Muhammed Numan ÖZEL
Bezginlik-3
Fıtrat, Medeniyet ve Şer Tohumları Üzerine…
“Fıtrat-ı insan bir mezraa hükmündedir ki, secaya-yı hasene temayülat-ı şerriye ile beraber, daneler gibi dest-i kaderle içinde ekilmiştir. Bu daneler neşv-ü nema bulmak için bir suya muhtaçtır. Hevadan gelse, şer daneleri neşv-ü nema bulur. Şimdiki şu medeniyet-i habisenin heyet-i içtimaiyeye verdiği tesir gibi... Fıtraten -çendan- hayır ciheti galibdir, fakat sünbüllenmiş, semere vermiş on çekirdek, yüz değil bin kurumuş çekirdeğe galebe eder. İşte şunun çaresi: O bâb-ı fitneyi kapatmakla, suyu Hüda tarafından vermek lâzımdır.”[1]
Bediüzzaman, insan psikolojisini, toplum yapısını ve medeniyetin insan üzerindeki etkisini son derece derin bir şekilde özetler:
“Fıtrat-ı insan bir mezraa hükmündedir ki, secaya-yı hasene temayülat-ı şerriye ile beraber, daneler gibi dest-i kaderle içinde ekilmiştir…”
Bu ifadede insan, içinde farklı tohumlar bulunan bir tarlaya benzetilir. Bu tarlada hem güzel ahlâkın çekirdekleri hem de kötülüğe meyilli duygular bulunmaktadır. Çünkü insan, yalnızca meleklere benzer ulvî hislerle değil; nefis, heves, gadap ve şehvet gibi imtihan vesilesi olan duygularla da yaratılmıştır.
İnsan Fıtratındaki Çift Yönlülük
İnsan mahiyeti tek yönlü değildir. İnsanda:
- Merhamet olduğu gibi zulüm,
- Tevazu olduğu gibi kibir,
- Fedakârlık olduğu gibi menfaatçilik,
- Hakperesttik olduğu gibi hodkâmlık
potansiyel hâlde bulunabilir.
Bediüzzaman’ın “dest-i kaderle ekilmiş” demesi, bu istidatların insanın yaratılışına hikmetle yerleştirildiğini gösterir. Çünkü dünya bir imtihan meydanıdır. Eğer insanda yalnızca iyilik bulunsaydı, imtihanın ve iradenin manası kalmazdı.Ancak burada önemli olan, hangi tarafın beslendiğidir.
Şer Tohumlarını Besleyen “Su”
Metinde geçen en dikkat çekici teşbihlerden biri “su” benzetmesidir:
“Bu daneler neşv-ü nema bulmak için bir suya muhtaçtır.” Tohum nasıl suyla büyürse, insanın içindeki eğilimler de çevreyle, kültürle, fikirlerle ve alışkanlıklarla gelişir.
Bediüzzaman, “hevadan gelse” diyerek nefsânî arzuların ve hevâ-perestliğin şer tohumlarını büyüttüğünü söyler. Günümüzde:
- Tüketim kültürü,
- Sınırsız haz anlayışı,
- Ahlâkî sınırları küçümseyen medya,
- Menfaati merkeze alan hayat tarzı
insandaki kötü eğilimleri besleyen bir “su” hükmüne geçmiştir.
Bu sebeple modern insan, çoğu zaman kötülüğü doğal, günahı sıradan, iffetsizliği özgürlük, bencilliği başarı zannetmeye başlamaktadır.
“Medeniyet-i Habise” Nedir?
Bediüzzaman burada “medeniyet-i habise” tabirini kullanır. Yani insanın ruhunu bozan, nefsini azdıran, maneviyatı zayıflatan bir medeniyet anlayışıdır ki, bugünki dünya neredeyse topyekûn buna meylettiriyor.
Burada medeniyetin teknik yönü değil; insanı yalnızca maddeye, hazza ve dünyevî menfaate yönelten tarafı eleştirilmektedir.
Çünkü teknik ilerleme tek başına insanı mutlu etmeye yetmez. Eğer maneviyat olmazsa:
- İlim zulme hizmet eder,
- Teknoloji bağımlılık üretir,
- Medya fitne yayar,
- Özgürlük anarşiye dönüşür.
Nitekim bugün insanlık bilgi bakımından zirveye çıkmış; fakat huzur, aile saadeti ve iç güven bakımından ciddi krizler yaşamaktadır.
Az Şer Neden Büyük Tahribat Yapar?
Metindeki şu cümle çok dikkat çekicidir:
“Sünbüllenmiş, semere vermiş on çekirdek, yüz değil bin kurumuş çekirdeğe galebe eder.”
Yani aktif hâle gelmiş kötülük, pasif durumda duran birçok kötülükten daha etkili olur.
Bir toplumda:
- Birkaç organize zalim,
- Birkaç ahlâksız fikir akımı,
- Birkaç fitne merkezi
milyonlarca insanı etkileyebilir.
Çünkü kötülük çoğu zaman gürültülüdür, yayılgandır ve nefse hoş gelir. Hayır ise sabır, sebat ve terbiye ister.
Bu nedenle toplumları koruyan şey yalnızca kanunlar değildir; iman, ahlâk ve manevî terbiyedir.
Çözüm: “Suyu Hüda Tarafından Vermek”
Bediüzzaman çözümü tek cümlede özetler:
“Suyu Hüda tarafından vermek lâzımdır.”
Yani insan ruhunu:
- Vahiy ile,
- Kur’ân terbiyesiyle,
- İman hakikatleriyle,
- Güzel ahlâkla,
- Salih çevreyle
beslemek gerekir.
Çünkü insan boşluk kabul etmez. Kalp ya hakikatle dolar ya da heveslerle işgal edilir.
Bu yüzden:
- Çocuk terbiyesi,
- Aile yapısı,
- Eğitim sistemi,
- Kültür ve medya,
- Maneviyat eğilimi
insanın hayır tarafını besleyecek şekilde düzenlenmelidir.
Bediüzzaman’ın bu kısa fakat derin ifadeleri, insanın iç dünyasını ve toplumların çöküş sebeplerini veciz şekilde ortaya koymaktadır.
İnsan mutlak yani tamamen kötü değildir; fakat tamamen güvenilir de değildir. İçindeki hangi tohumun büyüyeceği:
- Aldığı terbiyeye,
- Yaşadığı çevreye,
- Bağlı olduğu değerlere,
- Yöneldiği manevî kaynağa
bağlıdır.
Şayet insan nefis ve hevânın suyuyla beslenirse şer büyür; iman ve hidayet suyuyla beslenirse güzel ahlâk inkişaf eder.
Bu sebeple hakiki medeniyet, insanın yalnız bedenini değil; kalbini, ruhunu ve vicdanını da inşa eden medeniyettir.
Selâm ve duâ ile.
Tavsiye yazılar:
Medeniyet-i Fazıla Nasıl İnşa Edilir?
Bezginlik: Yeis mi, Yoksa Fıtratın Bir İkazı mı?
Bezginlik: Modern Zamanın Görünmez Yükü
Değerlerimiz Ruhumuzun DNA'sıdır
[1] Âsar-ı Bedi’iyye (107)
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.