Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ

Prof. Dr. Musa Kazım YILMAZ

Uhuvvet Risalesi ve Kardeşlik Hukuku

1) Allah Hucûrât 10. ayette şöyle buyuruyor: (إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ) “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.[1] Bu ayet, dünya Müslümanlarının evrensel kardeşliğinin temelini oluşturmaktadır. Yani başkaları değil, sadece müminler kardeştir. Nitekim başka din mensupları arasında “kardeşlik” derecesinde bir yakınlaşmanın olduğunu söylemek kolay değildir. Hz. Peygamber (s), İslam kardeşliğinin bu üstün faziletini değişik vesilelerle dile getirmektedir.

2)Aralarını düzeltin” anlamındaki (فَأَصْلِحُوا)’nun başındaki (فَ) harfi takip içindir. Bu da, dargın olan mümin kardeşlerin arasını acilen düzeltmenin imanın bir gereği olduğuna delalet etmektedir.[2] Nitekim Allah bir başka ayette, “Eğer siz gerçek müminler iseniz Allah’a karşı saygısızlıktan sakının, aranızı düzeltin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin[3] buyuruyor. “Islah-ı zat-ı Beyn” denilen arayı düzeltmek ve dargınları barıştırmak, tıpkı sadaka vermek kadar hayırlı bir iştir. Bu ilahî emre göre dargın iki Müslümanı barıştırmak müminlerin üzerine farzdır.

Müslümanın Müslümanla dargın durması, kardeşlik hukukuna riayet etmek bakımından helâl değildir. Hadis-i şerife göre bir müminin mümin kardeşine dargın durma hakkı üç gündür. Üç günün sonunda kim barışa yanaşırsa sevabın büyüğüne o nail olur. Din kardeşliği İslam toplumunun en önemli temel dinamiklerinden birisi olduğu için, her müminin kardeşlik hukukuna riayet etmesi gerekir.

3) Bediüzzaman 22. Mektupta, müminlerin kardeşliğini ilan eden(إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ) ayetini ve benzer manadaki iki ayeti tefsir ediyor. İman kardeşliğinin ahlâkını merkeze alan ve “Uhuvvet Risalesi” adıyla bilinen bu risale, Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağının nasıl korunacağını ve müminler arasında ortaya çıkan kırgınlık, dargınlık, düşmanlık, haset ve ihtilafların hangi esaslarla giderilebileceğini anlatmaktadır. Bu açıdan denilebilir ki Uhuvvet Risalesi, iman kardeşliğinin tesisi konusunda tam bir manifestodur.

4) Risalenin verdiği mesaj, özünde insanın kendi nefsini merkeze koymaktan vazgeçmesine ve mümin kardeşine karşı adil olmasına yöneliktir. Özeti şudur: Müslüman eğer önce kendi kusurunu görür, kardeşinin iyiliğini ister, ona karşı adil davranır da farklılıkları düşmanlık sebebi yapmazsa, İslam toplumunda “Mü’minler ancak kardeştirler” ayetinin ifade ettiği gerçek uhuvvet gerçekleşir. Şüphesiz böyle bir kardeşlik yalnızca iki insan arasındaki ilişkiyi düzeltmez; aileden cemaate, cemaatten topluma kadar uzanan bir güven ve dayanışma kültürünün temelini oluşturur.

5) Bediüzzaman Uhuvvet Risalesi’nde birkaç yönden dikkatleri adalet ve insafın üzerine topluyor. Ona göre bir insanın bir konuda hatalı olması, onun bütün iyiliklerini yok saymayı gerektirmez. O halde insanı değerlendirirken sadece olumsuz taraflarına bakmak doğru bir yaklaşım değildir. Bir kardeşimizin bir kusuru varsa, dokuz güzel tarafını görmezden gelip yalnızca bir kusuruna odaklanmak adaletle ve insafla bağdaşmaz.

O’na göre Müslümanların birbirleriyle ilişkileri yalnızca sosyal veya kültürel bir mesele değildir; doğrudan doğruya imanın bir gereğidir. Çünkü iman insanları aynı Allah’a, aynı Peygamber’e, aynı kitaba ve aynı kıbleye bağlayan çok güçlü bir ortak zemin oluşturmaktadır. Müminler arasında bu derece güçlü birlikler varken örümcek ağı gibi önemsiz şeyleri tercih edip mümine karşı hakikî adavet etmek ve kin bağlamak, o birlik rabıtalarına ve kardeşliğe büyük bir hürmetsizliktir.

6) Risalenin hareket noktalarından birisi, insanın başkasına karşı düşmanlık beslemesinin çoğu zaman kendi gerçek menfaatleriyle çeliştiğidir. İnsan, geçici farklılıklara odaklanırken kendisini bağlayan daha büyük ortak noktaları gözden kaçırabilir. Bu bağlamda Bediüzzaman müminin vücudunu bir hane-i rabbaniyeye ve bir sefine-i ilahiyeye benzetir. Müminler arasında iman, İslâmiyet, insaniyet ve komşuluk gibi çok kuvvetli bağlar varken cani bir sıfat yüzünden mümine kin bağlamak, o gemiyi batırmak ve o evi yakmak kadar büyük bir zulümdür. Hatta bir tane masum, dokuz tane cani sıfat bulunsa dahi adil hiçbir kanun o haneyi yakamaz ve o gemiyi batıramaz. İşte Bediüzzaman, Müslümanların birbirlerine karşı sevgi ve merhamet göstermelerini yalnızca güzel bir ahlâk davranışı olarak değil, iman kardeşliğinin zorunlu bir sonucu olarak kabul ediyor.

7) Uhuvvet Risalesi’nin dikkat çekici yönlerinden birisi de, ihtilafın psikolojik sebeplerine temas etmesidir. Bediüzzaman, insanların çoğu zaman kendi kusurlarını görmek yerine başkasının kusurunu büyütmeye meylettiğini belirtir. Bir insan, kardeşinin tek bir hatası sebebiyle bütün şahsiyetini görmezden gelebiliyor. Böylece küçük bir mesele zamanla kin ve düşmanlığa dönüşebiliyor. Üstad kişiyi, başkasının kusuruna bakarken daha adil olmaya çağırıyor ve: “Adavet etmek istersen, kalbindeki adavete, nefs-i emarene ve heva-i nafsine adavet et, ıslahına çalış. O muzır nefsin hatırı için, müminlere adavet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen; kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adavet et” diyor. Yani insan kendi nefsinin kusurlarını hatırlamalı, başkasının hatasını büyütmemeli ve mümkün olduğu kadar hüsn-ü zanda bulunmalıdır.

8) Risalenin üzerinde durduğu bir başka mesele hasettir. Hasut insan, başkasının sahip olduğu nimetleri kendisi için bir kayıp gibi görüyor. Bir kardeşimizin başarılı olması, zenginleşmesi, ilim sahibi olması veya toplumda saygınlık kazanması bazen nefsimizde kıskançlık meydana getirebilir. Oysa Allah’ın nimetleri sınırsızdır; sana verilen nimet, başkasının hakkından eksiltilmiş değildir. Dolayısıyla mümin, kardeşinin başarısını kendi başarısına rakip görmek yerine bundan memnuniyet duymalıdır. Uhuvvet Risalesinde kin ve haset konusunda şu çarpıcı ifadeler yer alır:

Ehl-i kin ve adavet hem nefsine, hem mümin kardeşine, hem rahmet-i İlahiyeye zulmeder, tecavüz eder. Çünkü kin ve adavet ile nefsini bir azab-ı elîmde bırakır. Hasmındaki nimetlerden gelen azabı ve elemi nefsine çektirir, nefsine zulmeder. Eğer adavet hasetten gelse, o bütün bütün azapdır. Çünkü haset evvelâ haset edeni ezer, mahveder, yandırır. Haset edilen kişi hakkında zararı ya azdır veya yoktur.”

Kısacası Uhuvvet Risalesi, kardeşliği sadece duygusal bir yakınlık olarak değil, belirli ahlâkî ve fikrî prensiplere dayanan bir hayat disiplini olarak ele alıyor. Hüsn-ü zan, adalet, insaf, tevazu, kin ve hasetten uzak durma, kusurları büyütmeme, affedicilik, dayanışma ve ortak gayeye yönelme bu disiplinin temel unsurlarıdır.

9) Bu yönüyle Uhuvvet Risalesi, “İnsanlar nasıl daha iyi geçinir?” sorusundan daha derin, “İman, insanın nefsini ve benliğini nasıl dönüştürmelidir, mümin nasıl güzel ahlak sahibi olmalıdır?” şeklinde bir sorunun cevabını veriyor. Bediüzzaman’ın cevabı açıktır. Özetle şöyle der: “Mümin kardeşinden sana gelen bir fenalığı bütünüyle ona verip, onu mahkûm edemezsin. Çünkü evvelâ, o fenalıkta kaderin bir hissesi var. Kaderin bu hissesine razı olmak gerekir. İkincisi, nefis ve şeytanın hissesini de ayırıp o adama adavet değil, nefsine mlup olduğundan ona acımak ve pişmanlık duyacağını beklemek gerekir. Üçüncüsü, sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör, bir hisse de ona ver. Sonra geride kalan küçük bir hisseye karşı en hızlı şekilde hasmını mağlup etmek için affetmekle mukabelede bulunsan, zulümden ve zarardan kurtulursun.”[4]

Biz Müslümanlar, hem ülke içinde hem İslam dünyasında uhuvvete [iman kardeşliğine] şiddetle muhtacız. Zira uhuvvet tesis edilmeden ülke içinde birliktelik ve âlem-i İslam’da ittihadın gerçekleşmesi zordur. Bu yüzden sadece Türkiye değil, bütün âlem-i İslam Uhuvvet Risalesini rehber edinip ihtilaflara bir an önce son vermelidir. Allah ülke içindeki iman kardeşliğimizi daim ve yakın bir gelecekte ittihad-ı İslam’ı kaim eylesin. Âmin…

[1] Hucurat, 49/10.

[2] Alusî, a.g.e, XXVI/155.

[3] Enfal/8/1.

[4] 22. Mektup, 4. Vecih, 4. Düstur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.