Hülya YAKUT

Hülya YAKUT

Eli öpülesi Nure Bacı

A+A-

Çocuktum. 

Babam, CHP'nin, demokrat olduğu için haksız atama, sürgün, pasif görevlere gönderdiği devlet memurlarından biriydi. Her iktidar değişikliğinde, isminin üzeri çizilenlerden biriydi. 

CHP iktidara gelince Diyarbakır gardaki aktif ve sorumlu görevinden, küçük bir ara istasyona, pasif memurluğa gönderilerek, güya "dindar" olduğu için cezalandırılmıştı. 

Şimdilerin yaptığı gibi, "diktatör, zulüm, adalet" yaygarası yapmadan, belki de, "yapamadan" köydeki görevini de hakkıyla devam ettirdi. İstasyonun çehresini değiştirdi, taşıma tankerlerle civarı ağaçlandırdı, köy halkıyla dialog kurdu, camiye gidip onlarla saf tuttu.

Bir süre sonra da, "müdür bey" dedikleri babama; "hoca müdür" demeye başladılar.

Göreve başladığının ilk haftasıydı.

Okullarımız tatil olmuştu. Babamızın hem yeni iş bölgesini görmek, hem de, hafta sonları Diyarbakır'a bize gidip gelme zahmetinden kurtarmak için, biz yanına gitmiştik. 

Elektirik, su, bakkal olmayan o köyde canımız sıkılmazdı. Lojmanın dört yanı uçsuz bucaksız dağ bayırdı. Gün boyu kardeşlerimle oynar dururduk. 

Babam, trende görevli olanlara günlük ekmek ve diğer acil ihtiyaçlarımızı sipariş ederdi. 

Nasılsa bir gün unutmuşlar. Tabi ekmeksiz kaldık. 

Ne yapalım, ne yapalım derken babamın aklına köye gidip birinden ekmek satın almak geldi.

İstasyona 2-3 km. uzaklıktaki köye babamla birlikte gittik. 

Köy iki kısımdı.

Bir kısmı çatılı, beyaz badanalı, etrafı çiçekli evlerden oluşan göçmen mahallesiydi.

Diğeri toprak damlı, kerpiçten yapılı, önünde tezek olan Kürt mahallesi.

Kerpiç evin kapısını çaldık. Kapıyı sonradan "Nure bacı" olarak tanıyacağımız, esmer, zayıf bir hanım açtı. 
Kapıdan gördüğüm kadarıyla hayli kalabalık idiler.

Babam durumu anlatıp, parayla satabilecekleri ekmeklerinin olup olmadığını söyledi. 

Kadın; sadece 1 tane verebileceğini, hamur yoğurduğunu ama pişmesinin 1-2 saat alacağını bin mahcubiyetle söyleyip, elindeki son ekmeği bize verdi.

Ayrılırken çekinerek babama dedim ki, "Ben bu ekmekten yemem" (Huysuzluğum o zaman da varmış demek ki????)

Babam sebebini sorduğunda:

"Çünkü o teyzenin elleri kara, yani kirli" dedim.

Tam da o sırada,  beyaz badanalı, etrafı çiçekli evlerden birinin önünden geçiyorduk.

Takıntımı bilen ve 1 ekmegin yetmeyeceğini düşünen babam; bir kapıyı daha çaldı.

Kapıya çıkan amcaya durumu anlattık. Onlarda da olmadığını öğrenince çaresiz eve döndük.

Annem, "madem ekmek yok, bari makarna veya pilav yapayım" diyerek mutfağa girdi.

Hava, akşama dönmek üzereydi. Kapı çaldı.

Bu saatte, hem de ıssız bu lojmanda kapımızın çalması olağan bir durum değildi.

Bu yüzden hepimiz kapıya koştuk.

Kapıda Nure bacı vardı. Elinde kocaman bir çıkın...

Bozuk Türkçesiyle;
"Müdür beğ, sana tandır ekmeği getirmişem" dedi. Bir de mahcup, bir de ezik ki hali halâ gözümün önündedir.

Sanki ekmeği biz ona getirmişiz gibi.

Babam para vermeye kalkışınca, daha bir ezildi. Utandı...

"Vışş, para nedir? Çı ayp ayp" dedi. Yani çok ayıp demek istemişti.????

Dumanı üstünde ekmeklerle içeri giren annemin: "Ah! İnsanlık. Sen ne güzel şeysin. Bakar mısın şu kadındaki inceliğe" diyordu.

Daha sonraları, Nure bacının köyün en yoksul ve garibanı olduğunu öğrendik. 

Zaman zaman anneme yardıma gelir, bin naz ile verilen cüzi ücreti alırdı.

Biz ordan ayrılıp tekrar eski yerimize gitsek bile, Nure bacı uzunca bir süre, bir bakraç yoğurt, beş on yumurta, kimi zaman tandır ekmeği yollardı trencilerle. "Bunu müdür beye verin" diye.

İşte o zaman öğrendim ki, elleri kara, Nure bacının gönlü, yüreği, şefkâti ap aktı.

Hayattan aldığım derslerin ilklerindendi Nure bacı????

Daha sonra Kur'an'ın, ahirzaman tefsiri olan Risale-i Nur'larından edindiğim bilgilerle gördüm ki, dinimizin bünyesinde olan kardeşlik, yardım, cömertlik, empati ve değer vermek, Anadolu insanının ruhuna işlemiş.
"Başkası aç ise bana ne" bencilliği, bu necip millette yer bulmamış.

Belki son zamanlarda fikri, dini, hali ve kali bozulmalar, yıkılmalar, zaaflar var gibi gözükse de, İslâm, bu ümmetin zemzemidir. Girdiği suyu temizler, kendine benzetir.

Bu ümit hep vardı. Var olacak inş.

Bu müthiş yangını söndürecek evlayları Nure bacılar yetiştirecek.

Biz cennet-asa baharlara iman etmişiz elhamdulillah.

nine.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum