Zeki KAMİLZÂDE
Türkiye soluyla neden bir türlü AHBAP olamıyoruz?
"Malûmdur ki, âlâ birşey bozulsa, ednâ birşeyin bozulmasından daha ziyade bozuk olur. Meselâ, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar yine yenilebilir. Yağ bozulsa yenilmez, bazan zehir gibi olur. Öyle de, mahlûkatın en mükerremi, belki en âlâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur." Lem'alar'dan.
Kemalistleri anlamak güç iştir muhterem kârîlerim. Neden? Çünkü neye gücenecekleri belli olmaz. Nitekim Rümeysa Eker'in paylaşımı üzerine epey bir alınganlık gösterdiler. Halbuki, doğrusu, saha araştırması yapmak olmalıydı. O paylaşımda ismi geçmiş meslek gruplarına sorulmalıydı: "Kendinizi aşağıdaki kelimelerden hangisi ile tarif edersiniz?" A) Şeriatçı B) Tesisatçı C) Kemalist D) Atatürkçü E) Hiçbiri. Bence böyle bir saha çalışması yapılsaydı Rümeysa bacının günahının alındığı anlaşılacaktı. Zira mevzua düz mantık açısından yaklaşınca bile bu meslek gruplarının 'sekülerliğin sonucu' oldukları görülecekti. Ve şeriatla yönetilen bir devlette yapacakları faaliyetlerin illegal tanımlanacağı kabullenilecekti. Yani ancak dünyaperest bir rejimde bu meslek grupları rahat edebilirdi. Tamam. Kabul. Eyvallah. Sekülerizmin tek kolu kemalizm değildir elbette. Liberalizm, sosyalizm, feminizm, hedonizm vs. birçok versiyonları vardır. Lakin Türkiye'de hepsini birbiriyle kardeş yapan 'izm' kemalizmdir. Zira Türkiye'de sekülerleşmenin en şiddetli uygulayıcısı kemalistler olmuştur.
Aslında Türkiye'de solun bir türlü adam olamamasının en büyük müsebbibi de yine kemalistlerdir. Bunu söyleyen sırf ben değilim. İdris Küçükömer gibi daha niceleri altını çizdiler vaktiyle. Türkiye solu ölü doğmuş bir soldur. Çünkü varlığını kemalizmin kem ayağına borçludur. Sonradan hatayı toparlamak da mümkün olmamıştır. Türkiye solu öyle bir soldur ki, Batı'daki solun hiçbir faziletini barındırmaz, fakat cümle hamlıklarını fazlasıyla kendinde bulundurur. Sözgelimi: Batı'daki solun, en azından dünyevî anlamda, bir gayreti vardır. Üretim yapar. Teknik kurmayı başarır. Türkiye'deki solun heykel yapmaktan öte azmi bile yoktur. Ancak eğlence yapar. Sefihtir. Keyfine düşkündür. Tembeldir. Özendiği Avrupa'yla-Amerika'yla ancak rezillikte yarışır. Gözümün nuru Bediüzzaman Hazretlerinin de bir yerde dediği gibi: "Müşkilü't-tahsil olan Avrupa mehasinini terk ederek, çocuk gibi hevâ ve hevese muvafık zünub ve mesâvî-i medeniyeti tuti gibi taklittendir ki, bu netice-i seyyie zuhur ediyor." Yani sanatta, teknolojide, üretimde sahiden Batılılaşmak zor geldiği için, o kısmı boşverip, "Vur patlasın, çal oynasın!" kısmında Batılılaşmaya çalışıyorlar. Haklarını yememek lazım. Bu konuda cidden gayet beterler.
CHP'li belediyelerde olanları gördünüz. Halbuki ellerine geçmiş ne büyük fırsattı! Bir dönem Refah Partili belediyelerin Türkiye'yi "Bizi seçerseniz çalışırız!" cümlesine inandırması gibi onlar da bu milleti kendilerine inandırabilirlerdi. Bunun yerine ne yaptılar peki? "Eğer başa geçirirseniz altınızdaki eski kilimi bile çekeriz!" cümlesine inandırdılar. Anketlerde anamuhalefet partisinin oy kaybettiği tek ülke Türkiye'dir belki de. Fakat, trajikomik şekilde, aslında bu yönüyle AK Parti'ye bahşedilmiş en büyük bir nimettirler. Anamuhalefet partisi kemalistlerden oluşan bir iktidar kolay kolay koltuğunu kaybetmez. Çünkü ne kadar kötü çalışırsa çalışsın onlardan daha beterini başaramaz. CHP'nin yakın tarihte bıraktığı izler öyle unutulmazdır ki, bin sene geçse, yine bu millet gönlüyle iktidara onu geçirmez. Bediüzzaman Hazretlerinin meşhur cümlesini hatırlamak şart oldu şimdi. Ne demişti mübarek: "Bu asil Türk milleti ihtiyarıyla o partiyi kat'iyen iktidara getirmeyecek."
İşte şimdi de AHBAP skandalı yaşanıyor! 'En güvenilir insan' buldukları, bağışlarını tomar tomar kucağına bıraktıkları, hatta devletten bile kavî gördükleri adamları, bildiğin Cingöz Recai çıktı. "Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa!" denilince, hemen, gözüne elfeneri tutulmuş tavşan gibi transa girmeselerdi böyle olmayacaktı tabii. En azından geçmişte çeşitli dolandırıcılıklardan yargılanmış, hatta hapis de yatmış, birisinin 'acaba'yı hakettiği düşünülecekti. Lakin kemalistlerin kafası böyle çalışmaz. Kemalistler o an sadece şunu düşündüler: "Nasıl AK Parti'ye zarar verecek şekilde bu deprem felaketinden faydalanabiliriz?" Yani öyle birşey yapacaksınız ki, hem iyilik olup halkın size olan teveccühünü arttıracak, hem de kötülük olup AK Parti'nin oylarını azaltacak. Çare? Çare: AHBAP. Kızılay'ı kötüle. Devleti kötüle. Cemaatleri kötüle. "Kim yardım ediyor peki?" Sadece AHBAP ediyor. O zaman oylar gelsin solculara... Sandıkta öyle olmadı elbette. Zira bu müslüman halkın ferasetini 'şaşı bak şaşır'la kandıramazsınız. Millet gerçekte sahada kimin olduğunu biliyordu. Oyunu da sandıkta ona verdi.
Sonra, niyetleri samimi olmadığı için, sandık sonuçlarından dolayı da atarlandılar depremzedelere. Cık, cık, cık. Sanki deprem yardımıyla reylerini satın aldılar! Şimdi de ütüldüklerinden, kendilerine inananların da ütülmesine vesile olduklarından, utanmıyorlar. Başlarını eğmiyorlar. Yazıklanmıyorlar. Bir de üstüne diyorlar ki: "Haluk Levent aslında iktidarın adamıdır!" Vay, vay, vay. Ülen pes bu pişkinliğe yahu! Kemal Kılıçdaroğlu'nu seçimden önce 'demokrat seyyid piro' olarak halka satmayan çalışan sizdiniz. Kaybetti. Gönderdiniz. Geri geldi.
Şimdi 'iktidarın adamı hain' diye tukaka eden yine sizsiniz. Haluk Levent'i "Devletten bile güvenilir!" diye başımıza vuran sizdiniz. Şimdi "Aslında gerçek bir muhalif bile değildi!" diye dümenkıran yine sizsiniz. Pees! Bu kadar hızlı üste çıkabilme kabiliyeti zeytinyağında bile yok yahu. 'Kafkasya Marşı'nı çalıp 'Yaşa Mustafa Kemal Paşa' yapmışsınız. 'Hoşgelişler Ola'yı 'Kahraman Enver Paşa'dan gasbedip 'Mustafa Kemal Paşa'ya vermişsiniz. Hikâyenin başında zaten iktidarı elinden hileyle alınmış bir Osmanoğlu Hanedanı var. Sonra milli mücadeleyi bizzat vermesine rağmen tasfiye edilmiş bir Birinci Meclis var. Öykünün evveli hırsızlık olduğu için ahiri de hırsızlıktan geçilmiyor. Şimdi Rümeysa bacının söylediklerini tekrar düşünmek gerekmez mi ey kemalistler! Belki artık kızcağıza siz de hakverirsiniz. Yok! Iıı-ıııh! Vermezsiniz. Zira öyle insafınız olsa baştan kemalist olmazdınız ki.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.