Vehim İle Fehim-II

Kuvve-i vahime şeytanın desiselerini duyan bir kulak, onun adına konuşan bir lisan olarak kalbi ifsada çalışan bir özelliğinin mevcudiyeti gibi, teyakkuza ve terakkiye medar bir yönü, fehmin tezyidine, yani anlayışın derinliğine hizmet eden bir hususiyetinin varlığı da görülmektedir.

O halde fıtrat-ı insaniyede mühim vazifeleri bulunan bir kuvveyi yok etmeye çalışmak yerine, kuvve-i vâhimeden neş’et eden hisleri/düşünceleri Kur’an hakikatleri rehberliğinde yönetmek, yani faydalı hale getirmek çaresini aramak gerekmektedir.

Evet vehim ile zihni meşgul eden menfi düşünceler idare edilebilse, fehmin tezyidine ve tekmiline kuvvet vermesi mümkün görünmektedir. Demek vehim zayıf bir kuvve olarak aklın murakabesi altında kalsa, tefekküri seyahatte fehmin tezyidine ve tekmiline medar manaların inkişafına sebebiyet vermektedir.

Evet yönetilebilen vehim, tedbire ve tefekküre kuvvet vermekte, aklın terakkisinde ehemmiyetli bir rol üstlenmektedir. Mesela hilkatteki tecellisi ile zahir, hadisat-ı âlemde mestur Esma ve Sıfat okumalarında vehim ile zihne gelen sualler ve vesveseler düşünen akıllar için lokomotif vazifesi görmektedir.

Ancak yönetilemeyen vehimler yersiz endişeleri, maddi ve manevi illetleri intaç etmekte, insanın halet-i ruhiyesini bir zehr-i kâtil gibi mahvetmektedir. Hayalin tasvir ettiği, yani kurguladığı düşünceler doğru zannedildiğinde, akıl ve kalp kuvve-i vahimenin tahakkümü altına girdiğinde, yani insan vehmine yenildiğinde ruhun hastalanması muhakkak bir netice olarak görülmektedir.

Demek ispatı mümkün olmayan geçersiz düşüncelerin ağır basmasıyla, hükmünü geçerli kılmasıyla ruh hastalık emareleri göstermekte, baskılar artınca akıl iflasa sürüklenmektedir. Psikolojide bu sıkıntılı vaziyet “Paranoya” olarak isimlendirilmektedir.

İlmi bir silsile ile hareket, hikmetli muntazam kanunlara, yani sünnetullah tabir olunan ilahi yasalara riayet fehmin mevcudiyetinden ve kemalinden haber vermektedir. Her yönüyle hikmetini bilemediğimiz hadiseleri, isim, sıfat ve şuunat gibi mücerred hakikatleri, fehmin vüs’ati ve derinliği nispetinde idrak etmek mümkün hale gelmektedir.

Fehimde genişliğe ve derinliğe hizmet eden merhaleleri tahlil, tahkik, tedkik, tasnif ve terkip olmak üzere beş başlıkta müzakere edebiliriz:

Tahlil: Bir varlığı cüz’lerine ayırmak, cüzlerin küll içindeki nispetlerini, vazife ve faidelerini anlamak üzere külle ait mahiyeti etraflıca kuşatmak için yapılan çalışmaların tümü tahlil ile tarif edilmektedir. Mesela, bir ağacı kökü, gövdesi, yaprakları, çiçekleri ve meyveleri ile ayrı ayrı incelemek, birbirleri ile olan münasebetleri görmek için yapılan faaliyetler tahlil olarak isimlendirilmektedir.

Tahkik: Bir bilginin yahut iddianın doğruluğunu araştırmak, ilmi ve mantıki deliller ile doğruluğunu ortaya koymak, sağlam deliller ile ispata çalışmak için yapılan tüm faaliyetler tahkik ile ifade edilmektedir. Mesela Allah’ın varlığına iman iddiasının doğruluğunun soruşturulması, yani akli, mantıki, vicdani ve Kur’ani delillerinin araştırılması tahkik faaliyeti olarak gösterilmektedir.

Tedkik: Doğruluğu ispat edilen manalara ait delillerin sıhhatlerine inilmesi, hassas teraziler ile yeniden ölçülmesi, şek ve şüpheye mahal tüm ihtimallerin gözden geçirilmesi adına yapılan tüm faaliyetler tetkik olarak değerlendirilmektedir. Mesela; Allah’ın varlığına şahit olarak gösterilen delillerin tek tek incelenmesi, birbirleri ile olan münasebetlerin yeniden gözden geçirilmesi tedkik faaliyetlerine misal olarak verilmektedir.

Tasnif: Tahlil, tahkik ve tedkik süzgeçlerinden geçirilmiş, doğruluğu teyit edilmiş hakikatlerin zaman ve mekân gibi unsurlarına, keyfiyet ve fazilet gibi hususlarına dikkat edilerek sınıflandırılması, yani ayrıştırılması tasnif ile isimlendirilmektedir. Mesela Hadis-i Şeriflere sahih, hasen, zayıf ve mevzu gibi isimler verilmesi tasnife örnek olarak gösterilmektedir.

Terkip: Tahlil ile ayrıştırılan, tahkik ile doğruluğu anlaşılan, tedkik ile şüpheye medar bir noktası kalmayan, tasnif ile sınıflandırılan hakikatlerin hbütüncül bir nazarla yeniden inşası, yani hayata ait kılınması, kullanıma hazırlanması terkip kavramı ile ifade edilmektedir.

Bu beş merhaleyi bir misal ile hülasa edelim: Toprak ile karışık bir halde bulunan bir madenin tasfiyesine medar çalışmalar tahlil, madenin altın mı bakır mı olduğunun anlaşılmasına dair yapılanlar tahkik, saflık derecesinin tespiti tedkik, saflık derecesine, yani kıratına göre yapılan sınıflandırmalar tasnif, ziynet eşyası olarak kullanılması için yapılan faaliyetler terkip kavramları ile isimlendirilmektedir.

Hâsıl-ı kelam; fehim silsilesi cüz’ ile münasebet kurmakla başlamakta, deliller ile sağlamlaşmakta, külle vuslat ile tamamlanmaktadır. Bütüne ait parçalardan birinin noksan olması, yani “efradını cami, ağyarını mani” bir şekilde küllün anlaşılmaması fikirlerde ve hükümlerde ifrat ile tefriti doğurmaktadır.

Fehim mertebelerini anlatan yukarıdaki beş merhale ile öğrenilen manalar malumat yığını olmaktan çıkmakta, fehim silsilesi bu şekilde tamamlandığında yani kemale ulaştığında, marifet-i tamme hâsıl olmakta, hak yoluna adanmak kolaylaşmaktadır. Fehmin, yani anlayışın noksanlığı kadar vehimler, yani aldanışlar artmaktadır.

Fani bir dünyayı ebedi zannettiren vehim, İslam ümmetini rehavete ve atalete düşürmekte, ecnebi milletlerin tahakkümü altında ezilmelerine sebebiyet vermektedir. Şems-i hakikatin görülmesine mani olan en kalın perde tevehhüm-ü ebediyet hissinin sebep olduğu sûi tefehhümdür. Evet sûi tefehhüm ile tevehhüm-ü ebediyet şems-i İslamiyetin rağmına hükmünü icra etmekte, batılı milletlerin hâkimiyetinin devamına kadere fetva verdirmektedir...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.