Prof. Dr. Şadi EREN

Prof. Dr. Şadi EREN

İbadetlerin İzharı Riya Sayılır mı?

Zekât ve sadaka vermek, farzlar dışında nafile namazlar da kılmak gibi durumlarda bunların açıktan yapılması veya başkalarının da göreceği şekilde yapılması gibi alternatifler olabilmektedir. Sadakayla ilgili Kur'an şöyle bildirir:

“Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.”[1]

Âyet sadaka vermenin her iki şekilde de olabileceğini ifade etmektedir. Nafile sadakalarda gizliden vermek daha iyidir. Ayrıca, serveti bilinmeyen birinin de gizliden vermesi daha efdaldir. Ancak serveti bilinen kimse sadakayı açıktan verirse, töhmetten kurtulması açısından daha uygun olur.

Bediüzzaman, hapishanede biraz sesli bir şekilde vird okurken yaşadığı enfüsî bir durumu şöyle anlatır:

“Bu gece evrad ile meşgul olurken nöbetçiler ve başkalar işitiyorlardı. Kalbime geldi ki: “Acaba bu izhar, sevabını noksan etmiyor mu?” diye telaş ettim. Hüccetü’l- İslâm İmam Gazalî'nin meşhur bir sözü hatıra geldi. O demiş: "Bazan izhar, çok defa ihfadan daha ziyade efdal olur." Yani aşikâre yapmakta başkalar ya istifade veya taklid etmek veya gafletten uyanmak veya dalalette ve sefahette muannid ise, karşısında şeair-i İslâmiye nev'inde izhar etmek, izzet-i diniyeyi göstermek gibi çok cihetle, hususan bu zamanda ve ihlas dersini tam alanlarda değil riya, belki (gizliden tasannu karışmamak şartıyla) çok ziyade sevaplı olabilir diye bir teselli buldum.”[2]

Bediüzzaman’ın bulunduğu ortam itibarıyla, açıktan okunan bir virdde şöyle menfaatler olabilecektir:

-Başkalar da istifade edebilir.

-Onlar da taklid ile yapmak isteyebilir.

-Dinlediği vird, “ben niye Rabbimi zikretmiyorum” diye düşünmesine yol açıp gafletten uyandırabilir.

-Dalalet ve sefahet yolunda inat edenlere karşı ise, İslam’ın bir kısım şeairlerini izhar etmek ve dinin izzetini göstermek gerçekleşir.

Bediüzzaman, ibadetlerin açıktan yapılması ile ilgili şu noktalara da dikkat çeker:

“Farz ve vaciplerde ve şeair-i İslâmiyede ve Sünnet-i Seniyenin ittibaında ve haramların terkinde riya giremez. İzharı riya olamaz. Meğer gayet za'f-ı imanla beraber, fıtraten riyakâr ola. Belki şeair-i İslâmiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfasından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccet-ül İslâm İmam Gazalî (r.a.) gibi zâtlar beyan ediyorlar. Sair nevafilin ihfası çok sevaplı olduğu halde; şeaire temas eden, hususan böyle bid'alar zamanında ittiba-ı Sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebair içinde haramların terkindeki takvayı izhar etmek, değil riya, belki ihfasından pek çok derece daha sevaplı ve hâlistir.

…Evet, bir imam imamet vazifesinde tesbihatları izhar eder, isma' eder; hiçbir cihetle riya olamaz. Fakat vazife haricinde, o tesbihatları aşikâre halklara işittirmeye riya girebildiği için, gizlisi daha sevaplıdır.”[3]

Bir kimsenin bizzat gösteriş için yapması dışında, normal şartlar altında farz ve vaciplerin yapılmasında, İslam’ın alameti olan şeairi yerine getirmede, sünnet-i seniyenin ittibaında ve haramların terkinde riya giremez, bunları açıktan yapmak riya olamaz. Kişinin teheccüd namazı gibi nafile bir ibadeti gizliden yapması ihlasa daha uygundur. Ama kurban kesmek gibi dinin bir şearini açıktan yapması çok daha münasiptir.

[1] Bakara, 271

[2] Nursi, Şualar, s. 304

[3] Nursi, Kastamonu Lahikası, s. 184-185

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.