Batı, Suriye’de ne istediğini bile bilmiyor
Suriye’de devam eden ve resmî rakamlara göre dahi 100 binden fazla insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca Suriyelinin evlerini terk ettiği iç savaşta bininci gün aşıldı.
Cemalettin Kanaş'ın haberi:
Çiğnenmedik kural bırakmayan bu vahşi savaş, tüm dünyanın gözleri önünde bir insanlık dramına sebep olmaya devam ediyor. İran ve Rusya ile daha çok BM Güvenlik Kurulu’ndaki koltuk gücüyle destek veren Çin zalimce olsa da ne istediğini bilen bir görüntü veriyor: Rejimi ayakta tutmak.
Yerel düzeyde başlasa da kısa zamanda uluslararasılaşan bu vekâlet (proxy) savaşında Türkiye, rejime karşı tavrını en net biçimde geçen sene bu tarihlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ağzından “Esed’in elini sıkmaktansa istifa edeceğini” açıklayarak duyurmuştu. Davutoğlu, siyasi kariyerinden önce kaleme aldığı Stratejik Derinlik isimli kitabında, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde uzun zamandır edilgenleştirildiğini ve bölgede güvenliği sağlamanın yükünü taşıyan ancak ekonominin nimetlerinden mahrum edilen bir konumda tutulduğunu yazmıştı. Herhangi bir nimetin söz konusu olmadığı bu savaşta Türkiye’nin maliyetleri üstlenmeye devam ettiğinde ise şüphe yok.
Sık sık dünyaya demokrasi mesajları veren Batılı güçler ise iç savaşta açıkça rejimden yana olanların aksine ikircikli bir görüntü veriyor. İngiltere’nin saygın düşünce kuruluşu Chatham House geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir makalede Batılı ülkelerin bu durumunun çelişkili hedefler taşımaktan kaynaklandığı yazıldı. “Suriye’ye Yönelik Batılı Stratejiyi Yeniden Düzenlemek” başlıklı yazı, ünlü düşünce kuruluşunun Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı Başkan Yardımcısı Jane Kinninmont’un imzasını taşıyor. Uzman Yorumu şeklinde sunulan yazıda, vahşetin Batılı hükümetler nezdinde normalleştiği ifade ediliyor.
Kinninmont, rejimin düşme hızı konusunda hesap hatası yapmakla eleştirdiği Batılı hükümetlerin insancıl saikler, çatışmayı bitirmek, stratejik kazanç, terörle mücadele ve kimyasal silahların imhası gibi çeşitli hedefler arasında kafa karışıklığı yaşadığını yazdı. Yazar, uzun süre rejimin düşürülmesinin gereğine vurgu yapan hükümetlerin kimyasal silahları imha planlarında ise rejimle işbirliği içine girdiğine dikkat çekiyor.
Ardı ardına sıraladığı eleştirileri, tavsiyeleriyle destekleyen uzman, en kısa zamanda BM barış gücünün bölgeye konuşlandırılması gerektiğini belirtiyor. ABD’nin Irak operasyonunda yaptığı emniyet ve orduyu feshetme hatasına düşülmesinin vahim sonuçları olacağını söyleyen yazar, ülkede istikrar ve huzurun sağlanması için ise güvenlik güçleriyle işbirliğini işaret ediyor. Yazıda, terörle mücadele, emniyet ve ordunun korunması ve istikrarın tesis edilmesi gibi alanlarda ABD ve Rusya arasında fikir birliği olduğuna vurgu yapılıyor ve müştereklerin genişletilmesi tavsiyesinde bulunuluyor.
Batılı hükümetlerin savaşı kendilerinin mesul olmadığı bir mezhep çatışmasından ibaret görmeye meyilli olduğunu söyleyen Kinninmont, bu görüşü reddederek yaşanan vahşette savaşan grupları silahlandıran Batılı hükümetleri de mesul tutuyor. Yazar, yaşanan bunca ölümün ardından çözüm için stratejik çıkarlara dayalı çözümlerin dayatılmaması çağrısında bulunuluyor. Bu çağrı, stratejik çıkarlarla insani değerlerin çatıştığı alanda tavsiyelerin belki de en zayıf halkasını oluşturuyor.
Zaman
