onurlu Cezayirliler tarafından reddediliyor. Fransız şarabına meze olmak istemiyorlar. Madalya ile şeref satın almak mümkün değil. Bayan Raşide aynı zamanda roman ve hikaye yazarı. Memleketlisi ve aynı zamanda hem cinsi olan Raşide Datı bir ara Fransa'da Sarkozy hükümetlerinde adalet bakanı olmuştu. Bu makamına iltimaslarla yani rica ve minnetle gelebilmiştir. Sonra babası meçhul bir kız çocuğu doğurdu. Fransa'da her iki tipi temsil eden Cezayirli ve Faslılara rastlamak mümkün. Elbette birçokları kimlik erimesi yaşıyor.

Kültürleşme (acculturasyon) sonucu bu insanların kültürü alacalaşıyor, melezleşiyor. Dayanaklarını kaybediyor. Ama böyle her zamanda yüz güldüren ve aklayan örnekler de görülebiliyor. Cezayirlilerin gözünde Fransa bir nefret sembolü ve figürüdür. Nefretin azalması benliğinin solması anlamına gelir. Cezayirli eş Şuruk gazetesi yazarlarından Muhammed el Hadi el Haseni bu münasebetle bir yazı kaleme almış. Raşide'nin rüşdünden bahsediyor. İsmiyle müsemması bir olan bir diğer isim de Filistin kökenli Amerikan Kongre üyesi bayan Reşide Tuleyb. Fransız Raşide de Amerikalı Reşide de toplumlarına, kafası karışıklara yol gösteriyor ve rehberlik yapıyor. Benim burada asıl varmak istediğim nokta ise Rachida Brakni'nin sağlam duruşuyla alakalı olarak el Haseni'nin yaptığı külli bir değerlendirmedir.

Reşide veya Raşide'nin fikri yani ideolojik İslam'ı değil fıtri İslam'ı benimsediğini ve temsil ettiğini söylüyor. İkisi arasında dağlar kadar fark var. Birisi algı diğeri hakikat düzeyini ifade eder. Bir asırdır fikri İslam yani İslam'ın beşeri algısı hakim pozisyondadır. Fıtratından uzaklaşmış, yabancılaşmış İslami anlayıştır. Fıtri İslam yerine beşeri çizgilere bürünmüş İslami anlayış İslam'ın suretini ve görünümünü bozmuştur. Yeniden fıtrat cilası vurmak gerekiyor. Muhammed el Hadi el Haseni Rachida Brakni'nin beşeri İslamı veya fikri İslam'ı değil fıtri İslam'ı benimsediğini sandığını söylemiştir.

Evet! Tıkanmışlık girdabında fıtri İslam'a dönüşe büyük ihtiyaç var. Başta evvelemirde buna Müslümanların ihtiyacı var. Aksi takdirde İslami anlayış alacalı olarak kalmaya mahkumdur. İstikamet çizgisini tutturamaz. Bu Tih’ten ve bulanıklıktan kurtulmanın tek yolu yeniden peygamberlerin yoluna dönmektir. Bu da fikri İslam'dan fıtri İslam'a geçiş ve dönüşle mümkündür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.