Yâ Hâdî! Yolunu kaybetmiş şuurumu hidayetinle aydınlat
29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar
Bismillahirrahmannirrahim
Yâ Evvel! Beni yokluktan varlık sahasına çıkaran, başlangıçların ve sonların hakiki sahibi Sensin. Ben “مِنْ أَيْنَ؟ — Nereden?” diye şaşkınlıkla sorduğumda, beni kendi başıma bırakma.
Yâ Hâdî! Yolunu kaybetmiş şuurumu hidayetinle aydınlat. Bana yalnız nereden geldiğimi değil, hangi istikamette yürümem gerektiğini de göster.
Yâ Hakîm! Varlığımda gördüğüm ve henüz göremediğim bütün hikmetleri bana tefekkür ettir. Hayatımı tesadüflerin yığını değil, Senin hikmetli bir takdirinin eseri olarak okuyabilmeyi nasip et.
Yâ Alîm! Ben “Nereden?” ve “Nereye?” diye sorarken, benim bilmediğim başlangıçları ve sonları Sen biliyorsun. Bilgimin sınırlarını marifetine açılan bir kapı hâline getir.
Yâ Nûr! Altı cihetimi karartan gaflet ve dalâlet karanlıklarını gider. Geçmişimi ibretle, geleceğimi ümitle, ölümümü bekā yolculuğuyla ve dünyamı Senin rubûbiyetinin bir tecellîsi olarak görmeyi nasip eyle.
Yâ Bâis, Yâ Muîd! Hayatın ölümle kesilmediğini, Senin kudretinle yeni bir hayata açıldığını kalbime iman ettir.
Yâ Nûr, Yâ Hâdî, Yâ Hakîm!
“Nereden geldim?” sorusunu şükre,
“Niçin geldim?” sorusunu kulluğa,
“Nereye gidiyorum?” sorusunu ümide ve âhiret şuuruna dönüştür.
Ve beni, şuurunun doğurduğu sorular içinde kaybolanlardan değil; sorularından marifet, marifetinden muhabbet, muhabbetinden kulluk ve kulluğundan Sana vuslat yolunu bulanlardan eyle.
Âmin.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَحِكْمَةً، وَاجْعَلْ هٰذَا الْعِلْمَ نُورًا وَإِخْلَاصًا وَنَفْعًا.
"Rabbim! İlmimi, anlayışımı ve hikmetimi artır. Bu ilmi benim için bir nur, ihlâs vesilesi ve insanlığa faydalı bir hizmet eyle."
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT:
فَكُلُّ ذِي شُعُورٍ يَتَحَيَّرُ مُتَرَدِّدًا وَمُسْتَفْسِرًا بِـ «مِنْ أَيْنَ؟ إِلَى أَيْنَ؟».
Meali
“Böylece şuur sahibi olan herkes, ‘Nereden geliyorum? Nereye gidiyorum?’ diye sorarak, tereddüt ve hayret içerisinde kalır.”
Buradaki iki soru aslında insanın bütün varoluş serüvenini özetler.
Neden geldim? Sorusu eklendiğinde insanın menşe, gaye ve istikamet üçgeni oluşur.
Kur’ân insanı bu soruya doğrudan yönlendirir:
أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ أَمْ خَلَقُوا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ
“Yoksa onlar hiçbir şey olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar?”
(Tûr, 52/35-36)
Bu ayet, “Nereden?” sorusunu insanın önüne çok güçlü biçimde koyar.
6. “إِلَى أَيْنَ؟” — Nereye?
İkinci soru ise gaye ve akıbet sorusudur. Kur’ân'ın temel cevaplarından biri:
وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ
“Dönüş Allah'adır.”
(Âl-i İmrân, 3/28; Fâtır, 35/18 vb.) Ve:
أَلَا إِلَى اللَّهِ تَصِيرُ الْأُمُورُ
“Bütün işler sonunda Allah'a döner.”(Şûrâ, 42/53)
Böylece iman, insanın önündeki istikameti aydınlatır.
Nereden? Allah'ın yaratmasıyla.
Niçin? Allah'ı tanımak, kulluk etmek ve imtihan olmak için.
Nereye? Allah'a dönüş ve âhiret.
İnsan, cevap arayan bir varlıktır.
Fakat cevap aramak tek başına yeterli değildir. Çünkü yanlış bir dünya görüşü:
Soru → tereddüt → korku → anlamsızlık sonucunu doğurabilir.
İman ise:
Soru → tefekkür → delil → marifet → itminan. istikametini açar. Dolayısıyla iman, insanın sorularını ortadan kaldırmaz; sorularını doğru yere bağlar.
Hazırlayan: Nuran Şahin

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.