Mehmet Abidin KARTAL

Mehmet Abidin KARTAL

Çağımızın manevi doktorunu anlamak

Ailede eşler birbirlerini anlamadıklarından yakınırlar. Çocuklar anne ve babam beni anlamıyor derler. Okulda öğrenciler arkadaşım, öğretmenim beni anlamıyor der. İşçi patronum beni anlamıyor der… Doğruyu ve hakkı anlatan Peygamberleri, anlamayanların akıbetleri bizlere ibret ve derstir.

Karınca ve arıya kadar bütün hayvanların ve her varlığın, adeta bir lideri ve rehberi vardır. Her arı kovanının başında bir lider arı vardır. Karıncayı emirsiz, hayvanları lidersiz ve rehbersiz bırakmayan Allah, kâinatın yaratılış gayesi olan insanı hiç rehbersiz bırakır mı? İnsanın niçin yaratıldığını, vazifesinin ne olduğunu, Allah’ın emir ve yasaklarını, nereden gelip nereye gideceğini hem anlatarak ve hem de yaşayarak bildirecek ilahi elçilere ve rehbere ihtiyaç vardır. Bu elçi ve rehberler peygamberlerdir.

Allah, insanlara hakikatleri, doğru yolu göstermek için onlara zaman zaman peygamberler göndermiştir. Bu peygamberlerin sonuncusu Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'dir. Ondan sonra artık peygamber gönderilmeyecektir.

Alimler, peygamberlerin varisleridirler.

Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir."

“Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez manevi bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim” diyen altmışaltı yıl önce ahirete göç ede, Bediüzzaman Said Nursi ahir zaman müceddididir. Bütün hayatını Kur’an’ın müdafaasına adadı, bu uğurda Risale-i Nur eserlerini telif ederek küfrün belini kırmış, Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez manevi bir güneş hükmünde olduğunu, dünyaya ispat etmiştir.

BENİ ANLAMADILAR… Kitabımızda peygamberlerin gönderiliş hikmetleri, peygamberleri anlamayan kavimlerin akıbetleri anlatılmıştır.

Peygamber varisi, ahir zaman müceddidi Bediüzzaman Said Nurs’nin hayatından kesitleri, Bediüzzaman’ı anlayanları, yapılan hizmetleri, anlayanların yapması gereken hizmetleri; anlamayanları yakın tarihimizden siyasi şahsiyetleri örnek göstererek ifade etmeye çalıştık. Ne diyordu Bediüzzaman:

"Risâle-i Nur’u anlamıyorlar yahut anlamak istemiyorlar. Beni skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ı hâzır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hatta bu hususta da bazı eserler telif eyledim. Fakat ben öyle mantık oyunları bilmiyorum, felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, manevi varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum, yalnız Kur’ân’ın tesis ettiği Tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki; İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur…

Şu muasırlarım, varsın beni dinlemesinler, anlamasınlar. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla nesl-i ati sizinle konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetasa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır…

Ey iki hayatın ruhu hükmünde olan İslamiyet’i bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik (hareket eden mezarlar) bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz. Ta ki, hakikat-i İslamiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvücsâz (dalgalandıracak) edecek olan nesl-i cedid (yeni nesil) gelsin! "

Huzur ve refahın anahtarı

Bütün insanlığın iki cihanda huzur ve refahının anahtarı, Kur’ân-ı Hâkim’in mesajlarının doğru anlaşılması ve yaşanmasıdır.

Kur'an, bir manevi eczahanedir. Kıyamete kadar bütün asırların devaları, şifaları burada mevcuttur. Ancak bu ilaçları tespit edip nazara verecek doktorlara, eczacılara ihtiyaç vardır. İşte bu doktorlar ise, Cenab-ı Hakk'ın her asırda gönderdiği müceddidlerdir.

Her çağın insanı Kur’an’ı ve sünneti doğru anlamak için yaşadığı çağın müceddidine uymak ve onu anlamak zorundadır.

Bediüzzaman, “Hz. Mevlana, benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Hz. Mevlana zamanında gelseydim, Mesnevi'yi yazardım” diyor.

İnsanlığın huzuru ve kurtuluşu ve dünyanın darüsselam olması için, Çağımızda bir Asr-ı Saadet Müslümanı olan Bediüzzaman’ın anlaşılması gerekiyor.

Bütün peygamberlerin birinci davası olan tevhid, İslam’ın dünya görüşünü teoriden pratiğe, inançtan hayata ve idealden gerçekliğe kuşatan bir hakikattir.

Ahir zaman müceddidi Bediüzzaman Said Nursi, bütün peygamberlerin davasını, Asr-ı Saadet modelini günümüze getirebilmiş, bunu günün şartları içerisinde en başarılı bir şekilde uygulayabilmiş, Peygamber Efendimizin (sav) günümüzdeki bir temsilcisi ve varisidir.

Bediüzzaman’ı anlayanların yapacağı en tesirli hizmet

Risale-i Nur cemaatlerinin, Nur talebelerinin, Vakıflarının, iş adamlarının, ilim adamlarının bu çağda başta Risale-i Nur eserlerini okunması, basın, yayın, sosyal medya, televizyon, radyo yayınları, sempozyumların düzenlenmesi yanında, yapılması gereken en önemli tesirli hizmet, maddi ve manevi imkânların birleştirerek dijital dünyada yapılması gerekenleri yaparak, film, dizi, belgesel, animasyon, çizgi film çekilerek iman ve Kur’an hakikatlerini insanlara ulaştırmak olmalıdır. Bu konuda yapılanlar yetersiz. Bunun için işin ehli kişilerden meydana gelen bir komisyon kurularak, kararlar alınarak, projeler üretilerek işe başlanabilir. Dijital çağın imkânlarını temiz eller kullanmalıdır.

Bir konu hakkında bir bildiri veya bir kitap yazımı düşünülüp tartışılırken, o konu hakkında dijital dünyanın malzemesi olan, bir film, bir belgesel veya bir oyun hazırlanması da düşünülmeli ve yapılan tartışmaların arasında gündemin birinci maddesi olmalıdır. Çünkü günümüz dünyasında en tesirli tebliğ metodu dijital dünyaya hayırlı malzemeler vermektir. Herkesin elinde cep telefonu, önünde bilgisayar var. İnsanlar dijitalleşmiş. İnsanlar bilgisayar, cep telefonu ekranına elleriyle dokunup istediği filmi izliyorlar. İnsanlara hakikatin mührünün vurulduğu filmlerin, dizilerin takdim edilmesi bugün en birinci tesirli tebliğ metodudur.

Bediüzzaman’ın, iman ve Kur’an hakikatlerinin sinema filmlerinin, dizilerinin çekilme zamanı gelmedi mi? Bu konuda ‘Hür Adam’ filmini biliyoruz. Risale-i Nur eserlerinden etkilenerek “Benim Küçük Sözlerim” isimli bir film çeken Yönetmen Bekir Bülbül, “Ben Risale-i Nurları okuduğumda büyük bir şok ve hayranlık yaşadım. Risale-i Nurlar bir cevher. Yani bir hakikat, bir cevher var elimizde ve farkında değiliz…” diyor. Bu cevherlerden esinlenerek hikâye ve romanların yazılması, bunların senaryolarının da yazılarak film ve dizilerinin yapılması insanları hakikatlerle tanıştırmanın en tesirli yoludur. Her alanda olduğu gibi dijital dünyada da hayrın, iyiliğin ortaya konması elzemdir. Sinema, dijital dünya; imana, hakka, sevgiye, adalete, yardımlaşmaya, merhamete hizmet ederse, insanlar iyiliklerin hakim olduğu huzur ikliminde yaşamaya başlarlar… Devamı, BENİ ANLAMADILAR… da,

kitap.png
https://www.iskenderiyekitap.com/urun/beni-anlamadilar-mehmet-abidin-kartal-9786259480152

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.