Prof. Dr. Yasin ÇİÇEK
Risale-i Nur Külliyatı Işığında El-Alîm
Yâ Alîm; ezeli ve ebedi olarak her şeyi bilen manasında Allah'ın bir ismidir. Hiçbir şey O’ndan gizlenemez.
"Cenab-ı Hakk'ın kudret, ilim, iradesi; şemsin ziyası gibi bütün mevcudata âmm ve şâmil olup hiçbir şeyle muvazene edilemez." İşârât-ül İ'caz/86
Her şeyin Evvelini, Âhirini, Zahîrini ve Batınını bilen. Her şeyin her cihetini bilen. Tümünü birden ihata eden. Allah'ın ilmine göre ön-arka, sağ- sol, üst-alt, geçmiş-gelecek diye bir şey yoktur. Cenab-ı Hakk'a göre cihette yok. Bunlar bizim için vardır. Bizim anlamamız ve kıyas etmemiz için gereklidir.
Furkan-ı Hakîm de hem fiil hem isim olarak çokça geçmektedir. Kur'an-ı Kerîmde Allah'a nisbetle "Lafz-ı Alîm, yüz yirmi altı" kez geçmektedir. (Mektubat/451)
يَا عَلٖيمُ
Ey her şeyi bilen Alîm(Cevşen 1.Ukde 4. Satır)
يَا عَالِمُ
Ey her şeyi bilen geçmektedir. (Cevşen 29. Ukde 5. Satır)
"يَا عَلَّا مُ
Ey her şeyi çok iyi bilen Allâm (64.Ukde 7. Satır)
Âlim ve Alîm şeklinde külliyatta geçmektedir. Yine mana olarak benzer olsa da mutlaka bazı kullanım ve mana farklılıkları vardır. İnsanlara Âlim denir. Allah'a nisbet edildiğinde daha çok Alîm olarak kullanılır.
Aşağıdaki geçen cümleler de görüleceği gibi insana nisbet edildiğinde "âlim" şeklinde kullanılıyor.
"Arkadaşlar! Şu mealde bir hadîs-i şerif var ki: "Hakiki âlimler, zalim hükümdarlara karşı hak ve hakikati pervasızca söyleyen âlimlerdir." Sözler/828
"Sonra o hâkim, şu musanna ve murassa Kur'an'ı, bir ecnebi feylesofa ve bir Müslüman âlime gösterdi. Hem tecrübe hem mükâfat için emretti ki: "Her biriniz, bunun hikmetine dair bir eser yazınız." Evvela o feylesof sonra o âlim, ona dair birer kitap telif ettiler." Sözler/140
"Âlim olsun, âmî olsun her kim ona ve onlara baksa kat'iyen diyecek ki: "Kur'an, bunlara benzemez. Hiçbirisi onu tanzir edemez." Sözler/398
Külliyatta da Kur'an-ı Kerimde de Allah'a nisbet edildiğinde Alîm şeklinde geçmektedir.
Cenab-ı Hakk'ın yedi subuti sıfatından biride ilim sıfatıdır. İlim bir Alîmi külli şeyi iktiza eder.
İnsanlardaki ilim değil, sadece bir bilgidir. Gerçek ilim Allah katındadır. Bizim ki sadece Allah'ın ilmini bir derece fark etmek için bir kıyas türüdür.
"Evet, şu kâinatı idare eden zat, her şeyi nizam ve mizan içinde muhafaza ediyor. Nizam ve mizan ise ilim ile hikmet ve irade ile kudretin tezahürüdür." Sözler/84
Allah'ın ilmi muhittir ve zatîdir. Bizimkisi kayıtlıdır, sınırlıdır ve arızîdir. Cenab-ı Hakk'ın bilmesi bizim bilmemize benzemez. Nuraniyet sırrıyla her şeyin melekütü ve zahiri onun ilmindedir. İlim O'nun zatının lazımıdır.
Görmek sadece göze münhasır değildir. İnsan cildiyle, burnuyla, diliyle kulağıyla, kalbiyle, aklıyla ve bütün letaifiyle görebilir ve anlayabilir. Görmek, bilmek ve anlamak birbiriyle alakalıdır. İnsan bildiği kadar görür ve anlar.
"Şu kâinatta görünen ef'al ile tasarruf edip icad eden Sâni'in bir muhit ilmi var. Ve o ilim, onun zatının hâssa-i lâzıme-i zaruriyesidir, infikâki muhaldir. Nasıl ki güneşin zatı bulunup ziyası bulunmamak kabil değil, öyle de binler derece ondan ziyade kabil değildir ki şu muntazam mevcudatı icad eden zatın ilmi ondan infikâk etsin. Şu ilm-i muhit, o zata lâzım olduğu gibi taalluk cihetiyle her şeye dahi lâzımdır. Yani, hiçbir şey ondan gizlenmesi kabil değildir. Perdesiz, güneşe karşı zemin yüzündeki eşya, güneşi görmemesi kabil olmadığı gibi; o Alîm-i Zülcelal'in nur‑u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir. Çünkü huzur var. Yani her şey daire-i nazarındadır ve mukabildir ve daire-i şuhudundadır ve her şeye nüfuzu var. Şu camid güneş, şu âciz insan, şu şuursuz röntgen şuâı gibi zînurlar; hâdis, nâkıs ve ârızî oldukları halde, onların nurları, mukabilindeki her şeyi görüp nüfuz ederlerse; elbette vâcib ve muhit ve zatî olan nur‑u ilm-i ezelîden hiçbir şey gizlenemez ve haricinde kalamaz." Mektubat/266
İlmi mutlak ve muhit olduğu için her şeyi her cihetiyle bilir ve kudretiyle yapar.
"Evet, ilim ve kudretiyle bâtınların en bâtınında bulunduğu gibi fevklerin de en fevkinde bulunuyor. Hiçbir şeyde dâhil olmadığı gibi hiçbir şeyden de hariç değildir." Mesnevi-i Nuriye/241
Cenab-ı Hak insana istidat ve kabiliyetine göre esmayı talim ettirmiştir. Bundan dolayı cin ve melaikeye rüçyaniyet cihetinden halifeyi arz ünvanını almıştır.
Yani
اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
yani "Alîm ve Hakîm sen olduğun için Âdem'i talim ettin, bize galip oldu. Hakîm olduğun için bize istidadımıza göre veriyorsun. Onun istidadına göre rüçhaniyet veriyorsun." Sözler/458
Küre-i arz Cenab-ı Hakk'ın Alîm ismine külli bir şekilde ayinelik eder.
"Küre-i arz bir kafadır ki yüz bin ağzı vardır. Her bir ağzında, yüz bin lisanı vardır. Her lisanında, yüz bin bürhanı var ki her biri çok cihetle Vâcibü'l-vücud, Vâhid-i Ehad, her şeye Kadîr, her şeye Alîm bir Zat-ı Zülcelal'in vücub‑u vücuduna ve vahdetine ve evsaf-ı kudsiyesine ve esma-i hüsnasına şehadet ederler." Sözler/741
Cenab-ı Hakk'ın ilminden hiçbir şey ve hiç kimse gizlenemez. Güneş misaliyle bu durum akla yakınlaştırılır.
"Perdesiz, güneşe karşı zemin yüzündeki eşya, güneşi görmemesi kabil olmadığı gibi; o Alîm-i Zülcelal'in nur‑u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir. Çünkü huzur var. Yani her şey daire-i nazarındadır ve mukabildir ve daire-i şuhudundadır ve her şeye nüfuzu var." Mektubat/266
Cenab-ı Hakk'ın geçmiş, gelecek ve zaman-ı hazır gibi her şeyin kayıt edildiği İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin diye kayıt defterleri bulunur. İmam-ı Mubin kader defteridir. Kader ilim nevindendir. Kader ilmi ilahinin bir nevidir.
"İmam-ı Mübin, ilim ve emr-i İlahînin bir nevine bir unvandır ki âlem-i şehadetten ziyade âlem-i gayba bakıyor."
"Amma Kitab-ı Mübin ise âlem-i gaybdan ziyade, âlem-i şehadete bakar. Yani mazi ve müstakbelden ziyade, zaman-ı hazıra nazar eder ve ilim ve emirden ziyade, kudret ve irade-i İlahiyenin bir unvanı, bir defteri, bir kitabıdır. İmam-ı Mübin kader defteri ise Kitab-ı Mübin kudret defteridir." Sözler/604
Her şey Cenab-ı Hakk'ın daire ilminde olmasından dolayı ademi mutlak yoktur. Mevcudat daire ilimden şehadet alemine, şehadet aleminden alemi gaybe yani daire ilime geçmektedir. Daire-i ilm-i İlahînin haricinde hiçbir şey yoktur yani her şey ilmi muhitin içindedir.
"Cenab-ı Hak öyle bir Kadîr-i Mutlak'tır ki adem ve vücud, kudretine ve iradesine nisbeten iki menzil gibi gayet kolay bir surette oraya gönderir ve getirir. İsterse bir günde, isterse bir anda oradan çevirir. Hem adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var. Hem daire-i ilm-i İlahînin harici yok ki bir şey ona atılsın. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise adem-i haricîdir ve vücud‑u ilmîye perde olmuş bir unvandır. Hattâ bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik "a'yân-ı sabite" tabir etmişler.
Öyle ise fenaya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp vücud‑u manevîye ve ilmîye girmektir. Yani hēlik ve fâni olanlar vücud‑u haricîyi bırakıp mahiyetleri bir vücud‑u manevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer." Mektubat/63
Cenab-ı Hakk'ın ilmine nisbetle bir ile bin, az ya da çok, küçük büyük birdir. Azlık ya da çokluk mahlukata aittir. Tecelli aynıdır. Farklılık ve derece mahlukattan kaynaklanır. Güneş; aya, denize ve bir katre suya dahi tecelli eder. Güneşe ayine olmak cihetiyle ay daha büyük bir ayinedir ama güneşe göre bir fark yoktur.
"Kezalik esma-i İlahiyeden bir hüceyreye veya bir mikroba tecelli eden bir isim, kâinatı ihata eden isim ile müttehiddir. Çünkü müsemmaları birdir. Mesela, bütün kâinata taalluk ve tecelli eden Alîm ismiyle bir zerreye taalluk eden Hâlık ismi, müsemmada müttehiddirler." Mesnevi-i Nuriye/191
İlim sahibi olan aynı zamanda hikmet sahibidir.
"Hem fezadaki hava, o kadar hakîmane vazifelerde istihdam ve bulut ve yağmur, o kadar alîmane faydalarda istimal olunur ki her şeye ihata eden bir ilim ve her şeye şâmil bir hikmet olmazsa o istimal, o istihdam olamaz." Lem'alar/415
Alîm ismi ahireti iktiza eder.
"Hiç mümkün müdür ki hakîm, alîm bir zat, bir ağacı gayet ehemmiyetle tedbir ve tasvir edip ve gayet derecede hikmetle idare ve terbiye ettiği halde; o ağacın gayesi, faydası olan meyvelerine bakmayıp ehemmiyet vermesin; hırsız ellere, boş yerlere dağılsın, zayi olsun? Elbette bakmamak, ehemmiyet vermemek olamaz. Çünkü ağaca ehemmiyet vermek, meyveleri içindir." Mektubat/260
Cenab-ı Hak ilmiyle bilir, irade ve kudretiyle yapar. Her şey her cihetiyle ilim, irade ve kudreti iktiza eder.
"Ve keza o kitabın her bir nazmı, kasidesi Kadîr, Alîm olan nâzımını takdis ile tahmid eyler." Şualar/649
"İkincisi: Her bir şey, nizam-ı âlemi teşkil eden düsturlara ve muvazene-i mevcudatı idame eden kanunlara tatbik-i hareket etmekle, o Alîm-i Kadîr'e şehadet eder." Mesnevi-i Nuriye/165
Alîm olan aynı zamanda Hakîmdir. Alîm ve Hakîm olan intizamlı, mizanlı ve faideli bir surette yapar. Yapan bilir. Bilen hikmetli yapar.
"Ve o sun' ve inayet ise bir ilim ve hikmeti iktiza eder. Ve ism-i Alîm ve Hakîmi, o masnuun intizamlı, hikmetli azasıyla okutturur.
O ilim ve hikmet ise tanzim, tasvir, teşkil fiillerini iktiza ediyor. Musavvir ve Mukaddir isimlerini masnuun heyetiyle, şekliyle okutturur, gösterir." Sözler/694
Zatî itibariyle mekândan münezzehtir. Her yerde hazır ve nazırdır. Cenab-ı Hak ilim, irade ve kudretiyle her şeyin yanındadır.
"Sâni'-i âlem, âlemde dâhil olmadığı gibi âlemden hariç de değildir. İlmi ve kudreti ile her şeyin içinde olduğu gibi her şeyin fevkindedir. Bir şeyi gördüğü gibi bütün eşyayı da beraber görür." Mesnevi-i Nuriye/60
"يَا مَنْ هُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلٖيمٌ
Ey her şeyi bilen(18.Ukde 5.satır)
"يَا مَنْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمُهُ
Ey ilmiyle her şeyi kuşatmış olan(19.Ukde 10. Satır)
"يَا عَالِمًا لَا يَجْهَلُ
Ey cehalet ârız olmayan Âlim(32.Ukde 8. Satır)
"يَٓا اَعْلَمُ مِنْ كُلِّ عَلٖيمٍ
Ey bütün âlimlerden daha Alîm(34.Ukde 5. Satır)
"يَا مَنْ هُوَ عِلْمُهُ سَابِقٌ
Ey her şeyi var olmadan bilen(98.Ukde 1. Satır)
Ey Fettah-ı Allâm! Ey Allâmü'l-guyub, Ey Alîm-i Ezelî, Ey Alîm-i Hakîm, Ey Alîm-i Hafîz, Ey Alîm-i İnayetkâr, Ey Alîm-i Kadîr, Ey Alîm-i Külli Şey, Ey Alîm-i Mutlak, Ey Alîm-i Rahîm, Ey Alîm-i Mukaddir, Ey Alîm-i Kerîm, Ey Alîm-i Zülcelal, Ey Zat‑ı Alîm bizi cehaletten kurtar. Bilmediklerimizi bize öğret. Sonsuz ilminden bizi nasiplendir. Marifetimizi artır. Dinini tebliğ ederken bizim sadrımızı aç. Musa(as) dediği gibi dilimizdeki bağı çöz. Amin
Kaynaklar
1.RNK neşriyatın Android Risale-i Nur Külliyatı
2.Mealli Cevşen(Android Rnk Neşriyat Evrad)
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.