Türkçe'nin cenaze töreni ancak böyle bir yerde yapılabilirdi

Türkçe'nin cenaze töreni ancak böyle bir yerde yapılabilirdi

‘Dil devrimi’ güya Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak için yapıldı

A+A-

Yazar D. Mehmet Doğan’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı ‘Türkçenin Cenaze Töreni: 1. Türk Dil Kurultayı’ kitabı Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı çatısı altındaki Yazar Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturuldu.

Doğan'ın kitap üzerine Karar 'a verdiği söyleşiden notlar şöyle:

Dil devrimi dün gerekli değildi, bugün de gereksiz. Dillerin tabiî şekilde gelişmesi ve değişmesi esastır. Dil devriminin önde gelen uygulayıcılarının hiçbiri gerçek anlamda dilci değildi, Türkçeyle hissi bir bağları da yoktu. Elbette, dili mükemmelleştirmek için ıslah çalışmaları yapılabilir. Bugün Türkçenin devrime değil, bir rönesansa, yeniden doğuşa ihtiyacı vardır. Dilin tabiî yatağına döndürülmesi, köklü Türkçenin hakkının verilmesi gerekiyor. Cumhuriyetten beş on yıl önce doğmuş, fakat eserlerini cumhuriyet döneminde vermiş 20’nci yüzyılımızın önemli şair ve yazarlarının kitapları bugünün okuyucusu için sadeleştiriliyorsa, bunda bir acayiplik yok mu? Mesela, Cumhuriyet dönemi yazarı Sabahaddin Ali’nin eserlerinin sadeleştirilmesi nasıl bir mantıkla açıklanabilir? Dil devrimi, kültürel bir felaket.

Muazzam bir cenaze için ancak böyle bir yerde tören yapılabilirdi

Türk Dil Kurultayı, Osmanlının en muhteşem sarayının en büyük ve görkemli salonunda, Muayede salonunda yapılmış. Muayede bayramlaşma demek. Bu kadar muazzam bir cenaze için ancak böyle bir yerde tören yapılabilirdi… Son hamle, son Osmanlı neslinin edebiyatını okunmaz hale getirerek bitirmekti… Bugünün nesilleri için bu büyük şairler, yazarlar okunamaz, anlaşılamaz hale getirilmiştir. Buna bakarak diyebiliriz ki, dil devrimi amacına ulaşmıştır. Son Osmanlı neslinin güçlü dili, muazzam edebiyatı bizim yitiğimiz haline getirilmiş. Bu yitik, bizim gerçek dil mirasımızdır. Bu mirası reddetmek yerine, benimsemek, o miras üzerinde edebî, fikrî ve ilmî faaliyetlerimizi sürdürmek zorundayız. Dildeki kopukluğu ortadan kaldıracak güçlü hamlelere ihtiyacımız var.

Türkçe yabancı dillerin boyunduruğu altına sokuldu

‘Dil devrimi’ güya Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak için yapıldı. Aradan geçen 88 sene bize gösteriyor ki, asıl bugün Türkçe yabancı dillerin boyunduruğu altına sokulmuştur. Çıkın sokaklara bakın, kendini aydın sananların konuşmalarını dinleyin, akademi dünyasındaki tez başlıklarına okuyun…

Tarihsiz Türkçe fakirin fakiri bir dil

Türk tarihinin seyri ile dilimizin seyri dikkatle gözlenirse, dilimizin Arapça ve Farsça ile ilişkilerinin mahiyeti daha iyi anlaşılır. Batı dillerini bilenler, bu dillerde Latincenin oynadığı rolü, dilimizde Arapçanın oynadığını fark edebilirler. Bugün batı dillerinde istisnasız, yüzde otuzun üzerinde Latince, Yunanca kökenli kelime var. Hatta bugün de herhangi bir batı ülkesinde yeni bir icat yapıldığında, yeni bir kavram ortaya atıldığında yapılan iş, Latince köklerden yeni bir kelime türetmek... Hemen bu kelime bütün batı dillerinin kelimesi olur. Şu sıralar ne yazık ki bizim de kelimemiz olmaktadır… Demek ki, dilden kelime atmakla bu iş olmuyor. Boşluk bir şekilde dolduruluyor. Evet tarihî Türkçe zengin bir dildi, fakat tarihsiz Türkçe fakirin fakiri bir dil.

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum