Serdar BİLGİN

Serdar BİLGİN

İnsan Neden ‘Bismillah’ Demeye İhtiyaç Duyar?

İnsan, sınırlı kudretine karşılık sınırsız ihtiyaçlarla donatılmış bir varlıktır. Bu durum, insanın kendisini aşan bir kudrete dayanma ihtiyacını zorunlu kılar. Risale-i Nur’un Birinci Sözü, bu ihtiyacı “Bismillah” kavramı üzerinden temellendirir. Böylece Bismillah’ın yalnızca ibadetlerin veya günlük işlerin başlangıcında söylenen bir söz olmadığını; insanın varlıkla kurduğu ilişkinin temel ilkelerinden biri olduğunu ortaya koyar.

Bu bakış açısına göre Bismillah, hem insanın ilâhî kudrete dayanmasının sembolü hem de kâinatın işleyişini anlamanın anahtarlarından biridir.

İnsanın gücü sınırlıdır; fakat karşılaştığı problemler, korkular, ihtiyaçlar ve beklentiler çoğu zaman bu gücün çok ötesindedir. İşte tam bu noktada “Bismillah”, insanın kendi sınırlılığını fark ederek sonsuz bir kudrete yönelmesinin ifadesi hâline gelir.

İnsan kendi adına hareket ettiğini zannettiğinde yükü ağırlaşır; çünkü sınırlı bir güce dayanır. Fakat yaptığı işi “Allah’ın adıyla” başlattığında, kendisini sonsuz kudretin himayesinde hisseder.

Birinci Söz’de anlatılan temsil tam da bu hakikati açıklar. Çölde tek başına yolculuk yapan bir insanın, güçlü bir kabile reisinin adıyla hareket ettiğinde bütün tehlikelerden korunması gibi; insan da “Bismillah” dediğinde kâinatın sahibi adına hareket eden bir yolcu hâline gelir.

Böylece insanın küçük gücü büyük bir kuvvetle birleşir. İnsan yalnız bir yolcu olmaktan çıkar; ilâhî bir himayenin altında yürüyen bir misafir hâline gelir. Korkular azalır, yükler hafifler ve hayatın anlamı daha açık bir şekilde görülmeye başlanır.

Bu nedenle “Bismillah” sadece bir söz değildir. O, insanın aczini fark edip sonsuz kudrete dayanmasının ifadesidir. Hayat yolculuğunda güvenle yürüyebilmenin anahtarıdır.

Bu hakikati daha iyi anlamak için temsilleri biraz daha genişletelim.

Bir an için kendimizi karanlık bir ormanda kaybolmuş gibi düşünelim.

…Ve şu soruya cevap arayalım:

“İnsan karanlık bir ormanın içinde yolunu nasıl bulur ve hangi güce dayanarak yürür?”

Dante’nin İlahi Komedyası bu soruya güçlü bir sahne ile başlar. Şair kendini karanlık bir ormanda kaybolmuş halde bulur. Bu sahne yalnızca fiziksel bir kayboluş değildir; insanın manevî kayboluşunun da sembolüdür.

Üstelik orman yalnızca karanlık değildir; içinde vahşi hayvanlar da vardır: panter, aslan ve kurt.

Dante bu karanlık ormandan kurtuluşu bir rehberlik modeli ile açıklar.

Tam da bu noktada İlahi Komedya’daki rehberlik fikri, Birinci Söz’deki Bismillah bilinciyle örtüşür. Çünkü Bismillah yalnızca bir dua değildir. O bir intisap ilanıdır. İnsan kendi adına değil, Allah adına hareket ettiğini ilan eder.

Bu intisap karanlık ormanda ışığa, çölde ise suya dönüşür. Kısacası mesele, insanın hayat yolculuğunda bir dayanak bulmasıdır.

Birinci Söz bu dayanağı gösterir ve insanı kendi sınırlı gücüne mahkûm bırakmaz; onu sonsuz kudrete bağlar.

Bu hakikati anlatan bir başka güçlü örnek de Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde yer alır.

Bir padişah pazardan bir cariye satın alır ve ona âşık olur. Fakat cariye hastalanır. Sarayın bütün hekimleri çağrılır, her türlü tedavi uygulanır; fakat hiçbir sonuç alınamaz.

Padişah sonunda çaresiz kalır. Secdeye kapanır ve şöyle dua eder:

“Ey Rabbim! Hekimlerim de, gücüm de, otoritem de çaresiz kaldı. Gerçek şifa Senin elindedir.”

İnsan kendi bilgisiyle, gücüyle ve hesaplarıyla her zaman hakikate ulaşamaz. Bir noktada aczini fark edip hakikate yönelmesi gerekir.

Birinci Söz tam da bu noktada konuşur:

“Bismillah her hayrın başıdır.”

Bu cümle, insanın tek başına ayakta kalamayacağını fark ettiği o önemli eşiğe temas eder.

Birinci Söz bu yönüyle bir farkındalık metnidir. İnsanın acz ve fakr içinde olduğunu hatırlatır. Bu nedenle insanın Bismillah ile sonsuz kudrete dayanması gerektiğini ifade eder.

İnsan yalnız maddi ihtiyaçları olan bir varlık değildir. Kalbi ve ruhu da dayanmak, tutunmak ve intisap etmek ister. İnsan sadece korkudan kaçmak için değil, merhametli bir dayanağa bağlanmak için Bismillah der.

Bu yüzden Birinci Söz’ün verdiği cevap yalnızca ahlaki bir tavsiye değil, aynı zamanda ontolojik bir cevaptır.

İnsan neden Bismillah der?

Çünkü tek başına kaldığında hem güçsüz hem de sahipsiz hisseder.

Fakat Bismillah pasif bir sığınma değildir. İnsan işe başlarken, yolculuğa çıkarken, yük kaldırırken yani hayata fiilen katılırken Bismillah der.

Bu nedenle Bismillah insanı edilgenliğe değil, doğru niyetle eyleme çağırır.

Bu bakımdan Bismillah dediğimizde dört farkındalık olur.

  • İnsan acizdir; bu yüzden dayanacak bir kudret arar.
  • İnsan muhtaçtır; bu yüzden rahmet arar.
  • İnsan sorumludur; bu yüzden cevap vermesi gereken bir hayat yaşar.
  • İnsan anlam arar; fakat en derin anlam ilâhî intisapta tamamlanır.

Birinci Söz’ün en dikkat çekici ifadelerinden biri de şudur:

“Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile Bismillah der.”

Tohumların koca ağaçları taşıması, köklerin kayaları delmesi, hayvanların süt üretmesi ve baharın yeryüzünü yeniden diriltmesi bize büyük bir hakikat dersini gösterir.

Varlıklar kendi güçleriyle değil, ilâhî kudret adına hareket eder.

Bu hakikat insanın eşyaya bakışını değiştirir. Nimetleri tesadüf olarak değil, ilâhî rahmetin hediyeleri olarak görmeye başlarız.

Bu farkındalık üç kapı açar: zikir, şükür ve tefekkür.

Bazen insanın kırılganlığını en iyi anlatan şey teoriler değil, hayatın kendisidir.

Karl Marx insanın dünyayı değiştirme gücünü anlatan bir filozoftu. Fakat küçük oğlu Edgar’ın ölümünden sonra dostu Engels’e yazdığı mektupta bambaşka bir ton görülür.

O güçlü teorilerin arkasındaki insan ortaya çıkar ve şöyle der:

“Gerçek bir felaketin ne olduğunu şimdi anlıyorum.”

İnsan hastalık karşısında, ölüm karşısında ve kayıp karşısında kendi gücünün ne kadar sınırlı olduğunu fark eder.

İşte tam bu noktada şu soru yeniden ortaya çıkar:

İnsan böylesine büyük bir acı karşısında hangi güce dayanarak ayakta kalabilir?

Belki de öğrenmemiz gereken en büyük hakikat şudur:

Yükü büyüten şey zayıflığımız değil, yalnız yürüdüğümüzü zannetmemizdir.

Oysa insan “Bismillah” dediğinde hayat yolculuğuna yalnız çıkmaz. Sonsuz kudretin himayesinde yürüyen bir yolcu hâline gelir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum