Habibi Nacar YILMAZ
O'nun (asm) Sıdkına ve Haşyetli Takvasına En Açık Delil Olan Âyet: (Ahzab-37)
"Kendi yalancı vehmini, hezeyanca aklını, aldatıcı nefsini tasdik edip hiçbir vechile hulf (yalan ve aldatmaya) ve hilafa mecburiyeti olmayan ve hiçbir vechile hilaf, onun izzet ve haysiyetine yakışmayan ve bütün görünen şeyler ve işler, sıdkına ve hakkaniyetine şehadet eden bir zâtı tekzib ediyorsun."
"Yalancı vehmini tasdik eden" zındıka tayfasının sayfalarında, en sık denk geldiğim âyet, Ahzab Suresinin 37. âyetidir. Hakikat, güzellik ve memleket hayrına değil teklifleri, bir çift kelâmlarına dahi denk gelmediğim bu mahut zümre, Kur'an ve Hz. Peygamber aleyhine arayıp bulabildikleri ne varsa; araştırmadan, anlayıp dinlemeden dalıyorlar. Mukaddesat aleyhine olan her şeyi de elleri çatlarcasına alkışlıyorlar. İçlerinde okumuş yazmışlar da var maalesef. Bu zümre de belki bir aferin alırım, diye bu iflah kabul etmez çoğunluğa tabi olmayı daha kolay buluyor. Bazı sözde ilahiyatçılar da bunlara çanak tutuyor.
Hani merhum şair:
"Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek,
Siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl,
Bu ifritten sualin kılını çekmez akıl."
diyor ya.
Tam da bunları tarif ediyor. Niçin? Yaşadıkları ölümle, nereye gideceklerini soruyorsun. Tam bir leş cevabı veriyorlar. Bu azgın grup, ne sözden ne ikazdan anlıyor. Verdiğimiz cevaplar, onların azgınlığını ve gayzını daha da arttırıyor. "Ölümlü yalan" içinde yuvarlanıyorlar. Ama bu yalanlarının da ölümlü olduğundan bihaberler.
Eski zamanın münafıklarından da beter bu yeni zamanın ehl-i dalâleti, başta da verdiğimiz gibi Ahzab Suresinin 37. âyetini dillerine dolamışlar. Halbuki ehl-i hakikat ve aklı çürememiş, kalbi bozulmamış her akl-ı selim, bu âyeti, Hz. Peygamber Aleyhisselâmın sıdkına, nübüvvetine, pek yüksek olan haşmetli takvasına, yüksek iffet ve ahlakına açık ve yüksek bir delil olarak görüyor.
Hatta, Hazret-i Aişe validemiz:"Resulullah Aleyhisselatu Vesselam, Kitabullah'tan bir şeyler gizleseydi, bu âyetin 'Nefsinde de Allah'ın meydana çıkaracağı bir şeyi gizliyordun.' kısmını gizlerdi." buyuruyordu. Cenab-ı Allah'ın evvelinde Peygamberimize vahiyle bildirdiği, fakat Hz. Peygamberin(ASM) nefsinde gizlediği husus neydi? İsterseniz, bunu âyetin bütününün mealini vererek öğrenmiş olalım.
"Hani (sen) kendisine hem Allah'ın nimet verdiği hem de senin nimet verdiğin kimseye (Zeyd'e) 'Zevceni üzerinde (nikâhında) tut ve Allah'tan kork.' diyordun. Allah'ın kendisini ortaya çıkarıcı olduğu şeyi ise, içinde gizliyordun ve insanlardan çekiniyordun.Halbuki Allah, kendisinden çekinmeye daha lâyıktır. Buna rağmen Zeyd (kendisini fazilet cihetiyle ona koca olarak denk görmediğinden) ondan ihtiyacı (olan boşamasını) yerine getirince, onu sana biz nikâhladık; tâ ki kendi zevcelerinden alakalarını kestikleri zaman, evlatlıklarının zevcleriyle evlenmeleri hususunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Ve Allah'ın emri böylece yerine getirilmiş oldu."
Âyet biraz uzun ama murad-İlâhî ancak böyle anlatılmış. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, Hazret-i Aişe validemiz diyor ki "Resulullah gizleseydi bu âyette geçen ve eski zaman münafıklarının ve yeni zaman ehl-i dalâletinin en fazla serrişte ettikleri âyetin içinde geçen 'Allah'ın kendisini ortaya çıkarıcı olduğu şeyi ise içinde saklıyordun.'kısmı olurdu."
Hz. Peygamber, köleliği bitiren ilk uygulama olarak fidyesiz serbest bıraktığı ve oğlum hitabına mazhar ettiği Zeyd'e (ra) hanım olarak yakın akrabası Zeynep validemizi eş olarak münasip görmüştü. Her yönüyle tanıdığı Zeynep'in(ra) nikahını Zeyd'e (ra)kıyması gösteriyor ki sonradan tahakkuk edecek murad-ı İlâhiye muttali olması, bu nikâhtan sonraydı.
Ama Hazret-i Zeynep, ancak bir peygambere eş olacak evsaftaki maneviyatı ile, Zeyd (ra) ile bir imtizaçsızlık içindeydi. Bu husus, birkaç defa Hz.Peygamber'e aktarıldı. Ama Hazret-i Peygamber, Zeyd'e nikâhın devam etmesi noktasında tavsiyelerde bulundu ve onu "Allah'tan kork." diye de ikaz etti.
İmtizaçsızlık boşanma ile neticelenince de Hazret-i Peygamber (ASM) Allah'ın "Biz onu sana nikâhladık." açık ve kat'i emriyle Hz Zeynep'i nikâhına aldı.Yoksa,bu nikâh (haşa) nefis arzusu ile değildi.
Hz. Zeynep'in, Zeyd ile nikâhından boşanmasına ve Hz. Peygamber ile evlenmesine kadar olanlar; evvela, köleye insan olarak bakmamayı ortadan kaldırıyordu. İkinci olarak, bir köle ile soylu biri evlenerek, soylu ile köle arasındaki uçurum kalkıyordu. Daha önemlisi, Müslüman'dan boşanan biriyle evlenilmez, düşüncesi, ortadan kalkıyordu. Hazret-i Peygamberin evlendiği hanımlardan tek kız olan Hz Aişe validemiz ile evlenmeseydi, kız ile evlenilmez, geleneği sünnet olarak Müslümanlar arasında yaygınlaşacaktı. Bu akd-i İlâhî ile gerçekleşen nikâhtaki en önemli husus ise, nesebî olmayan, sadece oğulluk olarak alınan ve 'oğlum' hitabına muhatap olanların gerçek oğul olamayacağı; onların boşadıkları ve kızlarıyla evlenebilineceği, son peygamber uygulaması ile gösteriliyordu. Başka türlü, bu güçlü gelenek ortadan kaldırılamazdı.
Evet dostlar, "O dâmen-i mualla'ya (yüksek iffet sahibi Zâta) şöyle pest (aşağı) şüphelerle" yaklaşmaya çalışan ve dinin neredeyse yarısının sahih kaynağı olan çeşitli meşrep, huy ve sosyal hayattaki hanımlarla evliliklerine dil uzatan, ruh ve aklı felçli kesim, O'nun (ASM) nezih hayatını bilmedikleri gibi; müsteşrik ve münafık dedikodularıyla, İslam'ın bu ana kaynağında delik açmaya çalışıyorlar. Çünkü Resulullah'a sürdükleri her leke ile, O'nun İslam davasında açık binlerce kapıdan birini daha kapayacaklarını zannediyorlar. Hâlbuki o Zât Aleyhisselâm, her bir hareketi, sükûn, ahval ve akvalinde "en mükemmel bir insan-ı kâmil ve mürşid-i ekmeldir." Bütün siyer-i seniyesinde olduğu gibi, nezih evliliklerinde de önemli tabuları yıktığı gibi, yirmi beş yaşından (Üstad kırk diyor, ama bunu elli ikiye kadar da uzatabiliriz.) tek ve yaşlıca, hem de üçüncü evliliğini yapan Hatice validemizle yetinmesi gösteriyor ki onun evlilikleri nefsani değil; yukarıda da bir kısmını izah ettiğimiz gibi, başka ehemmiyetli hikmetlere müstenittir.
Selam ve dua ile.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.