Mehmet Asıf IŞIK
Güneş ve Namaz
Allah’ın yirminci asır Müslümanlarına en değerli rahmet hediyelerinden biri olan Risale-i Nur’dur. Bu şaheserin müellifi Bediüzzaman, Kur’an-ı Hakim’de çekirdek veya nüve halinde beyan edilen bazı hakikatleri bu asrın insanının hem anlayacağı dilde ve muhtevada hem de ikna olacağı bir üslûpla izah etmiştir. Dinimizce en mühim ibadet sayılan ve bir hadis-i şerifte “dinin direği” yani bir mü’min için dini ayakta tutan en mühim rükün (taşıyıcı) olan namaz ibadetinin belirli vakitlere tahsis edilmesinin hikmetini Sözler isimli eserinin Dokuzuncu Söz’ünde şöyle izah eder:
“Her bir namazın vakti, mühim bir inkılab başı olduğu gibi, azîm bir tasarruf-u İlahînin âyinesi (Allah’ın kudretinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği/görüldüğü ayna) ve o tasarruf (faaliyet) içinde ihsanat-ı külliye-i İlahiyenin birer ma'kesi olduğundan, Kadîr-i Zülcelâl (büyüklük ve kudret sahibi) 'e o vakitlerde daha ziyade tesbih ve ta'zim ve hadsiz nimetlerinin iki vakit ortasında toplanmış yekûnüne karşı şükür ve hamd demek olan namaza emredilmiştir.”
Namazın kılınmasını emreden sonsuz büyüklük sahibi, kevn aynasında yansıyan azamet ve kibriyasının mühim tecellilerini hikmetli kitabının pek çok ayetinde güneşin Dünya ile alakalı durumuna göre tayin ve takdir etmiştir. Bir kaçını inceleyelim: وَالشَّمْسُ تَجْرٖی لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاؕ ذٰلِكَ تَقْدٖیرُ الْعَزٖیزِ الْعَلٖیمِؕ (Yasin Suresi, 38.âyet) “Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri(düzenlemesi)dir.”
Güneş nereye doğru akıp gidiyor? Bugünkü devasa teleskoplarla yapılan astronomik gözlemlere göre güneşin hareketini, Dünya ile münasebetini vs. özet bilgilerle biraz anlamaya çalışalım.
Yaklaşık 2 trilyon galaksinin bulunduğu semâ denizindeki Samanyolu Galaksisi içinde 100 milyar ilâ 200 milyar arasında gezegenin olduğu tahmin ediliyor. Bu gezegenlerin tamamı وَكُلٌّ فٖی فَلَكٍ یَسْبَحُونَ (Yasin Sûresi, 40) âyetinde buyurulduğu üzere “Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” Bütün yıldızlar, etraflarında dönüp duran gezegenler, bunların uyduları vs. hiçbiri sabit ve durağan olmaksızın her an bir dönüş, bir hareket halindedir. Onlardan sadece bir yıldız olan yaşadığımız Dünya’nın hem sobası, hem ocağı, hem lambası/kandili olan Güneşi, hem kendi etrafında batıdan doğuya doğru döner, hem de Samanyolu Galaksisi içinde ve galaksinin merkezine göre, saniyede yaklaşık 220-250 km olmak üzere, saatte yaklaşık 828.000 km.lik akıl almaz bir hızla Herkül takımyıldızı yönüne doğru ilerler.
Güneş, içinde bulunduğu galaksinin merkezi etrafındaki dönüşünü yaklaşık 225-250 milyon yılda bir tamamlar. Güneş’in bu hareketinden kaynaklanan çekim kuvveti sebebiyle, hızla seyreden bu akışa Dünyamız ve güneş sistemi içindeki bütün gezegenler Güneş’le birlikte sürüklenirler. Böylelikle güneş ve ona bağlı tüm sistem, uzayda geçtiği bir noktadan bir daha geçmez. Yapılan gözlemlerle güneşin bu hareketinin kuzey kutup ekseni ile 37 derecelik bir açı yaparak yörünge düzlemine yerleştiği tesbit edilmiş. Bu 37 derecelik açıya Solar Apex adı verilir. Apex, doruk, zirve, uç anlamına gelir. Güneşin sür’atle ilerlediği Solar Apex ise Güneş hareketinin hedef noktası anlamında kullanılır. Yeniden âyete dönecek olursak, acaba âyetin beyan ettiği, Güneşin akıp gittiği son durak veya doruk Solar Apex denilen bu hedef noktası mıdır? Bunu kesin olarak ancak Allah bilir…
Güneş ile Dünyamız arasındaki ortalama mesafe yaklaşık 149.6 milyon km. (149.597.870.700 m.) kabul edilir. Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesi eliptik olduğundan, mesafe yıl içinde 147 milyon km (en yakın - Günberi) ile 152 milyon km (en uzak - Günöte) arasında değişir. Dünya Güneş'e yaklaştığında (günberi) hızı artar, uzaklaştığında (günöte) azalır. Bu mesafe, gökbilimciler tarafından ortalama 149,6 milyon km olarak hesaplanır. Bu ortalama hıza göre güneş'ten çıkan ışık huzmelerinin, ışığın saniyede 300 bin km hızla Dünya'ya ulaşması yaklaşık 8,3 dakika (yaklaşık 8 dakika 20 saniye) sürer.
Güneşin Dünyayı etrafında döndüren kuvvet, muazzam kütlesinden kaynaklanan kütleçekim de denilen yerçekimi kuvvetidir. Güneş, sistemdeki toplam kütlenin %99,8'inden fazlasını oluşturduğu için, uzay-zamanı bükerek Dünya'nın kendi etrafında eliptik bir yörüngede dolanmasına sebep olur. Güneş'in bu devasa kütlesi, Dünya'yı sürekli olarak kendine doğru çeker. Dünya, Güneş'in bu çekim kuvveti ile kendi sahip olduğu teğetsel hız (saatte yaklaşık 108.000 km) arasındaki denge sayesinde yörüngede kalır. Eğer hızımız daha yavaş olsaydı Güneş'e doğru çekilirdik, daha hızlı olsaydı o vakit uzay boşluğuna savrulurduk. Her şey kusursuz bir hesap ile takdir ve tayin edilmiştir: اَلشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍࣕ (Rahman Suresi, 5.âyet) “Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.”
Gelelim Dünyaya. Yine gökbilimcilerin gözlem ve tesbitlerine göre Dünya’nın iki çeşit hareketi olduğu ifade edilir. Biri, Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle gece ve gündüz meydana gelir. İkinci hareketinde ise güneşin etrafında dolanmasıyla mevsimler oluşur. Dünya’nın Güneş etrafındaki dolanımı saniyede 30 km’dir. Dünya bu hızla bir saatte 108.000 km mesafe kat’eder. Dünya’nın bu dönüş hızıyla bir günde yol aldığı mesafe ise 2.592.000 km., bir yıl süren (365.256 gün) yörünge turunda ise yaklaşık 940 milyon km. yol alır. Dünya’nın saatteki 108.000 km.lik hızına göre bu değer, Ay ile Dünya arasındaki 384.000 km.’lik mesafenin yaklaşık dörtte biri kadardır.
Her şeyin dizginini elinde tutan yüce kudret sahibi Allah-u Teâla, çevresi 40.000 km olan dünyadan hacim olarak 1.3 milyon kat büyük olan ve vazifesini yapması için çekirdek sıcaklığının 15 milyon derecede yandırıldığı tahmin edilen Güneş ve sair gök cisimleri bir âyette, وَسَخَّرَ لَكُمُ الَّیْلَ وَالنَّهَارَۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَؕ وَالنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِاَمْرِهٖؕ اِنَّ فٖی ذٰلِكَ لَاٰیَاتٍ لِقَوْمٍ یَعْقِلُونَۙ (Nahl Suresi, 12.âyet) “O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ay’ı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir topluluk için ibretler vardır.” buyurmuştur. İşte içinde bulunduğumuz Dünya’yı yaşanılabilir bir hale gelmesi için Cenâb-ı Allah sonsuz ilmi ve hikmetiyle böylesine dakik ve ince bir hesap yapmıştır.
Her şeyi, gökleri, yerleri, arasındakileri, üstündekileri, içindekileri alnından tutup kudretine boyun eğdiren, Güneş’i, Dünya’yı ve Ay’ı (kameri) topaç gibi çeviren Zât-ı Zülcelâl, her bir namazın vaktini bizler için mühim bir inkılab başı olarak takdir edip azametinin, yüceliğinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği bu vakitlerde, heybetli ve haşmetli faaliyetlerini anlayıp idrak etmemizi ve her iki namaz vakti arasında biz kullarına lutfettiği ihsan ve ikramlarının anlaşılması için özellikle o vakitlerde mâsivâyı terk ederek huzur-u kibriyasına çıkıp kendisini tekbirlerle yücelterek tesbih ve ta'zim etmemizi, sayıya gelemeyecek kadar sınırsız nimetleri için şükür ve hamd demek olan namaz ibadetiyle Ulûhiyet ve Rubûbiyyetine karşılık vermemizi emretmiştir.
فَاِذَا قَضَیْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِیَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْۚ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَقٖیمُوا الصَّلٰوةَۚ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖینَ كِتَابًا مَوْقُوتًا (Nisa Suresi, 103.âyet) “Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.” Belli vakitler büyük tasarrufların vakitleridir.
Sonsuz büyüklük sahibi, işte o büyük tasarruf ve faaliyet vakitlerinde ahsen-i takvimde yaratılmasına rağmen sonsuz küçük olan insanı huzuruna kabul etmekle müşerref kılmıştır. O sonsuz büyüklüğün sahibine ibadet etmek teklif yani külfet değil, tekrim yani şereflendirme değil midir?
(Devam edecek)
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.