MİSAFİR KALEM

MİSAFİR KALEM

İttihadın Dili de Uhuvet Olmalı

Said Öksüz

Hüseyin Yılmaz Bey’in “Bediüzzaman’ı Anlamadan Nurcu Olmak!” başlıklı yazısı, Nur Talebelerinin müşterek hizmet imkânlarını yeterince değerlendirememesi üzerine ciddi bir sızı taşıyor. Birlik çağrısını duymalıyız. Farklı grupların birbirinden habersiz yaşaması, bazen aynı iş için ayrı ayrı emek harcarken birbirinin hayrından sevinç duyamaması, üzerinde düşünülmesi gereken bir eksikliktir. Bu muhasebeyi yaparken birlik arzusunun hangi dille ifade edildiği de önem kazanıyor.

Yılmaz Bey, Reddü’l-Evhâmda geçen “dinî cemaatlar maksatta ittihad etmelidirler” hükmünün bugünkü Nur Talebeleri arasındaki kopukluğu savunmak için kullanılmasına itiraz ediyor. Bu itirazın üzerinde durmaya değer. Gerçekten de meslek ve meşrep farklılığı, rekabeti ve ilgisizliği meşrulaştıran bir mazeret olamaz. Bununla beraber, sözün geçtiği yerin tamamı okunduğunda ittihadın usulü de görülüyor.

Metnin öncesi ve sonrası

Bediüzzaman, Reddü’l-Evhâmda başka dinî cemiyetlerle münasebeti anlatırken iki şart zikreder. İlkinde hürriyet ve asayişin korunmasını, ikincisinde “Muhabbet üzerinde hareket etmek” düsturunu öne çıkarır; başka bir cemaate leke sürerek kendine kıymet kazandırmaya çalışmayı reddeder. Hemen ardından dinî cemaatlerin maksatta birleşmesini ister, meslek ve meşreplerin birleştirilmesini ise uygun görmez. Böylece aynı bahiste hem müşterek gaye hem farklı hizmet yolları hem de muhabbetin ahlâkı yer alır.

Bu satırların ilk muhatabı, 1909 yılının dinî cemiyetleri ve onlara yöneltilen itirazlardır. Bugünkü Nur hizmetlerinin durumunu o tarihî bağlamla bire bir aynı sayamayız. Fakat metinden bir ölçü çıkarabiliriz: Farklı hizmet tarzları, ortak iman gayesi etrafında yardımlaşmaya engel değildir. Aynı şekilde ortak gaye, herkesi tek bir idarede veya tek bir usulde toplamayı kendiliğinden gerektirmez. Burada iki yöndeki aşırılıktan da sakınmak gerekir: Ayrılığı kardeşlik bağlarını koparacak kadar büyütmek ve birliği bütün farklılıkları silmek diye anlamak.

İttihad muhabbetle başlar

Yirminci Lem’a’daki İhlâs Risalesi, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmeyi ve İslâm dairesindeki farklı meşrepler arasında uhuvet bağlarını görmeyi öğütler. “Hak yalnız benim mesleğimdir” iddiasına karşı insafı hatırlatır. Yirmi İkinci Mektup da kendi mesleğini geliştirmek için çalışmayı müsbet ihtilâf, başkasının hizmetini yıkmaya uğraşmayı menfi ihtilâf olarak ayırır. Demek ki görüş ayrılığı tek başına uhuvete aykırı değildir; onu düşmanlığa dönüştüren niyet ve davranış aykırıdır.

Bu ölçü, tenkidi yasaklamaz. Açık bir hata varsa onu deliliyle, ilgili muhatabına ve ıslah niyetiyle söylemek gerekir. Fakat bir yanlış üzerinden bütün kardeşlerin niyetlerini mahkûm etmek veya âhiret hesabını birbirimize karşı bir tehdit diline çevirmek, yakınlaşma için gerekli güveni zayıflatır. Birlik isteyen sözün de birleştirici bir edebi olmalıdır. Bu ihtarı önce kendi dilimiz ve davranışımız için kabul etmeliyiz.

Bugün nereden başlayabiliriz?

İttihadı uzak bir teşkilât tasavvuruna bırakmadan küçük müşterek işlerle başlayabiliriz. Farklı ders halkalarından kardeşler birbirinin çalışmalarını dinlesin; hangi ihtiyaçta birlikte hareket edebileceklerini görüşsün. Gençlere yönelik bir okuma programı, ihtiyaç sahiplerine yardım veya Risale metinlerinin doğru neşri gibi belirli bir iş seçilsin. İşin gayesi, sorumluları ve sınırları meşveretle belirlensin. Başarısı bir grubun hanesine değil, müşterek hizmete yazılsın.

Bir başka başlangıç, kardeşimizin hayırlı işine içtenlikle sevinmektir. Kendi dersimize gelen birinin başka bir ders halkasından da istifade etmesini kayıp saymamak; ihtiyaç duyduğumuz yerde yardım istemek ve elimizden geldiğinde yardım etmek, uhuveti görünür kılar. İhtilâflı bir mesele çıktığında şahısları değil delilleri konuşmak, görüş birliği oluşmasa da muhabbeti korur.

Hüseyin Bey’in yazısındaki birlik çağrısı bu bakımdan bir vesile olabilir. Ona verilecek en güzel cevap, kaygısını dinleyip üslup konusundaki çekincemizi de dürüstçe söylemek ve ardından müşterek bir hizmetin ilk adımını atmaktır. “Niçin birleşmiyorsunuz?” sorusunu, “Hangi hayırlı işte birlikte çalışabiliriz?” sorusuyla tamamlayalım. İttihadın yolu muhabbetten, muhabbetin imtihanı da birlikte yapılan hizmetten geçer.

Kaynak notu: Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye, “Reddü’l-Evhâm”, s. 104–105; Lem’alar, Yirminci Lem’a, s. 155; Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, s. 259 (Risale-i Nur Enstitüsü çevrim içi Külliyatı). Hüseyin Yılmaz, “Bediüzzaman’ı Anlamadan Nurcu Olmak!”, Risale Haber, 29 Eylül 2026.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.