Zafer AKGÜL

Zafer AKGÜL

Ağustos böceği bir meş’aledir-3

A+A-

Çağıldayan bir çeşme gibi ifadeler kullanır.

“Kafka’yı kemiren
Camus’yü tedirgin eden
Sartre’a yılgı veren
Heidegger’i düşündüren
Kirkegaard’ı bunaltıp
Nietzsche’yi savaşçılık
… .ilah” (136)

Bunalımlara kaynak olan hep bu anlamsız, maddeci bakışı gerekçe gösterir. Batı bunalımları yaşar, eşyaya Allah adına bakmayan ve Allah adıyla okumayan anlayış Vareden’in hesabına değil, kendi nefisleri hesabına- Risalelerde geçen Mana-yı harfî ve mana-yı ismî terimlerinin orijinalliğine dikkat- bakarak düşünce bunalımına düşerler. Hegel’ci üstün ırk ve yüce insan felsefesi; Darwinci hayvan felsefesi insanlığı 1. ve 2. Cihan Savaşlarıyla kana ve vahşete boğmuştur. Tabiatta evrim derken insanlarda devrimler birbirini kovalamış ve medeniyeti bulmaya ramak kala deniyyet/hayvaniyet yeryüzünü kan ve gözyaşına boğmuştur. Karakoç alternatif sunar:

Evrim günlük sularla
Devrim irinle kanla
Bizse dirilişi gözlüyoruz
Bengisu, bengisu kayna ve çağla
(189) dedikten sonra “Ölümden değil dirilişten yanayız” (624) der.

Sezai Karakoç, din ve bilim birlikteliğini vurgulayan, bilimsiz din topal; dinsiz bilimin kör olduğu meşhur görüşünü destekler.

Bir keçi saman yoluna bakarsa ondan bir İncil doğmaz
İncil’i daha iyi anlar saman yoluna bakarsa bir çoban.
” (304)

Ümmi bir kişinin, Yunus gibi dervişlerin bir sarı çiçekten yol bulup ebedi hakikati çözebildiklerine telmihte bulunur ve

“Ey başını vurarak duvardan duvara
Birkaç bilgi otu toplayan koyun, keçi soyu bilgin!”
(332)  diye Sartre gibi bunalıma girip cinnet geçirenleri, her şeyi bildiğini zanneden ve sapıtan bilim adamlarını ima eder. Bunlar Tabiatçı, kör tesadüfçü, dinsiz felsefeci çevrelerdir.

Hakikatte varlıklar bu dünya mezarlığında can çekişer”ek yaşayan canlı cenazeler değildir. (682)

İşe Ağustos böceği de boş yere yaratılmamıştır. Kışın ölüp gittiği ve yokluğa, hiçliğe karıştığı sanılan böcek:

Bir başka ağustosta yeniden doğacaktır.
Ağaçların tepelerinde, güneşe en yakın yerde
...Oysa nesli kesilmeliydi size göre
Ama hiçbir zaman hiçbir yerde….
İsterse bir böcek olsun o meş’ale..” (
681)

Yunan ve Roma medeniyetinin memelerinden süt emmiş bu kör bakış, yer merkezli bu zihniyet sonucu varlıklar insanoğlunun merhametine bağlı değildir. Karakoç, “Mitolojideki gibi… Güzelliğini insanlardan alan (yer insanından) hiçbir şeye” (647) benzetmez varlıkları. Bir hikmete istinaden yaradılan Ağustos böceğinin faaliyetlerini anlatır şair  gözüyle:

Ağustosta ağaçlar cayır cayır yanarken
Dayanın diye teselli verendir
Yaşamanın en büyük ilkesi olan sabrı öğütleyendir
Yavru kuşlara masallar anlatarak geceyi serine götürendir
.” (682)

Gerek bu şiirde gerekse diğer şiirlerinde Sezai’nin dil ve anlatım teknikleri açısından İkinci Yeni’ye dahil edildiği görülür. En azından 1950’li yıllardan sonraki Türk Şiiri kronolojisine dahil edilir. Sezai dün, bugün, yarın üçgeni içinde hangi konumda olacağına kendisi karar vermiştir. Yerleşeceği şiir coğrafyasını bilinçli olarak seçmiştir. Bu çerçevede İkinci Yeni ile İslamî Şiir akımı arasında kendi orijini ile durur. Zor anlaşılan şiirlerine bakarak onun İkinci Yeni rüzgarına kapıldığını sanmamalıyız. Kapalılığı kendi orijinal dilini sunma çabasından ve şiir dilinin imge, mecaz, kapalı istiare ağırlıklı olmasındandır. Bu arada zor anlaşılan şiir sorunu ile birlikte zor anlayan şiir okuyucusu sorununu da göz önünde bulundurmalıyız diye düşünüyorum.

Sezai’nin şiirlerinde alakasız çağrışımlara pek rastlanmaz. Edebiyat geleneğini bilenler için “Serbest çağrışımlar” inkar edilemez zaten “Beşinci mevsim. Delikanlı ateş. İkindi mimarları...” gibi yeni söylemlerden bellidir farklı dille giriş yaptığı.

İkinci Yeni’de kısa soluklu, kendi dünyasında seyahat eden, realist karakterli; aşk yerine sevişme; ruh yerine beden; metafizik yerine fiziksel aleme anlık ve günlük dokunuş vardır. Sezai’de uzun soluklu bir varoluş, varlığın manasını sorgulayış, fiziksel ve metafizik kapsamlılık vardır.” İkinci Yenide ölüm, hayatın bitimi iken Sezai’de çıkılan, geçilen bir köprüdür. Ve bir aşamadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.