Erdem AKÇA
İhlas Risalesi Okuma Notları-1
(21. Lem’aya Dair)
Yirmibirinci Lem’a
İhlas hakkında
(Onyedinci Lem’anın Onyedinci Nota’sının yedi mes’elesinden Dördüncü Mes’elesi iken, ihlas münasebetiyle Yirminci Lem’anın İkinci Nokta’sı oldu. Nuraniyetine binaen Yirmibirinci Lem’a olarak Lemaat’a girdi.)
Bu Lem’a lâakal her 15 günde bir defa okunmalı!
“Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur’aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz:
Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir duayı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyet: İhlastır. Madem ihlasta mezkûr hassalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve madem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid’alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur’aniye omuzumuza ihsan-ı İlahî tarafından konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zayi’ olur, devam etmez; hem şiddetli mes’ul oluruz…”
* 15 günde en azından 1 defa okunmalı! Çünkü okunanların hazmedilmesi lazım... Hazım ise, Allah için olmakla olur. Yoksa akılda kalır. Kadında, “nefsaniyet” e; erkekte ise “enaniyet” e yol açar. İhlas, nefsaniyeti aştırır; uhuvvet, enaniyeti aştırır. Enaniyet, erkeklerde olduğu için Hz. Peygamber (ASM) hanım sahabeleri birbiri ile kardeş yapmazken, erkek sahabeleri hem Mekke’de hem de Medine’de kardeş yaptırıyor.
* Risaledeki 1. ayet, 2. Düstur’un özüdür. 2. âyet, 1. Düsturun özüdür. 3. ayet, 3. ve 4. Düsturun özleridir. 4. ayet ise, ihlasa mani hadiselerle ilgilidir.
* İlk âyetin meali: “Karşılıklı niza çıkarmayın, çekişmeyin! Çekişirseniz, hemen akabinde gevşersiniz, çözülürsünüz; birliğiniz gider. Birlik gitti mi, bir ehadiyet cilvesi olan ruhunuz, bir hüviyet cilvesi olan manevi kokunuz, hizmet sefinenizi yürüten İlahî rahmet rüzgârınız gider. Bu rüzgâr, size hastır, onu kaybedersiniz.”
* İkinci âyetin meali: “Bir iş için ayağa kalkacaksan Allah için kalk! Allah için kıyam et, sadece Allah için toplum içinde zuhur et! Bu kıyamın, tevazu ve itaatkârlık içinde bir boyun eğme şeklinde olsun!”
* Üçüncü âyetin meali: “Her kim şuurluca çalışarak nefsini kendi kendine arındırırsa o, yakında maddi ve manevi bütün ateşlerden kurtularak felaha erecektir. Yani Allah ile arasında perde kalmayacak… Her kim de, şuurluca, nefs-i emmaresini günahlara gömerse, daldırırsa o da yakında çok büyük kayıplara uğrayacak.”
* Dördüncü âyetin meali: “Allah’ın âyetlerini, hükümlerini, keramet-ikram ve mucizelerini yok denecek kadar az bir dünya malı için satma! Bu teklif sana her ne zaman yapılırsa yapılsın uzak dur!”
* Ey Ahiret kardeşlerim: Risale-i Nur okuyanlardan “Kardeş” sınıfında olanlar için geçerli… Neden önce bunlar? Çünkü 2 topluluk olsa, önce çoğunluğa hitap edilir. Kardeşler, talebelerden daha fazladır.
* Ey hizmet-i Kur'âniyede arkadaşlarım: Bunlar “Talebe” grubu… Bunlar davayı sahiplenenler… Davaya ruhlarını açanlar… Kardeşler grubu, kalplerini açanlar… Yani talebeler, Üstad’ın sahabeleri…
* Bilirsiniz ve biliniz: Üstad, bir şeyin hakikatine inmeyi, o şeyi hakikatiyle görme ve bilmeyi ilim sayar. “Bilirsiniz” demekle, siz ihlas hakkında tahkik sahibisiniz. “Biliniz” le, “Siz artık, ihlasın sırlarına inin! Şimdi size, tesbit ettiğim, her biri bir sır olan, ihlasa dair nur ve kuvvetleri söyleyeceğim” diyor.
* İhlas, kelime olarak, özü ve hakikati kabuktan kurtarmak demek. Yani benimsemek, özümsemek, işi özleştirmek, hakikatli hale getirmek; meselenin kabuğundan özüne inmek demek… Bir işin özüne inmek, onda fâni olmakla olur. Fâni olunan iş, sağlam ve harika olur. Bu noktadan, ihlassız iş ruhsuz olur, beğenilmez. Buna binaen dünyada dahi başarı ve özlü iş, köklü çalışma ve neticeli faaliyet ancak ihlasla olur. Hele uhrevi işler, ihlassız mümkün değildir.
* En mühim bir esas: Mühim, devamlı önem taşıyan, kişiyi ve toplumu acılardan kurtaran, hakkında yoğun dikkat isteyen ve hak eden demektir. Esas, temel, işin üzerine kurulacağı merkez demektir. Maddi dünya binaları, toprak ve zemin üzerine temellendiği gibi, din hizmeti de hakikat zemini ve toprağı üzerine temellenir. Hakikatsiz hiçbir şey yapılamaz. Hakikat zeminine din hizmetini oturtan, bağlayan ve kökleştiren unsur, ihlastır. Kişi ve hizmet, ihlasa göre kökleşir; vicdanlarda ve ruhlarda yerleşir. Temelin kuvvetli oluşuna göre, üstüne dikilecek binanın büyüklüğü değişir. Büyük ihlas, büyük hizmet demek…
Devam edecek
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.