İnsanlığın Kurtuluş Reçetesi

Çağımızda hayat çok hızlı geçiyor. Her şeyin dijitale döküldüğü acayip bir zamandayız. Bir yandan teknoloji ilerlerken insanoğlu daha çok vahşileşiyor. Saltanat ve iktidar kavgaları birçok insanı canından ve yerinden ederken, dijital teknoloji, zalimlerin sinsi emellerine savaş aleti olarak hizmet ediyor.

İnsanların yüzde doksanına sefalet, yüzde onuna saadet getiren teknoloji ve medeniyet, imanın ve İslamın aydınlığı olmazsa, insanlığı cahiliye devrinin derin çukurlarına düşürüyor.

Kâinatın yaratılış sebebi ve dünyaya gelişiyle cahiliye devrini Asr-ı Saadete çeviren iki cihan serveri Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bu dünyadan göçmüş olsa bile; hayatı ve emanet bıraktığı Kur’an-ı Kerim ile Sünnet-i Seniyyesi, dünyada bir şahs-ı manevi olarak hükmünü kesintisiz olarak sürdürüyor. Çünkü iki milyara yakın Müslüman, onunla salavat-ı şerifelerle irtibat sağlıyor. Efendimiz, kendisine sunulan bu selamları o manevi hayatı sayesinde alıp kabul ediyor.

Bunu, İbnu Mes'ud’un, Rasulullah’tan (s.a.v.): "Yeryüzünde Allah'ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (anında) bana tebliğ ederler." (Nesâî, Sehv 46, 3, 43) rivayet ettiği ve Ebû'd-Derda’nın, Rasulullah aleyhissalâtu vesselâmdan: "Cuma günü bana salâvatı çok okuyun. Çünkü o gün okunan salâvatlar meşhuddur, melekler ona şahidlik ederler. Bana salâvat okuyan hiç kimse yoktur ki, o daha okumasını bitirmeden salâvatı bana ulaştırılmamış olsun." Bunun üzerine dedim ki: "Siz öldükten sonra da mı?" "Evet, öldükten sonra da. Zira Cenab-ı Hak Hazretleri toprağa, peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram etmiştir. Allah'ın Peygamber’i her zaman diridir, rızka mazhardır." (bk. Ebu Davud, Salat, 207; Nesaî, cuma 5, 45; İbn Mâce, cenâiz, 65; Ahmed b. Hanbel, IV, 8) rivayet ettiği hadisler gösteriyor.

​Görüldüğü üzere madde, mananın yalnızca görünen yüzüdür; maddenin katmanları olduğu gibi mana âleminin de katmanları, pek çok farklı boyutları, şubeleri ve derinlikleri vardır. Bâki olan ruh ölmez; yalnızca yaşadığı ömürle de sınırlı kalmayıp Hz. Âdem’den (a.s.) ta kıyamete kadar uzanan geniş bir manevi hayata sahiptir. İnsanın ruhu, kalbi, zihni ve latifeleri; geçmiş, gelecek, rüya, hayal ve misal gibi pek çok âlemle sürekli temas halindedir. Âlemlerin özü olan insanın, bu irtibatların dışında kalması mümkün değildir. Bu sebeple insan, kendi varlığının kıymetini bilmek ve sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür.

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) manevi hayatı bütün kâinatı sarıp sarmalamıştır. Yeryüzü onun (s.a.v.) bir mescidi, Mekke mihrabı, Medine ise minberidir. Bütün insanlara hitab etmeye, bütün ehl-i imana imamlığını, bütün enbiyaya reisliğini, bütün evliyaya seyyidliğini, bütün enbiya ve evliyadan oluşan zikir halkasının serzakirliğini yapmaya devam etmektedir. Bu, kökleri enbiyalardan oluşan ve sürekli terütaze evliyalar meyvelerini veren nûrânî bir ağaçtır ki; günümüzde Allah’ı zikreden müminler de bu mübarek halkanın mesut birer müdavimidirler.

​Salavat ve zikrullah ile hemhal olan her mümin, bu manevi hayatı, maddi ve manevi boyutlarıyla idrak eder.

​​Ciddi, samimi, dayanışma ve kardeşlik içindeki bir cemaatin şahs-ı manevisi de adeta kâmil bir veli hükmüne geçebilir. Camiye giden bir mümin, o velayet makamının gölgesinde namaz kılar ve cemaatin yirmi yedi derecelik bereketinden istifade eder. Allah’ın zikriyle meşgul olunan, salat u selamla başlanan ilim sohbetleri ve meclisleri de Efendimizin (s.a.v.) şahs-ı manevisinin inayetine mazhar olabilir. (Nursi, Said, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 318). Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

​"Cennet bahçelerine uğradığınız zaman onlardan istifade edin." Ashab-ı Kiram’ın "Cennet bahçeleri nerelerdir ya Resûlallah?" sorusuna ise "Zikir ve ilim halkalarıdır" cevabını vermiştir. (Tirmizî, Daavât 82)

​Cemaatle namaz kılmaktan, Allah’ın zikrinin ve hakikatlerinin tefekkür edildiği sohbetlerden uzak kalanların, neler kaybettiğini düşünmeleri gerekir. Bu meclisler; dünyada iken cennet lezzetlerinin tadıldığı, Peygamberimizin (s.a.v.), meleklerin ve ruhanilerin manen haberdar olup alkışladığı, dualarıyla bağışlanma dilediği nurani ortamlardır. Hayatlarını gereksiz dünyevi meşgalelerden kurtarıp, birkaç saatini böyle bereketli ibadetlere ayıranlar, çok geniş manevi bir hayata, lezzete, huzura ve saadete mazhar olmaktadırlar.

Dünya geçici bir konaklama yeri, insan ise ebede namzettir. Bu nedenle insanın en büyük davası, kabre imanla girebilmek davasıdır. Bu davayı kazanmanın yolu da bu manevi duraklardan geçer.

​Şüphesiz dünya, iyilerle kötülerin ayrışması için kurulan bir imtihan meydanıdır. Bütün gayretimiz, kötüleri ve kötülükleri olabildiğince azaltmak olmalıdır. Allah kimseye zulmetmez, O sonsuz merhamet sahibidir. O’nun rahmetine sığınmak varken, pek çok insanın gaflet ve dalalette boğulmayı seçmesi büyük bir talihsizliktir. Kur'an’daki şiddetli uyarılara rağmen bu gaflet sürmekte; insanlar kendi tercihlerinin sonuçlarını yaşayarak yine kendilerine zulmetmektedirler.

​İnsan, ancak Resûlullahın (s.a.v.) manevi hayatıyla temas kurarak özüne kavuşur. Bu bağı kuramayan insan, koskoca kâinatta garip, kimsesiz, karanlık ve yalnızlığa mahkûm olur ve iman davasını kaybeder.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) okuduğu ezeli hutbeye kulak vermek, Onun manevi hayatına ve zikir halkasına dâhil olmak, hayatın anlamını kavrayıp ona göre yaşamak en iyi kurtuluş reçetesidir. İnsanlık, bundan daha iyi bir reçeteyi bulmuş değildir.

Dünya bir üzüm yedirip yüz tokat vururken, bütün musibet ve belalar üzerimize sel gibi hücum ederken, imansızlığın verdiği cehennem azabı hayatı yaşanmaz hale getirirken, insanın önüne huzur, mutluluk ve iki cihan saadeti gibi sonsuz bir ferahlık alanı açan hidayet nurlarıyla nurlanmak, aklı ve şuuru yerinde olanın kaçırmaması gereken bir fırsattır.

Maddi fırsatları kaçırmamak için elinden gelen her şeyi yapan insanın, manevi fırsatlar konusunda da canhıraşâne gayret göstermesi gerekir. Rabbimizin sonsuz rahmet kapısı, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şefkatli kucağı açılmış beklemektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.