Metin ERTEKİN
Köklerinde kopmamak
Her canlı, hayatını sürdürebilmek için sağlam bir çekirdeğe ihtiyaç duyar. O çekirdek doluysa toprağa kök salar, tutunur ve yeşerir. Eğer çekirdeğin içi boşsa… Ne filizlenebilir ne de ayakta kalabilir. Aslında insan için de durum çok farklı değil.
Bizleri ayakta tutan, hayatımıza anlam katan köklerimiz vardır: İnancımız, kültürümüz, tarihimiz, geleneklerimiz, sosyal ve ahlaki değerlerimiz… İşte bu değerler, bizi koca bir çınar ağacı gibi dimdik ayakta tutan görünmez köklerimizdir. Kökler ne kadar derindeyse, insan da o kadar güçlüdür.
Ancak bugünlerde, belki de tarihte hiç olmadığı kadar hızlı bir değişim ve dönüşümün içindeyiz. Kavramlar yer değiştiriyor, alışkanlıklar dönüşüyor, değerler sorgulanıyor. Dijital dünya sayesinde bilgi çok hızlı yayılıyor; neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ayırt etmek her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Zihinlerimize dolan kirli görüntüler, yönlendirilmiş maksatlı bilgiler ve sahte gerçeklikler, zamanla bizi besleyen köklerimizin damarlarını tıkıyor.
İnsan yalnızca ekmekle, suyla ve gıdayla beslenmez. Aynı zamanda milli ve manevi değerlerle, kültürle, inançla, ahlakla beslenir. Bu görünmez besinler, toplumun birbirine tutunmasını sağlar. Toplumsal bağlarımız da işte bu ortak beslenmeden güç alır. Kökleri sağlam olan bir toplum, zor zamanlarda birbirine destek olur; kökleri zayıflayan ise en küçük sarsıntıda savrulur.
Doğada kökleri güçlü bir çınar ağacı, yalnızca kendisini ayakta tutmaz; yanındaki diğer türdeki ağaçlara da destek verir. Ama kökleri zayıf olan, içten içe çürümüş bir çınar ağacı ilk sert rüzgârda devrilir. İnsan da böyledir. İçini besleyemeyen, kökleriyle bağını koparan birey, hayatın sert rüzgârları karşısında savunmasız kalır ve devrilir.
Özellikle anne ve baba olarak en büyük sorumluluğumuz burada başlıyor. Evlatlarımız bizim köklerimiz, çekirdeklerimizdir. Onları hayata hazırlarken yalnızca bilgiyle değil; değerle, aidiyetle, kimlikle büyütmek zorundayız. Bir çocuğu toprağa dikilen bir fidan gibi düşünün. İlk zamanlarda yeterince ilgi gösterilmez, suyu eksik bırakılırsa kök salamaz. Kök salmayan fidan da ilk rüzgârda yıkılır; daha ağaç olmadan.
Bu yüzden çocuklarımızı yaşadıkları toprağa, bu coğrafyanın kültürüne ve değerlerine sımsıkı bağlayarak yetiştirmeliyiz. Çünkü kökleri koparılmış bir neslin, geleceğe gölge veren bir çınara dönüşmesi mümkün değildir.
Unutmamak gerekir: Köklerimizi korumadığımızda, yalnızca geçmişimizi değil, geleceğimizi de kaybederiz.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.