İçişleri Bakanı Namık Gedik, Said Nursi'ye dost mu düşman mı?

İçişleri Bakanı Namık Gedik, Said Nursi'ye dost mu düşman mı?

Adnan Menderes’in İçişleri Bakanı Namık Gedik, özel yazışmalarında Said Nursi’yi öven ifadeler kullanmıştı. Ancak Gedik’in Said Nursi hakkında “çöp arabasına koyun” dediği de iddia ediliyor. Gedik’in gerçek görüşü nedir? Ayrıntılar haberimizde…

İbrahim Doğru-Risale Haber

Eski İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik'in naaşının, Adnan Menderes Anıt Mezarı'nın bulunduğu alana nakledilerek defnedilmesinin kararlaştırılması, 27 Mayıs 1960 darbesinin ilk günlerinde “intihar ettiği” ileri sürülen Demokrat Parti'nin önemli isimlerinden Gedik'i yeniden gündeme taşıdı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 17 Eylül 2026'da yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Namık Gedik'in naaşının Adnan Menderes Anıt Mezarı'nın bulunduğu alana nakledilerek defnedilmesinin kararlaştırıldığını duyurdu.

RİSALE-İ NUR CAMİASINDA NAMIK GEDİK OLAYI

Gedik'in adı, Risale-i Nur camiasında ise özellikle Bediüzzaman Said Nursî'nin Urfa’da vefat ettiği günlerde yaşananlar sebebiyle tartışmalı bir şekilde anılıyor.

Yıllardır yaygın biçimde anlatılan bir rivayete göre Gedik, Bediüzzaman'ın Urfa'dan çıkarılarak Isparta'ya gönderilmesini istemiş, hatta “çöp arabasına koyun” şeklinde talimat vermişti.

Ancak başka belgeler ve yazılar, bu iddiaların sorgulanmasını gerektiren önemli bilgiler ortaya koyuyor.

Dahası, Said Nursi’nin kendi eserinde Namık Gedik için kullandığı ifade oldukça dikkat çekici: “İslâmiyete ciddî taraftar Dahiliye Vekili Namık Gedik...”

Peki bu iki tablo nasıl bağdaştırılabilir?

BEDİÜZZAMAN, NAMIK GEDİK'İ NEDEN GÖRMEK İSTEMİŞTİ?

Meselenin en önemli belgelerinden biri, Bediüzzaman Said Nursî'nin Emirdağ Lâhikası'nda yer alan mektubudur.

Bediüzzaman, Ankara'ya geliş sebeplerinden birini açıklarken Namık Gedik'i özellikle zikrediyor:

“Ankara'ya bu defa geldiğimin mühim bir sebebi, İslâmiyete ciddî taraftar Dahiliye Vekili Namık Gedik'i görmek...”

Bediüzzaman bununla da yetinmiyor ve devamında, Namık Gedik'in de hatırı için Ankara'ya geldiğini ifade ediyor:

“Bu ise, bu mesele için otuz sene siyaseti terk ettiğim halde, bu nokta hatırı için Namık Gedik'i görmek istedim ve geldim.”

Ardından Adnan Menderes, Namık Gedik ve Tevfik İleri'nin hatırı için başka yere gitmediğini söylüyor. (https://www.risalehaber.com/bediuzzaman-ayasofya-muzahrafattan-temizlenip-ibadet-mahalli-yapilmali-340113h.htm )

Bu ifadeden açıkça görülen husus şudur:

Said Nursi, en azından söz konusu dönemde Namık Gedik'i İslâmiyet'e ciddi şekilde taraftar bir devlet adamı olarak görmektedir.

NAMIK GEDİK'İN KENDİ BELGESİ

Namık Gedik ile Said Nursî arasındaki ilişki açısından belki de en önemli belge, Gedik'in kendi kaleminden çıkan 13 Nisan 1960 tarihli metindir.

Bu belge, Risale Haber'in 2015 yılında yayımladığı haberde kamuoyuna aktarıldı.

Gedik, belgede 21 Aralık 1959'da Ankara'daki Beyrut Palas Oteli'nde Said Nursi’yi ziyaret ettiğini anlatıyor.

Said Nursi’nin kendisine, Adnan Menderes'e verilmek üzere bir Hilye-i Saadet teslim ettiğini belirten Gedik, Said Nursî'nin bu hilyeye nasıl muamele ettiğini de anlatıyor.

Gedik'in aktardığına göre Said Nursi, Hilye-i Saadet'i her sabah namazından önce üç defa öpüyor, alnına götürüyor, Peygamber Efendimiz'e (asm) dua ediyor ve gözyaşları hilyenin üzerine dökülüyordu. ( https://www.risalehaber.com/said-nursi-ve-menderesin-gozyasiyla-bulusan-belge-233185h.htm )

Ardından bu emaneti Adnan Menderes'e verilmek üzere Gedik'e teslim ediyordu.

“İKİ ÖNEMLİ ŞAHSİYETİN GÖZYAŞLARI”

Gedik'in belgesindeki en dikkat çekici bölüm ise Hilye-i Saadet'in Menderes'e teslim edilmesinden sonraki süreci anlatıyor.

Gedik, Menderes'in de hilyeyi sabah namazından önce öpüp Peygamber Efendimiz'e (asm) dua ettiğini ve gözyaşı döktüğünü yazıyor.

Ancak Menderes, emaneti taşıyamayacağını söyleyerek tekrar Gedik'e teslim ediyor. Gedik ise emaneti sakladığını belirtiyor ve çocuklarına şu vasiyette bulunuyor:

“Bu Hilye-i Saadet gözyaşları ile yoğrulmuş... iki önemli şahsiyetin... gözyaşları ile yoğrulmuş bu emaneti gelecek nesillere anlatınız...”

Belgenin altında, “13 Nisan 1960 – Dahiliye Vekili Namık Gedik” ifadesi bulunuyor.

namikgedik.jpg

Bu belge, Gedik'in Said Nursî'ye ilişkin düşüncesi bakımından son derece önemlidir.

Çünkü burada anlatılan kişi, Said Nursî'yi küçümseyen veya ona düşmanlık besleyen bir devlet adamı olarak değil, Said Nursi’yi bizzat ziyaret eden ve onun Hz. Peygamber'e (asm) duyduğu sevgiyi kendi kalemiyle anlatan bir isim olarak karşımıza çıkıyor.

PEKİ “ÇÖP ARABASI” İDDİASI NEREDEN GELİYOR?

Namık Gedik'in Said Nursî'ye karşı olumsuz tutum içinde olduğu yönündeki ifadelerin temelinde, Bediüzzaman'ın 1960 yılının Mart ayında Urfa'da bulunması sırasında yaşananlar bulunuyor.

Bazı kaynaklarda, hükümetin Bediüzzaman'ın Urfa'dan Isparta'ya gönderilmesini istediği ve İçişleri Bakanı Namık Gedik'in bu konuda talimat verdiği anlatılıyor.

Risale Haber'de Mustafa Özcan'ın 2011 tarihli yazısında da bu rivayet açık şekilde ele alınıyor.

Özcan, Nur talebeleri arasında yaygın olan anlatıya göre Gedik'in Bediüzzaman'ın Urfa'dan tahliyesini istediğini aktarıyor. Ancak aynı yazıda önemli bir ayrıntıya da yer veriyor:

Araştırmacı İhsan Atasoy'un, yaşanan sıkıntıları kabul etmekle birlikte “çöp arabası” ibaresinin geçmediğini söylediğini belirtiyor. ( https://www.risalehaber.com/suleyman-hilmi-tunahan-ve-namik-gedik-9954yy.htm )

Dolayısıyla burada iki ayrı iddiayı birbirinden ayırmak gerekiyor:

Birinci iddia: Hükümet, Said Nursi’nin Urfa'dan çıkarılmasını ve Isparta'ya gönderilmesini istedi.

İkinci iddia: Namık Gedik bizzat “çöp arabasına koyun” talimatı verdi.

İlk iddia hakkında çeşitli anlatımlar bulunurken, ikinci iddianın doğrudan Gedik'in ağzından veya imzalı bir belgeyle ortaya konulduğu görülmüyor.

GEDİK'İ SAVUNAN GÖRÜŞLER

Risale Haber arşivinde, Namık Gedik hakkındaki bu yaygın iddiayı açıkça sorgulayan bir yazı da bulunuyor.

Hüseyin Çeşitcioğlu'nun 2018 tarihli “Namık Gedik'i kurtarmak!” başlıklı yazısında, “çöp arabası” sözünün kaynağı sorgulanıyor.

Yazar, Nurcular açısından bu konuda kaynaklandırılmamış bir iddia bulunduğunu, “çöp kamyonuyla getirin” şeklindeki ifadenin sonradan öne çıktığını belirtiyor.

Aynı yazıda Bediüzzaman'ın Emirdağ Lâhikası'ndaki Namık Gedik hakkındaki olumlu ifadeleri de yeniden gündeme getiriliyor. ( https://www.risalehaber.com/namik-gediki-kurtarmak-20426yy.htm )

Yazıda ayrıca Bediüzzaman'ın Namık Gedik hakkında Emirdağ Lâhikası'nda yer alan ifadelerinin üç ayrı bölümde değerlendirildiği belirtiliyor.

“GEDİK'İ AKLAMAK DOĞRU DEĞİL” DİYENLER DE VAR

Öte yandan Gedik'in tamamen olumlu bir portre olarak sunulmasına itiraz eden yazılar da mevcut.

Mustafa Özcan'ın 3 Nisan 2011 tarihli yazısı bunlardan biri.

Özcan, Bediüzzaman'ın Gedik hakkındaki olumlu ifadeleri ile Gedik'in Urfa sürecindeki iddia edilen tasarruflarını birbirinden ayırmak gerektiğini savunuyor.

Yazısında, Bediüzzaman'ın Gedik'i olumlu şekilde zikretmesinin, onun sonraki bütün icraatlarının olumlu kabul edilmesini gerektirmeyeceğini belirtiyor.

Ayrıca Namık Gedik hakkındaki olumsuz kanaatin yalnızca Nur talebelerine ait olmadığını, Süleyman Hilmi Tunahan'ın talebeleri arasında da Gedik'in İçişleri Bakanlığı dönemine yönelik olumsuz değerlendirmeler bulunduğunu aktarıyor. (https://www.risalehaber.com/suleyman-hilmi-tunahan-ve-namik-gedik-9954yy.htm)

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise yazının kendisinin de “tarihi rivayetler ve tanıklıklar içinde kesin bir hüküm verme durumunda değiliz” demesidir.

EŞREF EDİB'İN AĞIR ELEŞTİRİSİ

Gedik hakkında olumsuz kanaatin yaygınlaşmasında Eşref Edib'in yazılarının da önemli bir yeri bulunuyor.

Eşref Edib'in Namık Gedik'in ölümünden sonra onun hakkında son derece sert ifadeler kullandığı belirtiliyor.

BELGENİN ORTAYA KOYDUĞU 5 ÖNEMLİ NOKTA

1. Gedik, Said Nursi’yi bizzat ziyaret etti

Kendi belgesine göre Namık Gedik, 21 Aralık 1959'da Ankara Beyrut Palas Oteli'nde Bediüzzaman Said Nursî'yi ziyaret etti.

2. Bediüzzaman ona bir emanet verdi

Said Nursî, Hilye-i Saadet'i Adnan Menderes'e ulaştırması için Gedik'e teslim etti.

3. Gedik, Said Nursi’nin Peygamber sevgisini anlattı

Gedik'in kendi kaleminden çıkan belgede, Said Nursi’nin hilyeyi öptüğü, alnına götürdüğü, dua ettiği ve gözyaşı döktüğü anlatılıyor.

4. Gedik, Menderes'in de aynı hilyeye gözyaşı döktüğünü yazdı

Belgede Menderes'in de hilyeye hürmet gösterdiği ve gözyaşı döktüğü aktarılıyor.

5. Gedik, emaneti çocuklarına vasiyet etti

Gedik, iki önemli şahsiyetin gözyaşlarıyla yoğrulduğunu söylediği emaneti gelecek nesillere anlatmaları için çocuklarına vasiyet etti.

O HALDE NAMIK GEDİK SAİD NURSÎ'Yİ SEVİYOR MUYDU?

Mevcut belgelerden hareketle bu soruya kesin bir “evet” veya “hayır” cevabı vermek yerine, eldeki kaynakları birbirinden ayırmak gerekiyor.

Said Nursi’nin kendi yazılı ifadeleri açısından: Namık Gedik hakkında olumlu bir değerlendirme vardır. Said Nursi onu “İslâmiyete ciddî taraftar” olarak nitelemiş ve onun hatırı için Ankara'ya geldiğini yazmıştır.

Namık Gedik'in kendi yazılı belgesi açısından: Gedik, Said Nursî'yi ziyaret etmiş, onun Peygamber sevgisini anlatmış ve Said Nursî'nin verdiği emaneti büyük bir önemle muhafaza etmiştir.

Urfa hadisesi açısından: Hükümetin Said Nursî'nin Urfa'dan çıkarılması yönündeki tutumu ve Gedik'in bu süreçteki rolü hakkında olumsuz anlatımlar vardır. Ancak “çöp arabası” sözünün doğrudan Gedik'e ait olduğunu gösteren birincil belge ortaya konulmuş değildir.

Dolayısıyla tarihî kaynaklar birlikte okunduğunda, Namık Gedik'i yalnızca “Said Nursî düşmanı” şeklinde tanımlamak da, hakkındaki bütün olumsuz anlatımları yok saymak da mevcut kaynakların tamamını karşılamıyor.

Daha dikkatli tarih okuması, Said Nursî'nin Gedik hakkındaki olumlu ifadelerini, Gedik'in kendi belgesini ve 1960 Urfa hadisesine ilişkin olumsuz anlatımları ayrı ayrı değerlendirmeyi gerektiriyor.

DİKKAT ÇEKİCİ KRONOLOJİ

21 Aralık 1959: Namık Gedik, kendi belgesine göre Said Nursî'yi Ankara Beyrut Palas Oteli'nde ziyaret etti.

31 Aralık 1959 – 1 Ocak 1960: Said Nursi Ankara'da bulunduğu dönemde Namık Gedik'i görmek istediğini ve onun hatırı için geldiğini yazdı.

23 Mart 1960: Bediüzzaman Said Nursî Urfa'da vefat etti.

13 Nisan 1960: Namık Gedik, Said Nursî ve Adnan Menderes'le ilgili Hilye-i Saadet hadisesini anlatan belgesini kaleme aldı.

27 Mayıs 1960: Demokrat Parti iktidarına yönelik askerî darbe gerçekleşti.

30 Mayıs 1960: Namık Gedik, Ankara Harp Okulu'nda intihar etti; ölümünün nasıl gerçekleştiği konusunda tarih boyunca farklı değerlendirmeler yapıldı.

17 Eylül 2026: İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gedik'in naaşının Adnan Menderes Anıt Mezarı'nın bulunduğu alana nakledileceğini açıkladı.

Namık Gedik'in yeniden Menderes'in yanına defnedilecek olması, 1960 Türkiye'sinin tartışmalı siyasi atmosferini yeniden gündeme getirirken, onun Said Nursî ile ilişkisine dair tartışmanın da rivayetlerden ziyade belgeler üzerinden yeniden ele alınması için bir fırsat oluşturuyor.

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.