'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir'

‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ sözü Mustafa Kemal'e atfedilen sözler arasındadır. Yine 'el adlu esas el mülk' ifadesi de Mustafa Kemal'e atfedilen sözler cümlesindendir. Mülkün temeli yani devlet çarklarının temeli adalettir demektir. Eskiler "dünya öküz ve balığın sırtındadır" demişler. Mecazen doğru olduğu halde bunu hakiki makamda ve manada kullanırsanız yanlışa düşersiniz. Bu sözler günümüzde bir dereceye kadar yadırganıyor. Hilafı hakikat kabul ediliyor. Bununla birlikte karada tarım öküzler vasıtasıyla yürütülüyordu. Dolayısıyla öküzler dünyanın yükünü omuzluyor ve çekiyordu. Öküzler hem tarımda kullanılıyor hem de etinden sütünden istifade ediliyordu. Adeta karanın yükünü onlar çekiyordu. Denizlerde de gıda kaynağı balıklardır.

Adalet mülkün temelidir sözü Hazreti Ömer'e ait olmasına rağmen söyleyenleri arasında Mustafa Kemal de sayılmaktadır. Devletin omurgası, temeli ya da çatısı adalettir. Adaletin kaybolduğu bir ortamda devlet çarkları da hamulesini taşıyamaz, kolonlar esner ve yıkılır.

Mustafa Kemal'e atfedilen ifadelerden birisi de 'hayatta en hakiki mürşit ilimdir' vecizesidir. Bunu mutlak zeminde ele aldığınızda bu sizi pozitivizme kadar götürebilir. Lakin yerli yerinde kullandığınızda, bağlamına koyduğunuzda doğru bir söz olarak karşınıza çıkar. Bağlamlarından sapma anlamda da sapmayı getirir. Önemli olan sözlerin bağlamını bulabilmektir. Yerli yerine koyabilmektir. Zulmün tarifi eşyayı yerinden alıkoymak adalet ise yerine koymaktır. Burada ilmi Allah'ın isimlerinden birisi olarak alırsanız size rehberlik yapar ve yol gösterir. Dolayısıyla bu söz kayıtsız olarak mutlak zeminde ele alınırsa yanlıştır ve insanı ilim ideolojisine ya da Scientologyye götürebilir. İlim bir araçtır ve hayatta insana rehberlik yapabilir. Bu hususta Malik Bin Nebi'nin bir söylemi ya da tespiti vardır. Ona göre fikri veya maddi çabalara iki sual takaddüm etmelidir. Bunlar niçin ve nasıl sualleridir. Niçin sorusuna ideoloji cevap verir. Nasıl sorusuna da teknoloji ve ilim cevap verir.

İşte bu noktada Cezayirli mütefekkir ve yazar Muhammed el Hadi el Haseni'nin aklına Abdulhamid Bin Badis'in ilim konusundaki sözleri düşüyor! Şöyledir: El ilmu huve vahdehu'l imamu el müttebeu fi'l hayati (fi'l akvali ve'l efali ve'l itikadat). İlim, hayatta (sözlerde fiillerde ve inançlarda) izlenecek tek rehber ve mürşittir. Kısaca Türkçedeki hayatta en hakiki mürşit ilimdir ifadesinin Arapça söylenişiyle karşı karşıya bulunuyoruz. İlim nurdur aydınlatır. Yoksa karanlıkta Eflatun'un mağarasında kalırsınız. Kur'an asli Tevrat'ı, hidayet rehberi ve nur olarak tanımlar. İlim Allah'tan bağımsız değildir. İsim ve sıfatlarından birisidir. Bu ifadeyi bağlamına koyarsanız doğruluk arz eder. Bağlamından koparırsanız yatağını kaybeder. Yabancılaşır. İlim bir emanettir ve İmam Şafii hocası Vekî'e hafızasının zayıflığını şikayet ettiğinde şöyle bir cevap alır: İlim bir nurdur, bu nur günahkarlara verilmez!

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir vecizesini kim kimden almıştır? Bin Badis Mustafa Kemal'den mi yoksa tersi mi geçerlidir?

Üçüncü bir ihtimal daha var: Birbirlerine temas etmeden aynı ifadeyi kullanmış da olabilirler. Bu ifadeyi kayıtlı kullanırsanız İslami kalıplara girer. Kayıtsız kullanırsanız pozitivizme gider. Araç değil amaç ve ideoloji olur. Zamanla Hindistan'daki tanrıların veya Yunan tanrılarının sıfat iken zat ve müstakil tanrılar haline gelmelerinde olduğu gibi. Bu bölgelerde sıfatlar zamanla zatın yerine geçmiş ve zat olarak algılanmış ve sapma böyle başlamıştır. Nuh Aleyhisselamdan sonra sıfatların zat haline getirilmesiyle paganizm böyle doğmuştur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.