Ali Erkan KAVAKLI

Ali Erkan KAVAKLI

Bahar muştusu ve muhteşem sanatkâra hayranlık

A+A-

Bahar muştusu ve muhteşem sanatkâra hayranlık

1000. konferansımı vermek için memleketim olan Konya’ya gitmiştim. Konferanstan sonra şehrin asfalt, bina ve araba dekoruyla cilalanmış havasından kurtulup köye gidip tabiatın toprak, çiçek, ağaç, böcek, dağ, dere, tepelerle süslü havasını koklamak istedim.

Kavak köyündeki evimizin önüne gelince başım birden kapının yanı başındaki ağaca çevrildi.

“Aman Allah’ım! O ne muhteşem gelinlik!”

Armut ağacının bütün dalları bembeyaz ve gümrah çiçeklerle donanmış. Her biri yumruk büyüklüğünde, külte külte. Çiçek ortasında pembe ve kahverengi renkte tozlaşmayı sağlayan, toplu iğne büyüklüğünde tozlaşma organları var, pırıl pırıl, âdeta ışıldıyorlar. Bal arıları çiçekten çiçeğe heyecanla koşuyor ve “vız vız vız” diyerek sevinç türküleri mırıldanıyorlar. Bu kadar muhteşem çiçekleri bugüne kadar sanki hiç görmemiştim. Çiçeklerin yanı başında yemyeşil yapraklar tomurcuk vermiş. Açık yeşil, ruha muştu sunuyorlar.  Ağacın kökü gri renkte.

Armutun yanı başındaki şeftalinin çiçekleri pespembe. Çiçeklerin epeysi dökülmüş, koyu yeşil ve taze yapraklar tomurcuklanmış. Şeftali daha erken çiçek açmış olmalı, onun yaprakları daha büyük.

Ağaçların dibinde kürek kadar yaprakları ile gülfatmalar püskürmüş. Havaya doğru uzanmaya ve gökteki bulutlara el sallamaya meraklı çiçeklerini vermek için pek iştahlı. Nasıl gümrah ve nasıl şevkliler... Gülfatmanın çiçekleri avuç kadar büyük olur ve onlarca pembe çiçek açar, geçen seneden biliyorum.

Bu muhteşem güzelliğin cazibesine dayanamadım, cep telefonumu çıkarıp fotoğraf çekmeye başladım. Beyaz çiçekleri, yeşil tomurcukları, yeşil yaprakları imrenerek resimledim.

Beyaz çiçeklerin desenini çizen ve onları kara topraktan çıkardığı sütbeyaz renklere boyayan boyacıya hayran oldum. 

Gülfatmanın yanı başında menekşeler var. Koyu yeşil renkteler ve daha büyük alanı kaplamışlar, armutun dibindeki arsayı tamamen kapatmışlar. Bizim evin önündeki 15 metrekarelik toprak alanda kara toprak yok sanki, her yer yemyeşil.

Menekşelerin yanı başında açık yeşil renkli ayrık otları uzanıyor. Gülfatma ve menekşelere, siz havaya doğru savrulun, toprağın üstü benim, dercesine sere serpe yerlere uzanmışlar. Yeşil desenli halı güzelliğinde. Haşmetli mi haşmetli...

Toprağın üzerine böyle canlı desenleri olan halı döşeyen ustaya hayran oldum. Gülfatma ve menekşelerin de resimlerini çektim.

Eve girip annemle selamlaştık, kemikleri dışarı fırlamış, şefkatli elini hasretle öptüm. Bana sarılıp yanaklarımdan öptü. Gözlerinin bulutlandığını hissettim. Annem hep böyledir, köye gelip elini öptüğümde de ayrılırken eline sarıldığımda da gözleri nemlenir. Benim biricik, şefkatli anneciğim.

Üç aydır köyden uzaktım. Annemi çok özlemiştim. Havadan sudan, İstanbul’dan köyden, akrabalardan seçimlerden bahsederek epey bir muhabbet ettik. Akşam oldu. Yemekten sonra çay, sohbet, namaz derken uykumuz geldi ve yattık. 

Ertesi gün yazıya çıktım. Tarlalar yemyeşil. Ekinler diz boyu. Göz alabildiğince koca bir arazi yeşil halıyla kaplı sanki. Yer yer sarı çiçekler var. Mercimek tarlalarında mercimeğin arasında biten sarı otlar harika. Yeşil üstüne sarı boya çekmiş Rabb’im.

Aksaray’ın Sarıyahşi ilçesine konferans vermek üzere giderken gördüğüm manzarayı hatırlardım. Yolun sağ tarafında Tuz Gölü’nün beyaz- mavi suları vardı. Doğa harikaydı. Tuz Gölü’ne paçaları sıvayarak girip çıplak ayakla yürümek bambaşka bir zevkti.  Yolun sol tarafına bakıp bütün yamacı sapsarı kaplayan çiçeklere imrenmiş ve resimlerini çekmiştim. Tepelerin eteğinden yamaçlarına kadar her taraf tek renkti. Her taraf sapsarı çiçeklerle bezenmiş, kocaman tepeler sarıya boyanmıştı. Bu kadar boyayı bulan ve kilometrelerce araziyi sarıya boyayan boyacıya hayran olmuştum! Geçen sene Karabük yolunda yemyeşil ekinler arasında kıpkırmızı gelincikleri görüp hayran olmuştum. Yeşil yaprak üstünde zarif ve kırmızı gelincikler...

Kara topraktan kırmızı boya çıkaran Kudret’e öylesine hayran oldum ki... Toprağın bağrından bu muhteşem renkleri ondan başka kimse çıkaramaz, kimse toprağın üstünü böyle yemyeşil halılarla kilometrelerce döşeyemez, hiç kimse bu muhteşem yeşil halının üstüne kırmızı renkleri çalamaz. Renkler, desenler, çiçekler... Tabiat bir harika.

Aşık Veysel’in ifadesiyle:

“Şu dünyayı kuran mimar / Ne hoş sağlam temel atmış,

İnsanlara ibret için / Kısım kısım kul yaratmış.”

Dünyayı boyayan ressam harika renkler kullanmış, muhteşem bir eser ortaya koymuş.

Ekin tarlalarını, kırları, bayırları ve bütünüyle toprağı; uçsuz bucaksız gökyüzünü, haşmetli Toros Dağlarını muhteşem renklerle boyayan boyacıya hayran oldum. Yeşil ekinleri, sarı çiçekleri, mor otları, beyaz gelinlikli ağaçları, başına kar-beyaz serpuş sarmış muhteşem dağları resimledim, resimledim, resimledim... Muhteşem sanatkârına hayranlıkla, ürpertiyle, haşyet ve hürmet duyarak... 

Akit
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.