Ümmetin çitleri

Siyaç Arapçada çit anlamına gelmektedir. Siyacü’l ümme ise ümmeti koruyan çitler anlamındadır. Hadis literatüründe ifade edildiği gibi Arapçada hima da sınır ve çit anlamına gelmektedir. Nitekim bir hadiste bu kavram kullanılır ve şöyledir: Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi: “Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı olduğunu kestiremediği ve bilmediği şüpheli alanlar vardır. Şüpheli alanlardan/konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme riski, tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arâzisi de haram kıldığı şeylerdir.”

Çitlerin koruyucuları çobanlardır. Hayvanların bu çitleri aşarak başkalarının arazisine dalmalarına mani olurlar. Allah'ın da çitleri ve himaları vardır. Helal ve haramın birbirine yakın olduğu sınır hatlarını ve bölgesini ulema korur. Bu alanın çobanları da onlardır. Bu açıdan onlara siyacu'l ümme yani ümmetin çitleri demek doğru olur. Ara bölge onlardan sorulur.

Bu söylediklerimizin sağlaması şii-sünni hatlarında görülmektedir. Nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan belirsiz şüpheli bir alandır. Bundan dolayı sınırları karıştıranlar çıkabilir, olabilir. Sünni kesimin avamı genel olarak mezhebi ilişkileri ve kuralları bilmezler. Fayların sınırlarını, yerlerini tayin edemezler. Meseleye genel hatlarıyla yaklaşırlar. Sanki Sünnilik ile Şiilik arasında münhasıran ittihat konusu varmış gibi davranırlar. Karşı tarafın vartalarını göremezler. Arada sadece birlik unsurlarına ehemmiyet verirler. Aradaki ayrılık meselelerini derinlemesine bilemezler. Ehl-i kıblenin birliği ve ittihad-ı İslam hatları üzerinden yürürler. Hatları netleştirmek isterken birbirine karıştırırlar. Halbuki burası ulemanın vaziyet edeceği şüpheli alandır. Avamın bu alandan sakınması ve sınırları aşmaması iktiza eder. Helaller ve haramlar gibi net olmadığından şüpheli alanda yolunu bulması zordur.

Salif dinlerde kitapların hıfzı için ulema tevkil edilmiş ve görevlendirilmiştir. Tevrat vesaire kitapların hıfzı ehli kitabın alimlerine tevdi edilmiştir. Kur'an-ı Kerim’in korunması ise bizzat Cenab-ı Hak tarafından tekeffül edilmiş, üstlenilmiştir. Lakin Kur'an-ı Kerim'in anlaşılmasında ve dinin korunmasında yine alimler görevlidir.

Bunu somut bir misalle hatıratında dile getiren merhum Erzurum uleması ve eşrafından Mehmed Kırkıncı hoca olmuştur. Akli ve nakli ilimlerde temayüz eden Erzurum'un medar-ı iftiharlarından olan Mehmet Kırkıncı hoca Hayatım Hatıralarım adlı kıymetli eserinde bu meseleyi alimler üzerinden çok güzel izah eder. İstanbul seyahatlerinden birinde İsmail Özdoğan'ın sahibi olduğu Enderun Kitabevine uğrar. Orada bazı kanı kaynayan meraklı gençler Mehmet Kırkıncı hocayı tanıyamazlar ve Ebu's Suud Efendinin Fetvaları üzerinden bir tartışma yürütürler. Humeyni Devrimi meselesi konu edilir. Gençler Mehmet Kırkıncı hocanın tepkisini merak etmektedirler. Erzurum’da böyle bir akım veya dalga olup olmadığını sorarlar. Hoca onlara yerinde ve tumturaklı bir cevap verir. O da şudur: Erzurum ulema yatağıdır orada batıl mezhepler barınamazlar. Yani İslam'ın sınırlarını beklerler. Erzurum nasıl serhat yani sınır ilimiz ise alimleri de İslam'ın sınırlarının bekçileridir. Kolay kolay batıla geçit vermezler. Erzurum da batıla geçit vermeyen yasak şehirlerden birisidir. İslami anlayışın sigortası alimlerdir. Günümüzde dinin sınırları koruyan ve üzerinde titreyen hocalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.