Olumsuz davranışlara karşı gösterilen tepkiler-1

Çocuklarımızın davranışlarından rahatsız olduğumuzda bu durumu çocuklarımızı nasıl ifade edebiliriz?

Çocuğunuz dışarıda oynadığı çamurlu ayakkabılarla evin içine girdi, dolaşmaya başladı. Evin bütün halılarının çamur olduğunu gördünüz. Çocuğunuza karşı nasıl davranırsınız?
Veya siz telefonla bir iş görüşmesi yapıyorsunuz. Oğlunuz size bu ne baba, bu ne baba diye sürekli sorular soruyor. Bir türlü görüşmeyi yapamıyorsunuz. Karşıdaki kişiye karşıda mahcup oldunuz. Çocuğunuzun bu davranışını nasıl tepki verirsiniz?
Evinizi topladınız, eve gelecek misafiri beklerken mutfakta servis tabaklarını hazırlamaya başladınız. İçeriden bir ses geldi. İçeri koştunuz ne gördünüz?
Evin en küçüğü odayı dağıttığı gibi sehpanın üzerindeki cam tabağı da kırmış. Bu manzara karşısında ne tepki verirsiniz?

Evde küçük çocuğu olan ailelerde yaşanan olaylardan birkaç örnek bunlar.
Aile seminerimize katılan annelerin yüzde 90 ı kızarız, döveriz, kendisini toplattırırım, ceza veririm, gözdağı veririm gibi olumsuz iletişim engellerini uyguladıklarından söz ettiler.
Peki, böyle bir durum karşısında siz ne tepki verirsiniz?
Normal karşılarım, oturup onunla davranışının yanlış olduğunu konuşurum, bir problemi olabileceğini anlamaya çalışırım diyenlerin sayısı herhalde azınlıktadır.
Çoğu anne-babaların hemen iletişim engellerini uyguladıklarını çevremde de çok görüyorum.

Anne-babaların çoğu zaman gayri ihtiyari tepki verdikleri bu iletişim engelleri neler olabilir?
-Emir vermek    -yönlendirmek
-gözdağı vermek  -ahlak dersi vermek
-öğüt vermek  -nutuk çekmek
-yargılamak  -eleştirmek
-suçlamak   -Sorgulamak
-alay etmek  -ad takmak

Çocuklarımızın olumsuz davranışlarına karşı çoğu zaman kullandığımız iletişim engelleri işe yarar mı?
Ben bu tür yaklaşımların çocuğun yanlış davranışını düzeltmesinde işe yaramayacağını inanıyorum. Çocukların ters tepki vermelerine, çocuk ile anne baba arasında kalın duvarların örülmesine ve iletişimin bozulmasına da sebep olabilir. Problemi çözmeyeceği gibi hem çocuklar hem de anne-babalar üzülür.
Diyelim ki; eşiniz sizden o akşam kendisinin çok sevdiği yemeği yapmanızı istedi. Siz de tamam yaparım dediniz. Ama tam yemeği yapmaya başlayacaktınız ki çocuğunuzun okulundan aradılar. Çocuk ateşlenmiş.  Çocuğunuzu eve getirdiniz. Akşama kadar çocukla ilgilendiniz. Bir de durumu duyan meraklı komşular geçmiş olsuna geldiler. Eşinizin istediği yemeği yapamadınız.

Büyük bir iştahla eve gelen eşiniz istediği yemeği bulamayınca ‘-sen zaten bana değer vermiyorsun ki, hep çocuklarını düşünürsün, çocuklar bir yemek istemiş olsalardı bir fırsatını bulup yapardın. Bana verdiğin değer bu kadarmış’ diye söylenip durdu.
Bu durum karşısında siz ne hissedersiniz?
Sizden gelen cevapları duyar gibiyim ve de hak veriyorum. Tabi ki üzülür, eşinizi kırılırsınız. Kendinizi anlaşılmamış, haksızlığa uğramış, çaresiz hissedersiniz. Kendinize öz güveninizde sarsılabilir. Kendinize karşı beceriksizim işe yaramıyorum gibi duygularda geliştirebilirsiniz. Hatta eşinize karşı kızgınlık, nefret, öfke gibi olumsuz duygular hissedip tartışabilirsiniz de. Belki de eşinizin sen dili ifadelerinden dolayı karşılıklı tartışma, inatlaşmalar sonucu iletişiminiz de kopabilir.

Eşinin sert tavırları, sürekli eleştirel konuşmaları karşısında hayal kırıklığını uğrayan, üzülen, sinirlenen, vuran, kıran, sürekli kendini savunmak zorunda kalan, çatışan ve olumsuz duygular yaşayan babalarda bulunmaktadır.
Biz anne babalar olumsuz davranışlar karşısında bu kadar etkilenirken, biz anne-babaların olumsuz söz ve tavırları karşısında çocuklarımızın da aynı duyguları yaşayabileceklerini hiç düşündünüz mü?
Bizim olumsuz davranışlarımız çocuklarımıza nasıl etkiler?
Böyle durumlar çocuklarda saldırganlık, içine kapanıklılık, içe dönüklük, güven kaybı gibi bir kişilik gelişebilir. Bu da çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkiler.

Çocuklarımızın olumsuz davranışlarına karşı iletişim engellerini kullanmak yerine neler yapabiliriz?
Öncelikle kendi duygularımızı tanımaya çalışabiliriz. Çocuklarımızın davranışlarına karşı nasıl tepkiyi veriyoruz. “Seviniyorum, mutlu oluyorum, sinirleniyorum, kızıyorum, öfkeleniyorum” gibi. Bu duygularımızdan hangisini çocuğumuzla paylaştığımızda çocuğumuzun olumsuz davranışlarında düzelme görülüyor. Bunu belirleyebiliriz.
 Çocukların yüzde sekseninden fazlası anne-babalarının üzülmelerini istemezler. Onları mutlu görmek isterler. Bu durumda çocuğun olumsuz davranışlarını düzeltmede kullanılması gereken “BEN DİLİ” yöntemi devreye girmelidir. Eğer bizler bu püf noktayı yakalayabilirsek çocuklarımızdan beklediğimiz davranışları göstermesinde desteklemiş oluruz.

hatipoglu@risalehaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar