Misafir Kalem

Misafir Kalem

Kemalizm TC statükosunun neresinde?

A+A-

Kemalizm (Atatürkçülük), seksen yıllık rejimin -ilk dönemindeki yapısı itibariyle- merkezinde fakat oldukça derin’lerinde bir mevzi edinmiştir. Zira her zaman güncelliğini korumasına rağmen tartışılamaz konumunu muhafazası yer ettiği derinliklerin kamuoyu üzerindeki etkisi görmek açısından önemlidir.

Ayrıca Kemalizm’in resmi ideoloji olarak rejimin her aşamasında nüans noktalarını elinde tutmasını sağlayan ‘atanmış’ kadrolar, atanmışlığın verdiği rahatlıkla keyfi kararlarını ‘resmi ideoloji yararına’ maskesiyle servis edebilmişlerdir.

Statükonun varlığını devam ettirebilmesi için ‘sadık bekçilere’ ve kavram karışıklığına maruz kalmış kitlelere ihtiyacı olduğu gibi, aynı zamanda bir değişmeze –sabite- de ihtiyacı vardır. Müesses nizam bu ihtiyacını Kemalizm’i ideolojiler üstü bir kavram konumunda sabitleyerek gidermiştir.

Kemalizm, zamanla öylesine kullanılan bir kavram olmuştur ki müesses nizamın sürebilmesi için hayati bir kavram niteliği kazanmıştır. Çünkü sistemin ihtiva ettiği her türlü gayri hukuki müesseseler ve girişimler, başarısız olduklarında Kemalizm’in arkasına sığınmış; başarılı olduklarında ise yine Kemalizm’i başardıkları ‘şey’in devamını sağlamak adına kamuoyunu oyalamak adına manipüle etmişlerdir.

Kemalizm, gelinen son noktada müesses nizam için atmosfer nevinden bir önem arz etmektedir.  Müesses nizamın işlevlerini yerine getirebilmesini sağlayan statüko, her ihtiyacını Kemalizm’in sağladığı rant kapılarını yahut ayrıcalıklı pozisyonlarını kullanarak karşılamaktadır. Yani denilebilir ki statüko balık ise Kemalizm onun denizidir. Kemalizm’i statükonun elinden aldığınızda eli kolu bağlanacak ve hiçbir işlevinin yerine getiremeyecektir.

Şüphesiz ki müesses nizam içinde statükoyu temsil eden bürokratik oligarşi mensubu atanmışlar, bu gerçeğin farkındalar. Bunun içindir ki yaptıkları, hukuki ya da gayri hukuki olsun, illa ki Kemalizm’le ilişkilendirilecektir.

Siz balığa her ne kadar denizin pis olduğunu anlatırsanız anlatın o, pis de olsa denizde ölmeyi tercih edecektir.

Gelelim başlıktaki soruya. Anlaşılmıştır ki soru biraz yanıltıcı hazırlanmış. Dediğimiz gibi Kemalizm, artık kullanılış şekliyle müesses nizamın bir yerinde konum alacak durumda değildir. Kavram karışıklığından faydalanılarak din-ideoloji arası konumlandırılan Kemalizm, maalesef bir gölet olamayacak durumdayken sistemin öğretisiyle her sorunun cevabını barındıran bir okyanus gibi sunulmuştur. Her toplumsal sorunun çözümünde bürokratik oligarşi mensuplarınca başvurulan bir kaynak olarak olarak lanse edilmiştir. Oysa yapılan, olsa olsa keyfi uygulamalara – halk tarafından ne olduğu hala tam olarak bilinmediğinden- kılıf olarak kullanılmasıdır.

Günümüze geldiğimizde ise Kemalizm’i tartışamamamızın nedeni bir kesimin Kemalizm’in tasfiyesini talep ederken, diğer tarafın tasfiye gibi bir fikri aklına sığdıramamasıdır. Malumdur ki  hiçbir balığa yaşadığı denizin kurutulmasına ikna edemezsiniz.

Dolayısıyla ilk aşamada Kemalist-Laik kesimle yapılacak tartışmalarda Kemalizm’in tasfiyesi değil ancak tartışabilirliği tartışılabilecektir. Bunun bir kazanım olduğu unutulmamalıdır. Bu noktada yakın zamanda ‘bu adam’ kelimesini kullanmasıyla bize bu kapıyı aralayan Sn. Atilla Yayla’ya teşekkür etmek istiyorum.

Yakın dönemdeki Liberallerin Kemalizm’i tartışmaya başlamalarının öyküsüne bir göz atarsanız miladın gerçekten de Yayla’nın konuşması ve arkasından gelen mahkeme olduğunu göreceksiniz.

Artık Kemalizm’i tartışabildiğimize göre taleplerimizden en önemlisi yani Kemalizm’in tasfiyesini ortaya koyabiliriz. Fakat yukarıda söylediğim gibi bürokratik oligarşi var olduğu sürece bir tasfiye süreci ve buna paralel bir demokratikleşme süreci yaşanması oldukça zordur. Zira köşe başları oligarşi tarafından tutulmuştur ve demokrasi sürecine çelme takmak üzere beklemekteler. Tabii ellerinde demokrasiyi darp etmek için tuttukları kesici ve delici aletleri saymıyorum. Bu süreci yaşamak için önce yolu güvenli hale getirmek gerekmektedir. Bunun tek yolu Kemalizm’in tasfiyesidir ve bu tasfiyenin ön şartı da statükonun icraatlarına itiraz etmektir. Statükonun tasfiyesi de Kemalizm’in tasfiyesiyle eş zamanlı olmalıdır. Aksi halde ya biri birini muhafaza edecek, ya da biri diğerinin yerine diğerinin yeni bir versiyonunu ortaya koyacaktır.

Kemalizm’in tartışabildiği bir ortamda demokrasi taleplerinin işlevini yerine getirebilmesinin ön şartı Kemalizm’in yerini iyi tespit etmektir. Bu olmadığı takdirde eleştiri ve talepler yanlış mecralarda seslendirilecek, hedefine ulaşamayacaktır. FSA

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.