Oruç

Ramazan ayına da anlamını veren oruç ibadeti, insanın varlık sorununu doğrudan hedef alan bir süreçtir. Oruç, insanın Allah ile birebir varlığın sorgulamasının yapıldığı bir ilişkiyi ifade eder.

İnsan varlığı vücud dairesinde, ihtiyaçları ile bağlıdır. İnsan ihtiyaçlarını dışarıdan karşılanması gereğiyle bir varlığa dönüşebilecektir. Doymak şartıyla insan alemde var olmayı mümkün bulacaktır, ki nefis denilen insan parçası bu telaşın karşılığıdır.

Bu şekliyle benliğini de ortaya çıkarabilecektir.

Nefis, varlığı bu sonu gelmez 'almaya'  borçlu kılar. Yani, doymakla nefsin varlığı artacak, insanın benliği böylece ortaya çıkacaktır. Nefis şiştikçe insan daha çok görünür olabilecek, belirli bir vücuda kavuşabilecektir.

Bu nedenle de nefis insanın en tepesinde bir konuma yerleşir. Bir anlamda insan varlığı nefsin varlığına bağlanır. Bunun neticesi nefis güç kazanır, varlık endişesiyle her istediği şeyi yaptırabilir.

Allah, yeme içmeden, ihtiyaçtan münezzehtir. Varlığı özdür, cevheri kendindendir. Hiç bir şeye muhtaç olmadığı gibi, eksilme, azalma ve yenilenmeden ayrıdır. Herşeyin varlığı O’nun varlığına bağlıdır. Her şey O’na muhtaçtır. Vacib-ül vücud yalnızca O'dur (c.c.).

Çığrından çıkmış, aşırı doymuş bir nefis Yaratıcısından gayri bir varlık kazandığına inanır.
Karşısına çıkar, kendinde vücud vehmeder, benliğini içinden çıkarır gibi "Sen sensin, ben de benim" der.

İşte oruç, doymamış bir nefis seviyesinde, insanın, varlık performansını sorgulamasıdır.
Nefsin doyum noktasının bilinçli bir şekilde belli sınırlamalarla düşürülmesi karşılığında ortaya çıkan varlık durumunu anlama imkanının kazanılmasıdır.

Yaratıcının her şeyi kuşatan varlığı ile kulun kendinden başka neredeyse bütün varlığa bağımlı olduğu varlığı arasındaki söz konusu kıyası yapması oruç sayesindedir.

Kul olmak. Öncelikle böyle bir testi kabul etmeyi zorunlu kılar. Oruca başlayan kul, nefsin ihtiyaçları, bağlı olarak istekleri geldikçe ve bunların karşılanmaması durumundaki güçsüzlüğü vücudunu silikleştirmesiyle yeni bir benlik keşfini kazanacaktır.

Evet, böylelikle, kendinden bir öz ve cevheri olmayan, varlığı bağımlı olan vücudunun bir tahayyülden ibaret olduğu ortaya çıkacaktır. İhtiyaçları şedid, aczden, fakirlikten beslenen insan varlığının nefsin doyurulması ile geçici, görece vücudun aldatmasından kurtulması oruç sayesinde olacaktır.

Bu noktada nefsin ulaşacağı nokta: "Sen ikram Sahibi yüce Rabb'sin, ben aciz kulum" demektir.

Bu nedenle, oruç kul ile Rabbinin karşılıklı varlık ilişkisini kuran en önemli bir testtir. Bu nedenle, buradaki keşfin mükafâtını Rabb-i Kerimi kuluna ayrıca takdir edeceğini vaad etmiştir.

Bu nedenle, orucun Hâlik-ı Külli Şey nazarında, kulu, büyük bir dereceye taşıyacağı umulur.

Bu nedenle, oruç, yaktıkça saflaştıran; erittikçe temize çıkaran, yokluğa soktukça vücuda varlığı katan büyük bir tecrübedir.

Binyıllardır varlığın anlamını çözmeye çalışan akıl sahibi insana verilmiş en büyük bir keşşaf oruçtur. Bugünün akil insanları için de varlığın anlaşılmasında orucu tecrübe etmek, üzerinde düşünmek bütün soru ve sorunların çözülmesini netice verebilecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.