Ahmet AKCAN
Kurban Olmak-Ada(n)mak
Kurban; “Yaklaşmak ve Yakın Olmak” manalarına gelmekte, mübalağa (Fulan) vezninden süreklilik ifade etmektedir. Hakiki manada kurban, kulluk şuuruna ulaşmayı, Rabbimize yakınlaşmayı bildirmektedir. Kurban ibadeti ile âlemlerin Rabbine ait olduğumuzun ispatı gerçekleşmekte, Ona yakın olma adına ada(n)manın önemine dikkat çekilmektedir.
Kâinatın Halık’ı Rahman’a itaat ile teslimiyetin kat’i bir alameti olan kurban; hadsiz nimet-i ilahiyeye, nihayetsiz ihsanat-ı rabbaniyeye karşı sadakat emaresi ve cüz’i bir mukabele nişanesi olarak değerlendirilmektedir.
Her ibadetin hem illet hem de hikmet cihetleri olduğu ifade edilmektedir. İbadetlerin illeti emr-i ilahi, hikmeti ise, onun ile hâsıl olan faide ve neticeleridir. Bu itibarla kurban ibadetinin illeti emr-i ilahidir.
Kurban ibadetinin hikmeti ise, eti ve kanı gibi maddi unsurları değil manevi ciheti, yani takva hakikatine vuslatı netice vermesi ile bir kıymet ifade etmektedir. Bu mana için ayet-i kerimede; “Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizden Ona ulaşacak olan (yalnızca) takvadır.”[1] denilmektedir.
Evet kurban ibadeti ehl-i tevhid olan İslam ümmetine İbrahimvari bir itaati, İsmailvari (a.s) bir teslimiyeti öğretmekte, baki olanı kazanmak adına fani olan varlığını varlığı yaratan adına ‘Adamanın’ önemini bildirmektedir.
Ada(n)mak; adanacak kapının farkına varmak, Allah’ın yoluna kurban olmak, fani dünyanın geçici işlerine bağlanmaktan kurtulmak, Bâki-yi Zülkemâlin rızasına odaklanmaktır.
Ada(n)mak; semâ, arz ve dağların taşımaktan çekindikleri ağır mes’uliyetlerinin farkına varmak, acz, fakr ve kusurunun idraki içinde sonsuz bir kudrete dayanmak ve ilahi yardımı almak için Enaniyetten, yani malikiyet hissiyatından arınmaktır.
Ada(n)mak; “emrolunduğun gibi dosdoğru ol”[2] ilahi hitabının ağırlığını vicdanında duymak, acz ve fakrını ubudiyet suretiyle Allah’a sunmak, ibadetinde yalnızca Rahman’ın rızasını ummak, Kur’an hakikatlerinin intişarı için yaşamaktır.
Ada(n)mak; sonsuz bir saadete ulaşmak adına davası için bedel ödemeyi göze almak, ‘sahip olma’ hırsından kurtulmak, aidiyetini ispat için emanet bildiği her şeyini emanet eden Zatın rızasını kazanmak için harcamaktır.
Ada(n)mak; kalp ibresini bozacak, masiyeti ve dalaleti doğuracak vaziyetlerden uzak durmak, feyz-i ilahiyi külliyeti ile almak için nazarını haramlarla bulandırmamaktır.
Ada(n)mak; hayatın en büyük gayesi ve kemalat-ı insaniyenin medarı marifet-i ilahiyeden nasibini arttırmak, Rahman’ı isim ve sıfatları ile tanımak, Rububiyetin celali, cemali ve kemali tezahürlerine karşı külli bir ubudiyet ile mukabelede bulunmak, huzura çıkmaya hazırlanmaktır.
Ada(n)mak; dünyanın geçici işlerinden kalbini arındırmak, tıpkı Müellif-i Muhterem Hz. Bediüzzaman gibi “ben başka maksattayım başka noktalar benim kalbimi doldurmuş, başka şeyleri düşünmeye kalbimde yer bırakmamış” hissiyatıyla ubudiyet merkezli, marifetullah ve hizmet hedefli yaşamaktır.
Evet Evet! Kurban ibadetinin mesajını anlayan müslümanlar, ada(n)mayı adet haline getirmekte; bu derin sırrı anlamayanlar, kısa ve elemli bir dünyaya aldanmakta, şeytanın yolunda kurban gitmektedir.
Kurban gitmek, yani fani bir dünyaya ‘aldanmak’; emanet olarak uhdemize verilen nesline sahip çıkmamak, Allah’ın ve Resulünün (a.s) muhabbetini onların kalplerine aşılamamak, bu asrın ahlaksızlık tufanında evlatlarının boğulmalarına yani kurban gitmelerine aldırmamaktır.
Elhasıl; kurban, Rahman’ın kudsi rızası için adanmanın, öteki âlemde ebedi yaşamanın sırrıdır. Zekât ile sadaka servetin, şehitlik hayatın adanmasını anlatmaktadır. Adanmanın sırrını anlayan müslümanlar, ebedi bir saadete vuslat adına fani varlığının kabulü için Allah’a yalvarmaktadır. Allah’a abdiyetin, Kur’an davasına aidiyetin alameti olarak herhangi bir adağı bulunmayanlar, dünyevileşme hastalığına yakalanmakta, ilahi rızadan uzaklaşmaktadır.
Dinen zengin sayılmasalar da, her müminin Allah adına kurban edecekleri bir şeyleri illa ki vardır. Bizleri ilahi yakınlıktan alıkoyan ne varsa, onları Allah namına adamak vicdanen farzdır. Ada(n)mak dünyevileşme hastalığından müslümanları kurtarmaktadır. Şöhreti, şehveti ve serveti kutsayarak Allah'a yaklaşma iddiaları ispatsız kalmaktadır...
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.