Kızıl Îcâz Dersleri-18

Bilmek ve Kabul Etmek: Tasavvurdan Tasdike

Önceki derste mantıkla meşgul olmanın ehliyet, kaynak ve maksatla ilgili şartlarını okuduk. Şimdi Süllem, sonradan meydana gelen bilgimizin çeşitlerini açıklıyor. İlk ayrım tasavvur ve tasdiktir. Bir şeyi anlamakla onun hakkında hüküm vermek arasındaki fark, dikkatli düşünmenin başlangıcıdır.

1. Süllem’in asıl metni

Süllem Metni
إِدْرَاكُ مُفْرَدٍ تَصَوُّرًا عُلِمْ
وَدَرْكُ نِسْبَةٍ بِتَصْدِيقٍ وُسِمْ

Yaklaşık mânası: “Müfredin idraki tasavvur diye bilinir; nisbetin idraki ise tasdik diye adlandırılır.”

Buradaki müfred, yalnız tek kelime demek değildir. Esas ayrım, bir mânanın hüküm verilmeden kavranması ile bir nisbet hakkında hüküm verilmesidir. “Ağaç” ve “yeşil” mânalarını anlayabiliriz. “Bu ağaç yeşildir” dediğimizde ise yeşilliği belirli bir ağaca nispet ederiz. Bu hükmü kabul etmek, tasdik tarafına geçmektir.

2. Bediüzzaman’ın Kızıl Îcâz şerhi

Üstad, “idrak” kelimesini açarken nefsin fiilinden başlayarak bir münasebet, etkilenme, keyfiyet ve zihnî suret sırası üzerinde durur. Bilgi, yalnız dışarıdaki nesnenin adı değildir; bilen insanın zihninde meydana gelen bir kavrayış da vardır. Zihnî suret, zihnin onunla nitelenmesi bakımından bilgi; kendisi düşüncenin konusu yapılması bakımından da bilinen olabilir.

“Müfred” kaydını “hükmen de olsa” diye genişletir. Demek ki kelime sayısına bakarak tasavvur ve tasdik ayrımı yapamayız. Bir cümlenin mânasını anlamak, onun doğruluğunu kabul ettiğimizi göstermez.

Üstad’ın “tasavvur-ı mutlak, mutlak tasavvur değil” açıklaması da bu sınırı korur. Burada tarif edilen, hükümden ayrı ele alınan tasavvurdur. Her türlü kavrayışı aynı başlık altında toplarsak tasdikle arasındaki ayrımı kaybederiz.

İkinci mısrada idrak yerine “derk” denilmesini, iki bilgi türünün yalnız konularında değil, konuya bağlanışlarında da farklı olmasıyla açıklar. Birinde çözme ve ayrı ayrı kavrama; diğerinde bağlama ve düğümleme vardır.

"Nisbet" üzerindeki haşiye daha ince bir ölçü getirir: Tasdik, yalnız bir bağı düşünmek değildir. Nisbetin gerçekleştiğini ayrıntılı biçimde kavramak ve bunun ardından iz'anın gelmesi söz konusudur. Üstad'ın ifadesindeki "müsterdifü'l-iz'an", kabulün eşlik ettiği kavrayışa dikkat çeker.

3. Molla Abdülmecid'in izahı

Molla Abdülmecid, zihnî suretin hem bilgi hem de bilinen olabilmesini iki ayrı bakımdan açıklar. Zihin o suretle nitelenir; aynı suret ayrıca düşüncenin konusu olur. Bu iki bakış birbirini bozmaz.

Tasavvur tarifindeki kayıt ise tarifle tarif edilenin sınırlarını eşit tutar. Burada hükümle birlikte bulunan her kavrayış değil, hükümden ayrı tasavvur ele alınmaktadır.

Şârih, tasdik bahsinde eski ve sonraki mantıkçıların nisbetin sübutu ile sübutun vukuunu açıklama farkına da değinir. Bugünkü ders için ana nokta şudur: Cümlenin parçalarını anlamak, onların arasında bağ düşünmek ve o bağı kabul etmek aynı aşamalar değildir.

İz'anı kalbî itminanla açıklarken imanla ilgili bir örnek verir: Kelime-i tevhidi, mânasına kabul ve itminan olmaksızın söylemek hakikî imanın yerini tutmaz. Böylece mantık terimi, söz ile iç kabulün münasebetini de düşündürür.

4. Yardımcı açıklamalar

Bir haberi okumak, haberdeki kelimeleri anlamak ve haberin doğru olduğuna inanmak ayrı işlerdir. "Bu sözün ne demek olduğunu anladım" demek, "Bu söz doğrudur" demek değildir. Tasdik için hükmün dayanağına bakmak gerekir.

Bu örnekler bizim açıklamalarımızdır. Beytin kısa tarifini günlük hayatta görünür kılmaya hizmet eder; metindeki bütün teknik tartışmaların yerine geçmez.

5. Risale-i Nur bağlantıları

Bu ayrım, Yirmi Üçüncü Söz'ün Birinci Noktasındaki imanın insanı Sâni'ine nispet etmesi bahsiyle birlikte düşünülebilir. İmanî hakikat hakkında kelimeleri bilmek, o hakikati kabul ederek hayatına taşımaya giden yolun başlangıcıdır.

Burada mantıktaki her tasdiki imanla aynı saymıyoruz. Molla Abdülmecid'in verdiği tevhid örneği üzerinden, iman bahsinde iz'anın önemini okuyoruz. Bu bağlantı, bilgiyi yalnız söyleyişe indirgememeyi öğretir.

6. Günlük tatbik

Bugün karşılaştığımız bir haber veya iddia için üç soru soralım: Ne söylendiğini anladım mı? Tam olarak hangi hüküm ileri sürülüyor? Bu hükmü hangi delille kabul ediyorum?

Risale okurken de önce kelimeleri ve cümle bağlarını çözelim; sonra delili takip edelim; ardından hakikatin hayatımıza bakan yönünü düşünelim. Anlamak, kabul etmek ve yaşamak arasındaki geçişleri dikkatle izleyelim.

Bir sonraki derste, tasavvurun tasdikten önce gelmesini açıklayan beyte geçeceğiz.

Kaynaklar & Notlar
Kaynak: Esas nüsha, PDF s. 14-15, basılı s. 166-167; Süllem'in "ilim-i hâdisin çeşitleri" faslındaki ilk beyit, Kızıl Îcâz haşiyeleri ve Molla Abdülmecid'in izahı.
Risale bağlantısı: Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas, Birinci Nokta. Günlük örnekler ve bağlantı açıklaması dersin yorum kısmıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.