Prof. Dr. Şadi EREN
İhtilaf Ahlakı
İhtilaf çeşitleri
Fıkıh kitaplarında hemen her meseleyle ilgili pek çok farklı yorumlara yer verilir. Bunlar genelde şeklî bir ihtilaf olmakla beraber, zaman zaman bu sınırı aşan yorumlar olduğu da görülmektedir. Bu ihtilaflar iki şekildedir:
1- Tenevvü ihtilafı
2- Tezad ihtilafı.
Tenevvü ihtilafı, aynı meselenin farklı farklı yönlerini nazara vermek, çeşitli zaviyelerden değerlendirmesini yapmaktır. Tezad ihtilafı ise, birbirinden çok farklı, hatta zıd olacak şekilde ele almaktır.
Tenevvü ihtilafına misal olarak şu olaya bakabiliriz:
Beni Kurayza Yahudileri Rasulullah'la olan anlaşmalarını önce Bedir'de bozarlar; anlaşmaya aykırı olarak Bedir'de müşriklere silah yardımı yaparlar. Savaş sonrası, hatalarını itiraf edip anlaşmayı yenilerler. Fakat yerlerinde rahat durmazlar. Hendek Savaşı'nda Müslümanlar çok zor anlar yaşadığında, "fırsat bu fırsattır" deyip, Müslümanları arkadan vurmaya kalkarlar.[1] Şu âyet, onlar ve benzerlerine yapılacak muameleyi bildirir:
“Onları savaşta yakalarsan, onlara uygulayacağın ağır ceza ile diğerlerini (arkalarındakileri) dağıt. Olur ki ibret alırlar."[2]
Hendek Savaşı sonrası Hz. Peygamber ashabına hedef olarak Yahudilerin Beni Kurayza yurdunu gösterir. "İkindiyi Beni Kurayzada kılacağız" der. Sefer esnasında ikindi vakti gelince bazı sahabiler Rasulullahın ifadesini sür'atten kinaye olarak görüp namazlarını vaktinde eda ederler. Diğerleri ise nassın zahirine göre hareket ederler, ikindiyi terk ederler. Hz. Peygamber her iki tarafın yaptığını da ikrar eder, onlardan hiçbirini ayıplamaz.[3]
İbn Kayyım el-Cevziye, bu olayda Beni Kurayza yurduna varmadan ikindiyi kılmayanları ehl-i zahirin, kılanları da ehl-i kıyasın selefi olarak değerlendirir.[4]
Zahiri Mezhebinin en kuvvetli imamı İbn Hazm ise, her iki tarafın da haklı olmasına kanaat getirmez ve şöyle der:
"Biz orada olsaydık, velev gece yarısında da olsa, ikindi namazını Hz. Peygamberle beraber kılardık."[5]
Kur'an'ın yorumunda tezad ihtilafları sayıca çok fazla değildir. Bu tür ihtilafın örnekleri, daha çok Batınî ekollerde görülmektedir. Mesela “salât” kelimesi Kur'an âyetlerinde genelde “namaz” manasında kullanılır. Ama aynı kelime dua anlamına da gelmesinden hareketle Batınîler namaz kılmamakta, ilgili âyetleri dua bağlamında değerlendirmektedir.
İhtilaf ahlakı
Herkesi tek bir görüş etrafında toplamaya çalışmak ve mezhepleri ortadan kaldırmaya gayret etmek beşerî realiteye ve insan tabiatına zıttır. Bunun yerine “ihtilaf ahlakı” diyebileceğimiz esaslara riayet edilse, taraflar birbirlerini inkârdan kurtulurlar, mevcut halleriyle kabullenirler. Bunun esaslardan biri, ihtilafa düşmemektir. Bediüzzaman, ehl-i imanı bir ve beraber olmaya davet ederken bunu şöyle nazara verir:
“…Yüzer âyât ve ehadîs-i Nebeviyenin şiddetle emrettikleri uhuvvet, muhabbet ve teavünü yapıp; bütün hissiyatınızla ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslektaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz, yani ihtilafa düşmeyiniz.”[6]
Öyle görülüyor ki, ihtilafa düşmemek de bir ittifaktır.
Bediüzzaman, bunun dışında da “ihtilaf ahlakı” çerçevesinde çok kıymetli esaslara dikkat çeker. Mesela Münazara ilminde hakperestlik ve insaf düsturu olan şu esası öne çıkarır:
“Eğer bir mes'elenin münazarasında kendi sözünün haklı çıktığına taraftar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır.”[7]
Kişi, ihtilaflı konuları tartışırken hakka ulaşmayı esas almalı ve hakkı karşı tarafta görse gönül rahatlığıyla almalıdır. Yoksa kendi görüşünün haklı çıktığını görüp sevinmek, hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olmak insaf ile bağdaşmaz.
Bediüzzaman’ın şu veciz ifadeleri “ihtilaf ahlakı”nın en önemli esasıdır:
“Sen, mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit; "Mesleğim haktır veya daha güzeldir" demeye hakkın var. Fakat “yalnız hak benim mesleğimdir” demeye hakkın yoktur.”[8]
Benzeri bir ifadeyle kişi kendi mezhebi hakkında "Mezhebim haktır veya daha güzeldir" diyebilir. Fakat “yalnız hak benim mezhebimdir, güzel sadece benimkidir” diyemez.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.