Hüseyin EREN

Hüseyin EREN

Yazarın Tüm Yazıları >

B’nin altındaki nokta?

A+A-

Garip durumlar yaşıyor, çelişkiler yumağında yuvarlanıyoruz; cami sayısı artıyorken içindeki cemaat azalıyor. Neye sevinelim neye üzülelim, neye ağlayalım neye şevklenelim; bilinmez bir haldeyiz.

Eşyanın künhüne, hadislerin derinliğine varmak; nerede basiret, nerede feraset? O ferasetle dirayetli davranmak; Mekke’yi yaşamak, Medine’yi soluklamak… Hicret, cihad, tebliğ…

Günün köşe kapmaca gündemleri unutturuyor çok şeyleri; ramazanla taçlanan bayramla zirveleşen üç aylar bitti, yeni üç aylar başladı.

Camilerde cemaat azalıyor daha fazla gitmeliyim, mümkünse beş vakit böyle bir sızı var mı içimizde? “Kur’an yeryüzünde cemaatsiz kalırsa cenneti de istemem” diyen bir üstada ne kadar yakınız, onun o hali halimize bir nebze olsun örnek oluyor mu?

Her yılın mart ayında andık, sonra?

Rüzgâr kasırgaya döndü, yeni dalgalar gelmek üzere; hazırlığımız var mı? Okuyabiliyor muyuz geleni, okumak gibi derdimiz var mı öncesinde?

İstanbul seçimi kazanılsa da kaybedilse de o dalga kapımızda; yeni bir zihin aşınması, yeni bir aldatmaca, yeni bir ayartmaca; siyaset görüntülü fakat siyasetten çok daha derin tahrip edici!

Manevi mevzileri kaybediş, direniş duvarlarının aşınması, duyarlılık ve dirayetin azalması; haram haramdır, helal helaldir keskinliğinin kırılması…

Fitne gecesinde dışarıda gezilir mi? Ya uyunur mu?

Bir kaşık suda fırtınalar koparmak ve bunu başarı sanmak, ıslak kâğıda dağ kadar anlam yüklemek ve bunu kazanç kabul etmek; yarış baştan kaybedilmiştir!

Burası dünya, o dünya bir kaşık suda dönüp duruyor, içindekiler de ıslak kâğıttan öte anlamı yok; dünyanın esmaya bakan ve ahrete mezra olması yeterince anlaşılmaz ve yaşanmazsa.

Dünyalılara benzemek, dünyalaşmaktır; aramızda çok derin uçurum var deriz, sadece deriz dediğimizle amel etmeyiz.

Siyah iplik beyaz iplikle nasıl ayrılacak? Kül rengi akşamlarda sabah dirilişine görmek; küle bulaşmayan bahtiyarların işi!

Yeni bir kül fırtınası; korkunun ve ümidin kanatlarıyla buna hazır mıyız?

Sabaha erdiğimizde, akşama ulaştığımızda kaç külden kaç kül yutuyoruz; şükür ki tövbe ve istiğfar kapısı kapanmadı, beş vakit ezanlar okunuyor, beş vakit camiye, cemaate gidenler var, hamdolsun.

Camide, cemaatle cem olanlara ne mutlu. Umut hep var, var olacak; korku da hiçbir zaman yok olmayacak; henüz sırattan geçmedik çünkü.

Sırat-ı müstakim üzere olup olmadığımızın testi içindeyiz her günde, her anda; bütün mesele bu noktanın içinde. B’nin altındaki nokta ne ki? 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum