Prof. Dr. Abdullah YILMAZ

Prof. Dr. Abdullah YILMAZ

Devlet üniversiteleri Medresetüzzehra misyonunu yerine getirebilir mi?

Akıl ve Kalp İttihadında Bütüncül Bir Medeniyet Projeksiyonunun Eğitim Sacayağı: Medresetüzzehra Üniversitesi-3

5.5. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Devlet Üniversiteleri Bu Misyonu Yerine Getiremez mi?

Bu soru, Türkiye’nin eğitim tarihindeki en kritik tartışmalardan birine temas etmektedir: “Devlet eliyle yukarıdan aşağıya bir modernleşme/eğitim mi, yoksa toplumun değerleriyle barışık sivil bir dönüşüm mü?”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki mevcut devlet üniversiteleri (Dicle, Van Yüzüncü Yıl, Artuklu vb.) fiziki imkânlar, personel sayısı ve teknolojik altyapı bakımından oldukça gelişmiştir. Ancak, Medresetüzzehra’nın vaat ettiği “misyonu” yerine getirmelerinin önünde yapısal, ideolojik ve epistemolojik engeller bulunmaktadır.

Epistemolojik Fark: “Bilgi”ye Bakış Açısı

Devlet üniversiteleri, doğası gereği pozitivist ve seküler bir müfredat üzerine kuruludur. Devlet üniversitesinin “seküler tarafsızlık” ilkesi, bu tür bir kalbî ve aklî bütünleşmeye hukuken ve yapısal olarak müsaade etmez.

Medresetüzzehra’nın Sivil Gücü

Bu proje, bölge halkının yüzyıllardır sahip olduğu medrese geleneğini, sivil toplumun manevi dinamiklerini modern bilimle barıştırır. Halk, bu kurumu “başkasına ait bir kurum” olarak değil, “kendi öz medeniyetinin modern yüzü” olarak görür. Bu gönüllü kabul, toplumsal barışı devletin resmi politikalarından çok daha hızlı sağlar.

Çok Dillilik ve Kültürel Esneklik

Devlet üniversiteleri, Türkiye’nin anayasal ve yasal sınırlamaları (Örneğin; eğitim dilinin Türkçe olması zorunluluğu) nedeniyle yerel diller ve dini diller (Kürtçe ve Arapça) konusunda sınırlı hareket edebilirler. Devlet üniversitelerinde “Kürt Dili ve Edebiyatı” gibi bölümler açılmış olsa da, bu dillerin ana eğitim dili veya bilim dili olarak kullanılması mevcut anayasal sistemde mümkün değildir. Medresetüzzehra, vakıf özerkliği üzerinden bu esnekliği sağlayarak kültürel kopuşu önleyebilir.

İlim İhracı

Komşu ülkelerdeki gençler, Türkiye’deki bir devlet üniversitesine gitmeyi “teknik bir tercih” olarak görebilirler. Ancak Medresetüzzehra gibi, onların inanç dünyasına hitap eden ve modern dünyayı anlatan bir merkeze gelmek bir “ideal ve kimlik” tercihidir.

Devlet üniversiteleri binaları, laboratuvarları ve diplomaları sağlar; ancak Medresetüzzehra bu binaların içine “ruhu, anlamı ve toplumsal barışı” koyar. Mevcut konjonktürde, özellikle terörden arındırılmış bir Türkiye vizyonunda, devlet üniversitelerinin sunduğu teknik eğitimin yanına, bu sivil ve manevi motorun eklenmesi bir lüks değil, sosyolojik bir zorunluluktur.

5.6. Medresetüzzehra Projesi Günümüzdeki “Yükseköğretim Reformu” Tartışmalarına Nasıl Eklemlenebilir?

Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki devlet üniversiteleri, tüm yatırım ve fiziki kalitesine rağmen bazen bölge halkı tarafından “merkezi otoritenin ideolojik temsilcisi” olarak algılanabilmektedir.

Aidiyet Krizi

Devlet üniversitesi “yukarıdan aşağıya” bir modernleşmeyi temsil eder. Bu durum, bölge insanının bin yıllık medrese ve irfan geleneğiyle bazen doku uyuşmazlığı yaşar.

Sivil Çözüm

Medresetüzzehra, tabandan gelen, halkın değerlerini merkeze alan ve ulemayı (yerel kanaat önderlerini) dışlamak yerine sisteme entegre eden bir modeldir. Halk bu kurumu “devletin okulu” değil, “kendi değerlerinin modern dünyaya açılan kapısı” olarak sahiplenir.

Terörle mücadelede en kritik eşik olan “gönülleri kazanma” süreci, devletin resmi aygıtlarıyla değil, bu sivil ve manevi motorla tamamlanabilir. Medresetüzzehra Üniversitesi; devletin “stratejik hamisi” olduğu, ancak yönetiminin ve ruhunun sivil toplum-vakıf iş birliğiyle yürütüldüğü, tam akademik özerkliğe sahip bir “Pilot Üniversite” olabilir. Bu yapı, devlet üniversitelerinin yetişemediği “gönül köprüsü” ve “anlam inşası” boşluğunu dolduracaktır.

5.7. Bu Proje Seküler Batının Yıllardır Görüntüde de Olsa Mücadele Ettiği Kullanışlı Aparat Olan Radikalizm ile Mücadelede Bir Panzehir Olabilir mi?

Bediüzzaman’ın Medresetüzzehra projesi, modern dünyada “seküler” olarak etiketlenen fen bilimlerini (fizik, kimya, astronomi vb.) sekülerizmin elinden geri alma hamlesidir. Özetle bu proje, seküler dünyanın ürettiği metodolojiyi (bilimsel yöntemi) kullanır ama onun ontolojisini (bilginin kaynağına bakışını) reddeder.

Moderniteyi “Taklit” Değil, “Tashih” Etmek

Bediüzzaman’ın derdi, Batı’nın ürettiği fenleri İslam’ın “Misfat-ı şeriat”ından geçirerek yeniden inşa etmektir. Medresetüzzehra, radikalizmin doğduğu zihinsel zemini (bataklığı) kurutmayı hedefler. Batı’nın çoğu zaman “aldatmacadan ibaret” olan mücadelesi genellikle semptomları tedavi ederken, Medresetüzzehra virüsün DNA’sını değiştirir.

“Yıkıcı Aksiyon”a karşı “Müsbet Hareket”

Radikal akımlar, adaleti sağlamak için şiddeti (cihadı yanlış yorumlayarak) bir araç olarak sunar. Said Nursi’nin hayatının sonuna kadar vurguladığı “Müsbet Hareket” (olumlu eylem) prensibi Medresetüzzehra’nın temel ahlak yasasıdır. Bu prensip; asayişi bozmamayı, intikam yerine şefkati ve ikna metodunu esas alır. Bu terbiye, radikalizmin “yıkıcılık” kodlarını, “inşa edici bir sabır ve gayret” ile değiştirir.

“Mana-yı Harfi” ile Maddeciliğin Reddi

Batı’nın sekülerizmi, dünyayı ruhsuz ve sahipsiz bir madde yığını olarak sunarak dolaylı yoldan radikalizmi besler. Gençler, bu “anlamsızlık” karşısında radikalizmin sunduğu “sahte ama güçlü anlam dünyasına” kapılırlar.

Medresetüzzehra, modern bilimin verilerini kullanarak kâinatın sahipsiz olmadığını ispat eder. Genç, aradığı “anlamı” şiddette değil, kâinattaki muazzam nizamın tefekküründe bulur. Bu, radikalizmin beslendiği “varoluşsal boşluğu” dolduran gerçek bir entelektüel doygunluktur.

Taklidi İmandan Tahkiki İmana Geçiş

Radikal yapılar, sorgulamayan ve körü körüne itaat eden bireyler ister. Medresetüzzehra’nın “tahkiki iman” metodu, bireyin aklını özgürleştirir. Kur’an ayetlerini kâinatın fenleriyle ispatlayan bir eğitim, bireye “entelektüel bir zırh” giydirir. Bu zırhı giymiş bir genci sığ sloganlarla veya yanlış fetvalarla radikalize etmek imkânsızdır.

Batı’nın “Radikalizm” Tanımındaki Aldatmacayı İfşa Etme Misyonu

Batı’nın mücadelesi genellikle kendi menfaatlerini koruma odaklıdır. Medresetüzzehra, Müslümanlara “eziklikten” değil, “özgüvenden” kaynaklanan bir sekînet hali sunar. Bu, Batı’nın “evcilleştirilmiş İslam” projesine karşı, İslam’ın kendi özgün ve vakur duruşunu temsil eden gerçek bir alternatif aksiyondur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.