Bir Kürt'ten Kandil'e Çağrı

Bismillahirrahmanirrahim

Bediüzzaman, İslam medeniyetiyle, dinsiz felsefeyi kıyaslarken hak ve kuvvet ayrışmasına gidiyor. Kur'an'a göre kuvvet hakta olmalıdır. Ama felsefe hakkın kuvvette olduğu sonucuna varmıştır. Buna en güzel örnek filozof Nietzsche'nin "İyi bir savaş her davayı kutsallaştırır" sözüdür. Kutuplaşma psikolojisi, şehitler üzerine oluşturulan dava şuuru, toplumsal ego inşası gibi süreçlerle haksız bir dava etrafına fedailer toplayabilir. İnsan hayatı üzerine kumar oynama cesareti verebilir. Ama toplumlar 15-30 yaş arası gözü kara fertlerden oluşmaz. Bu savaş rahat ve huzur isteyen geniş kitleleri ölüm, acı, göç, sürgün ve katliamlara duçar edebilir. İnsanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Ben ve milyarca müslüman her şeyin Allah'ın iradesi ve kudretiyle olduğuna inanıyoruz. Ama yine de kâinatta Rab tarafından konulmuş bazı adetler vardır. Bu yüzden sebep sonuç ilişkilerini yanlış okuyan kişi, kurum ve toplumların başarılı olma, doğru tutum ve davranış sergileme imkanı yoktur.

Bu yüzden geçtiğimiz yüz yılı Kürtler açısından doğru değerlendirmeliyiz. Ve burada en kilit konumlardan birinde Kandil olarak mecazen bahsedilen PKK bulunmaktadır.

Öncelikle şunu kabul etmeliyiz. Bugün devletin en üst makamları bile Cumhuriyet döneminde Kürtlere karşı yanlış ve zalimane politikalar sergilendiğini kabul ediyor. Bu çok değerli ve önemlidir. Ama bu kabulleniş silahlı mücadeleye hak verildiği anlamına gelmez.

İstibdat döneminde Kürt illerinde fen ve din ilimlerinin birlikte okutulduğu medreseler açmak için İstanbul'a giden ve orada kendisine "sus payı" olarak davasından vazgeçme karşılığında bağlanan maaş ve ikramı milletinin şerefini korumak için reddeden, bu yüzden tımarhaneye atılan Bediüzzaman, Şeyh Said'i desteklememiştir. Bunun sebeplerinden birincisi Türklerin eskiden beri İslam'a yaptığı hizmettir. İkincisi de dahilde yani ülke içinde mücadelenin silahla değil kalemle olacağını düşünmesidir. Bu gerçek hiçbir zaman değişmemiştir. Çünkü iç savaş söndürmesi zor bir ateştir. Suriye bu konuda iyi bir örnek değildir. Rusya Ukrayna'da, İran ise İsrail ile uğraşmasa bu devrim çok daha sancılı olabilirdi. Bu kadar şansa rağmen bile milyondan fazla cana ve milyonlarca göçe ve sayısız acıya sebep oldu. Oysa toplumun bilinçlenmesi esas tutulsa bazı süreçler daha sancısız olabilirdi. Bu konuda Türkiye'de islamcıların iktidara gelmesi örnek verilebilir.

Evet bir düşünün: Ölmeyi, öldürmeyi, hapsi, işkenceyi göze alarak giriştiğiniz silahlı mücadeleyi harcadığınız enerjiyi İslam ile barışık bir sivil bilinçlenmeye harcasaydınız şu anda çok daha güzel şeyler konuşuyor olabilirdik.

İtiraz olarak Kürtlerin özellikle son 20 yılda elde ettiklerini ve bunun silahlı mücadelenin sonucu olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim. Hayır eğer doğru okursanız Kürtçe hürriyeti gibi kazanımların silahlı mücadelenin Türklerde yol açtığı kine rağmen İslamcı, demokrat koalisyonlar tarafından verildiğini görebilirdiniz. Evet burada Kürtlerin sorunlarına dikkat çekmek gibi bir rolünüz oldu. Ama bu sivil siyaset yoluyla da olabilirdi.

Bugün barış söylemleri konuşuluyor. Mesela meşhur Esat Yıldıran'ın veya beyaz torosların övüldüğünü görmek istemezsiniz değil mi? O halde siz de çok yanlış sebeplerle Türk ve Kürtlerin acılarına sebep olmuş markalarınızı ve pratiklerinizi övmeyi ve tehdit dilini bırakmalısınız. Hatta samimi bir özeleştiri ve özür borçlusunuz.

Bahsetmek istediğim diğer bir konu da dinsiz bir milletin yaşayamayacağıdır. Bunca refahın içinde bunalımlarla boğuşan batı toplumları ve soykırımın ortasında bir adım geri atmayan Filistin bunun en güzel örneğidir. Allah rızası ve ahiret gibi dertleriniz yoksa bile (ki olmalı) Kürtlerin menfaatleri için sanat, bilim, hoşgörüyle barışık İslam anlayışına sıcak bakmanız gerekir.

İçinde bulunduğumuz süreçlerin Kürtler, Türkler, müslümanlar ve tüm insanlık için hayırlı noktalara evrilmesi duasıyla sözlerimi noktalıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.