Mustafa ÖZCAN
Risale-i Nur-İhvan köprüsünde siyaset!
Risale-i Nur kitap odaklı, İhvan ise genel olarak şahıs-mürşit odaklıdır. Başka bir fark ise Müslüman Kardeşlerin siyasete sıfır mesafeli olmalarıdır. Nihai ve siyasi hedeflerde ortaklık olsa bile davaya göre siyasi alan, terahiyi yani ertelemeyi gerektirir. Daha arka plandadır. Sümmettedarük dedikleri gibi siyasi alan arkadan gelir. Risale-i Nur şakirtlerinin siyasi tercihleri olsa da doğrudan siyaset, tercihleri değildir. Dışarıdan seyrederler. Bu tutum dışarıdan bakan kimilerine göre ilgisizlik ve lakaytlık olarak da algılanabilir. Lakin bu şuurlu bir tercihtir. İhvan zemininde ise zaman zaman biraz da olayların tazyik ve sevkiyle hem siyaset öne çıkmakta hem de tarzları komitacılığı andırmaktadır. İlk devirlerinde olmalı, biat seremonisi veya törenlerinde Kur'an-ı Kerim'e el basılmaktadır. Bu İttihatçıların ritüellerini çağrıştırıyor. Bu cemaat vasfının dışına çıkmaktır. İttihatçılar gibi cemiyet zemininde hareket etmektir. Hür Subayların iki modeli vardır. Uzak planda İttihatçılar, yakın planda ise Müslüman Kardeşler! Bediüzzaman, Muhammed Abduh tarzı, 'siyasetten ve şeytandan Allah'a sığınırım' demesine rağmen nasıl oldu da İhvan, Muhammed Abduh çizgisinden saparak, geri dönerek Cemaleddin Afgani çizgisine ram olmuştur? Bunun cevabı Reşid Rıza'da yatmaktadır. İhvan, Muhammed Abduh çizgisini bypass ederek Cemaleddin Afgani çizgisine geri dönmüştür. Reşid Rıza terk-i siyasetteki üstadı Muhammed Abduh'un telkinlerini aşmıştır. Onu ve prensiplerini aşarak siyasi meslekte Risale-i Nur çizgisinden de iftirak etmiştir.
Muhammed İmara'dan öğreniyoruz ki Urvetü'l Vüska'nın devamı olarak tasarlanan ve neşre hazırlanan el Menar, yayın hayatına başlayacağı sırada Muhammed Abduh, Reşid Rıza'dan üç talepte bulunuyor. O da bunlara uyacağını taahhüt ediyor. Lakin 1905 tarihinden itibaren gıyabında yine eski ve ilk Rıza'ya geri döner. Bu Cemaleddin Afgani çizgisidir.
Bu üç taahhüt şunlardır:
1-Hiçbir hizbin emrine girmemek. Siyasete taraftar olmamak.
2-Methedenlerin methine ve zemmedenlerin zemmine aldırmadan kendi yolunda yürümek. Soğukkanlı olmak. Tali çatışmalara girmemek.
3-El Menar'ı ağaların, paşaların sesi veya organı haline getirmemek. Onlara mesafeli kalmak. Gerekirse onları istihdam etmek ama istihdam edilmemek (Eş Şeyh Reşid Rıza, Muhammed İmare, Daru's Selam, s: 13).
Bunlardan ilki, hiziplerin veya siyasetin emrine amade olmamak. Daha doğrusu güncel siyasetten uzak durmak. Muhammed Abduh'un vefatı üzerine Reşit Rıza, Cemaleddin Afgani çizgisine geri dönüyor. Siyaseti fikri zeminde yapıyor. Cemaati olmadığından dolayı komitacılık çizgisinden de uzak duruyor. Hasan el Benna, Reşid Rıza'nın bir devamıdır.
Hilafetin kaldırılması ve Filistin meselesi gibi şartlar da devreye girince doğrudan siyasete hatta komitacılığa bulaşılmıştır. Belki de durumdan vazife çıkarmış hatta Şii camia da siyasi tarzda onlardan etkilenmiş ve tesirleri Iraklı Davet Partisi ile Humeyni çizgisinde görülmüştür. Çok ilginçtir: Humeyni, el Hükümet el İslamiye adlı eserinde vurgulandığı gibi SAVAK Müdürü 1963 yılında hapiste olan Humeyni'yi ziyaret eder ve bir anlaşma teklifinde bulunur. "Bu mülevves siyasi alanı bize bırak. Sen mollasın kendini kirletme sana yakışmaz" der. Humeyni'nin cevabını bilmiyoruz. Lakin icraatlarından cevabını anlıyoruz. Siyasete girmekle kalmıyor aynı zamanda totaliter bir rejim de kuruyor. Sonrasında Kontra veya İrangate gibi kirli pazarlıklara giriyor!
İhvan’ın Gizli Birimi (cihaz el has) talimat almadan mizacının gereğini yapmış ve komitacılık örnekleri sergilemiştir. Nukraşi Paşa gibilerini öldürerek esasında bazı dini kesimleri de aleyhine kışkırtmış, taşkın ve kontrolsüz bir hareket görüntüsü vermiştir. Hatta dost iklimden gelen muhaddis Ahmet Şakir gibiler Müslüman Kardeşleri 'asrın haricileri' olarak nitelendirmiş ve suikastlara başvurmalarını Yahudilerin ve komunistlerin tarzına benzetmiştir.
Esasen siyaset konusunda iki temel yaklaşım biçimi vardır. Doğrudan siyasetle ilgilenmek ya da siyasetçiye yardımcı olmak. Siyasi alanı tamir etmek. Yardımcı pozisyonu yeğlemek. Manevi katkı sunmak. Bu zeminde Bediüzzaman, Risale-i Nur şakirtlerinin asayişi koruma anlayışlarıyla hükümetlere yardımcı olduklarını hatırlatır. Kargaşa üretmez, kargaşayı teskin eder. Sulh-u umumiyi temine çalışır. Risale-i Nur dava ve irşat eksenlidir. Bu nedenle de siyaset topuzu taşımaz. Geniş alanda hizmetini görür. Rüyadaki Hitabede de Kur'an etrafındaki surların yıkılması meselesini merkeze alır. Siyaset yerine Kur'an eksenli manevi hizmet yürütür. Bu noktada yollar ayrılır. Hasan el Benna ise bir elde siyaset diğer elde ise davet zemininden hareket eder. Bir elde topuz diğer elde adeta Kur'an vardır. Zamanla bu alanlar birbirine karıştırılır. Ezher alimlerinden Halit Cündi buna "dini alanla siyasi alanı birbirine karıştırmak" der. Siyasi zeminle dini zeminin birlikte yürütülmesi gerilim hattına neden olur. Benna din ile siyaseti, eğitim ile siyaseti birlikte yürütmekte ve alanlarını takdim tehir etmeden buluşturmaktadır. Bu yönüyle külli bir ihya hareketinde bulunmak ister. Halbuki bu hizmetler bir gün telahuku efkar yoluyla yani nesillerin elbirliğiyle ve yardımlaşmasıyla tekemmül eder, gayesine ulaşır. Hepsini bir anda istemek hepsini bir anda kaybetmeye müncer olur. Aksi takdirde şefkat mesleği topuz mesleği haline gelebilir. Bu hatta da DAEŞ türü nevzuhur hariciler türeyebilir.
Bunun sağlaması tarihte birçok kez görülmüştür. İmam Rabbani ihlasın kırılmaması için siyasi zemini ele geçirmek değil siyasi alanı irşat etmekten söz eder. Ebu'l Hasan en Nedevi, İmam Rabbani'den mülhem bu yolu ve yöntemi Müslüman Kardeşlere de tavsiye eder. Amaç doğrudan siyaseti yürütmek değil yürütenlere dolaylı yollarla yardımcı olmaktır. Macid Arsan Geylani de (Salahaddin Nesli Böyle Zuhur Etti/ Kudüs Böyle Geri Alındı kitabında) Salahaddin Eyyübi döneminde Kudus'ün geri alınmasını cemaat devlet işbirliğine, dayanışmasına ve kaynaşmasına bağlar. Cemaatlerin hedefi devletin yerine geçmek değil bozuksa ıslah etmek ve istikamet üzere ise yardımcı olmaktır. Bidatkar ise ıslah etmek değilse yardımcı olmaktır. Aksi takdirde cemaat olarak siyasete girmek ve silaha başvurmak ister istemez, komitacılığa dayanır. 'Bizim neyimiz eksik?' yaklaşımı ehli için fıkhi alanlarda geçerli olsa da siyasi alanda usulü bozmak ve sahadaki aktif diğer güçlerle çekişme ve çatışma ortamına girmek olur. Siyasette Hazreti Yusuf makamı haricinde görev istenmez, verilir. Din ile siyaset ilişkisi teratip yani hiyerarşiyi gerektirir. Benna bu ilişkiyi tafsil eden yaklaşım yerine dini alan ile siyasi alanı kaynaştırmıştır. Enver Sedat gibi dinde siyaset yok diyemeyiz lakin siyaset manevi irşattan sonra gelir ve başkalarına karşı topuz olarak kullanılamaz.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.