Mali'de Cennet'e yolculuk
Mali’nin kuzeyinin silahlı militanların eline geçmesinden önce önemli bir turizm şehri olan Cennet’e, Mali’nin pek çok kentine olduğu gibi küçük bir feribotla geçiyoruz.
Cumali Önal'ın haberi:
Hayatın Büyük Cami’nin etrafındaki pazarda döndüğü şehrin kirli ve bakımsız olması dahi insanda ayrı doğallık hissi uyandırıyor.
Birbirine yaslanmış kerpiç evleri, kerpiçten yapılmış dünyanın en büyük camisi, festivalleri, pazarları, yaşam tarzıyla Mali’nin Cennet kenti, tarihin derinliklerinden fışkırmış gibi karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar kuzeyindeki Timbuktu ile ticaret merkezi olma konusunda yarışan Cennet, Mali’de turistlerin ziyaret ettiği en önemli yerlerden biri durumuna gelmiş. Fakat isyancıların ülkenin kuzeyini işgal etmesiyle turistler kenti tamamen terk etmiş.
Cennet’e, Mali’nin pek çok kentinde olduğu gibi küçük bir feribotla geçmek gerekiyor. İnsanda her an batacakmış görüntüsü uyandıran derme çatma feribotun yolcuları arasında, at ve eşek arabalarından küçük ve büyük baş hayvanlara kadar herşey yer alıyor.
Yolcuların indirilmesi ve bindirilmesi başlı başına bir görsel şov. Ülkenin orta kesimlerini bir ahtapot gibi saran Nijer Nehri’nin en büyük kollarından Bani’nin kenarında yer alan Cennet’e doğru yol alınca kendimizi geçmişe yolculuğun içinde buluyoruz. Bazı motorlu araçlar olmazsa rahatlıkla birkaç on yıl geri gitmiş oluruz.
Kentte hayat, kerpiçten yapılma Büyük Cami’nin etrafındaki pazarda dönüyor. Doğal ortamda yetiştirilen meyve ve sebzelerin yanı sıra elbise ve oyuncak da dahil her türlü ihtiyacı bulmak mümkün. Pazardan bir süre ayrılıp kentin dar ve engebeli sokaklarına dalınca modern hayat bir anda toz oluyor. Yüzleri, kolları ve bacakları tozdan beyaza dönmüş çocuklar her yerde bizi karşılıyor. Hemen her evden yakılan ateşte pişirilen yemek kokuları yükseliyor. Selam vermek için kapıyı aralayıp girdiğimiz evlerde adeta bir renk cümbüşü olan yerel kıyafetleri içindeki kadınlar karşılıyor bizi.
Çoğu iki katlı olan evlerin damına çıkınca birbirine yaslanmış kerpiç evler deryası bizi geçmişe götürüyor. Medeniyetin yorucu havasından uzaklaştırıyor bizi. Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan kentin kirli ve bakımsız olması dahi insanda ayrı doğallık hissi uyandırıyor.
Sadece Cennet değil, ülkede kaldığımız süre boyunca gördüğümüz köy ve kentlerin pek çoğu medeniyetten biraz uzak kalmanın saflığı ve güzelliğini yaşadığına şahitlik ediyoruz. Ülke kalkındıkça tüm bu güzelliklerin biteceğini düşünmek bile üzüntü verici.
Mali, İslam ülkeleri arasındaki iletişimsizliğin canlı örneklerinden biri şüphesiz. İsyancıların oluşturduğu kaotik durumdan dolayı zor durumda olan bu ülkenin imdadına Batılı yardım kuruluşları koşmuş. Pek çok yerde kurulan kampları bu örgütler finanse ederken, bu ülkede kaldığımız süre boyunca hemen her yerde Batılılara ait yardım taşıyan TIR’larla karşılaşıyoruz.
Türkiye’den Kimse Yok Mu?’nun başkent Bamako’da dağıttığı yardımlar az da olsa bu olumsuz havayı dağıtıyor. Ancak 14,5 milyon nüfuslu Mali’de halkın yarısının fakirlik sınırının altında yaşadığını ve ülkenin dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer aldığını göz önünde bulundurduğumuzda İslam ülkelerinden bir yardım seferberliği düzenlenmesi gereği ortaya çıkıyor. Ülkede başta gıda olmak üzere giyimden okul ve hastanelere, temiz su kaynaklarından yollara hemen her alanda büyük bir açık var. Ülkenin siyasi olarak kısa sürede istikrara kavuşmaması durumunda insani felaketlerin yaşanmasından endişe ediliyor.
Zaman
