Suriye-Türkiye arası İstanbul- Ankara gibi
Son dönemde oldukça gelişen Türkiye- Suriye ilişkileri vizenin kalkması sonrasında hızla yeni hedeflere ilerliyor...
Hatay’da beş yıldızlı otel ve alışveriş merkezi (AVM) sayısının azlığı, sınırdan geçen Suriyelileri, Adana ve Mersin’e hatta İstanbul’a bile yönlendiriyor. Kadınlar, gösterişli kıyafetlerini mutlaka Türkiye’den alıyorlar. Nasıl ki, bizler Avrupa’dan veya ABD’den alışveriş yapmakla övünüyoruz, Suriyeliler de aynı duyguyu yaşıyor...
Sınır uçlarındaki son serüven noktam, Hatay. Onu sona bıraktım bilerek. Suriye ile açılımın odak noktası Hatay’a gittiğim günlerde sicim gibi bir yağmur yağıyordu. Asi Nehri’ni de bazı noktalarda taşırdı bu yağmurlar. THY, aşırı ilgi olunca, Hatay’a seferleri günde, önce ikiye, sonra da üçe çıkarmayı planladı. Bir kentte havaalanı olması, kalkınmanın motorunu ateşliyor. Bindiğim uçakta gruplar vardı. Hatay’a oradan da Suriye’nin Halep şehrine uğrayacaklardı.
Üç dinin şehri Hatay, turizmde bu yıl çok canlı sezon geçirmiş. Konaklama durağım Antik Beyazıt Otel de bu canlılıktan nasibini almış. Aralık ayı olmasına rağmen otelin doluluk oranı yüzde 80’lerdeydi. Gittiğim gece, yağmur sesinden sabaha kadar doğru dürüst uyuma fırsatı yakalayamadım. Oteli yönetenler, "Böyle yağmur görmedik. 2001’de de birkaç gün buna benzer yağışlar olmuştu ama bu kadar değildi" dediler, sabah kahvaltıda. Suriye ili iki sınır kapısına sahip Hatay’da önce Cilvegözü’ne gitmeyi kararlaştırmıştım.
Rehberim ve şoför arkadaşım Süleyman Çoban’la yola çıktık. Kent içinde adeta yollar, sel sularıyla nehir gibi akıyordu. "Ters akan nehir" olarak bilinen ve şehrin ortasından geçen Asi ile yarışıyorduk. Neyse, Reyhanlı’ya doğru ilerledikçe, yağmur sakinleşti, biz de güvenle yol aldık.
YOLLAR KÖTÜ, FREE SHOP UCUZ
Arapça, Almanca ve biraz da İngilizce bilen, kendisini 32 yıllık turizmci olarak tanıtan Süleyman Çoban, bana ilk bilgileri de veriyor yol boyunca. Diyor ki, "Suriye freeshop’u daha ucuz. Şeker, kahve, çay ve kozmetik ürünleri oradan alıyoruz.."
Şeker, Türkiye’den gidiyor. Sonra fiyatı ucuzlayıp, geriye dönüyor. Sınıra giderken, yolların durumu sıkıntı yaratıyor. Bakımsız ve çakır çukur asfaltta ilerlerken, Çoban, "Hatay’ın en büyük sorunu bu. Altyapısı henüz bitmediği için üst yapı da yenilenemiyor" derken, eski ve yeni belediye başkanının yaptığı işleri karşılaştırıyor bir şehirli olarak. Suriye’ye vizesiz geçişin Hatay’a yaradığını da söylüyor ve ekliyor: "Otellerin, esnafın geliri 2- 3 kat arttı." Bir başka bilgi de veriyor, sınırlar açılınca evlilikler artmış, kız alıp vermeler çoğalmış. Rehberime göre bizim erkekler, eskiye göre Suriyeli kızlarla daha fazla evleniyorlarmış.
YiNE TIR KUYRUĞU
Cilvegözü’ne yaklaştıkça güneş açmaya başladı. Sınırda baktık, birçok kapıda rastladığımız gibi burada da TIR kuyruğu var. İki, üç kilometre uzunluktaydı kuyruk. Hem hava kötü hem de sırada beklemek sıkıcıydı. MEMUR AZ Hemen şoförlerle konuşmaya başladım.
Ürdün’e çatı paneli taşıyan TIR’ın şoförü Mehmet Kılıç ile patronu Serdar Keskin, hayatlarından memnun olmadıklarını söylediler. Bunun iki nedeni var. İlki, memur ve görevli sayısı az olduğu için iki kapıdaki gümrükler yavaş çalışıyormuş. İkincisi, masraflar çıkınca elde sadece 300 dolar kaldığını belirten Keskin, "Vize kalktı iyi oldu ama para kazanamıyoruz" diye dert yanarken, öteki şoförler de ona katıldı. Cilvegözü’nde en çok göze çarpan şey, Suriye plakalı otomobillerin yağmurlu havaya rağmen ard arda Türkiye’ye geçmeleriydi.
50 LiRAYA HALEP KEYFi
Uluslararası yolcu taşımacılığında otomobille sefer yapan ve söylediğine göre çok önemli olan "A2" belgesine sahip ilk firma olan Onca Turizm’in sahiplerinden Coşkun Öner, vizeli ve vizesiz günlerin farkını şöyle anlatıyor: "Bizim gibi çalışan 25 şirket var. Ancak, 10 – 15’i faaliyette. Vizenin kalkması, harçları da kaldırdı. Tek giriş vize ücreti 48 dolardı. Düşünün 4 kişilik bir aile 200 dolar ödüyordu, sadece vizeye. Bunlar olmayınca, herkes rahatladı. Geceleme yapmak istenmiyorsa bir kişi Halep ve Lazkiye’ye 10 dolara gidebiliyor. Orada öğlen yemeği de yiyip, gün boyu gezebiliyor. Toplamda 50 lira harcayıp, akşam geri gelebiliyor. Geceleme ayrı bir ücret."
SANKi iSTANBUL ANKARA YOLU GiBi
Halep-Hatay yolu, Ankaraİstanbul yolunu hiç aratmıyor. Sürekli yoğun. Suriyeliler, hafta tatilini cuma günleri yaptığı için, perşembe akşamı Hatay’a giriş yapıyorlar, oradan ver elini "Adana ve Mersin" diyorlar.
OTELLER YETMİYOR
Suriyeliler, Hatay’da fazla otel ve alışveriş merkezi olmadığı için Adana ve Mersin’e gitmeyi tercih ediyorlar. Haftalık tatilini uzatanlar, İstanbul’a kadar uzanıyorlarmış. İşadamları, buradan Avrupa ülkelerine veya Rusya’ya da geçiyormuş. Hatay, Suriyeliler için Batı’ya açılan pencere. Ancak, iki beş yıldızlı oteli Dedeman ile Ottoman yetmiyor. 4 yıldızlı Büyük Antakya Oteli, Narin otel de var, eski konaklardan dönüştürülen Savon, Livan ve Antik Beyazıt gibi butik oteller de var. Ancak, konforu, rahatı ve biraz da gösterişi seven varlıklı Suriyeliler, Adana ve Mersin’i çoğu zaman Hatay’a tercih ediyorlar.
SURİYELİ KADINLAR 'ELBİSEM TÜRKİYE'DEN' DİYE HAVA ATIYOR
Suriye ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması yürürlüğe girince ardından da sınır açılımı gerçekleşmiş. Sınır ticareti belgesini alanlar, ithalat da ihracat da yapabiliyor. Her şey alınıp satılıyor, sadece hayvan ihracatı ve petrol ürünleri ithalatı kapsam dışı. Merak edip, Suriye’den ne getirildiğini sordum. Antakya Ticaret ve Sanayi Odası‘nın centilmen Genel Sekreteri Abdurrahman Cünetoğlu, plastik sandalye, nargile kömürü, yakacak odun ve buğday ve mercimek gibi ürünler alındığını söyledi.
Buğday ithalatı, sezondan sonra yapılıyormuş. "Suriyeli kadınlar çok iyi müşteri. Gösterişli kıyafetleri özellikle gece giysilerini seviyorlar. Hatay’dan Adana, Mersin’e, oradan da direkt İstanbul’a uçup özel giysiler alarak dönüyorlar" diyen Cünetoğlu, "Nasıl ki, bizler Avrupa ve ABD’den mal alıp hava atmayı seviyoruz. Onlar da eşine dostunuza Türkiye’den aldın demek için kıyafet alıyorlar" şeklinde özetliyor, sınır ticaretinin magazin kısmını.
Cünetoğlu, vizenin kalkmasının Hatay’ı da olumlu etkilediğini anlatsa da, özellikle oteller ve alışveriş merkezleri(AVM) açısından zengin olan Adana ve Mersin’in işin kaymağını yediğini ifade ediyor. Hatay’a acilen alışveriş merkezleri ve yeni oteller gerekiyor.
AKRABALIK EKONOMiSi YAPIYORUZ
Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin’le buluşuyoruz. Çinçin, sınır ticaretine "akrabalık ticareti" adını veriyor. Hatay’la Halep’in eskiden bu yana hem coğrafi yakınlık, hem dil ve akrabalık avantajları nedeniyle kardeş şehirler olduğunu söylüyor.
YATIRIM İÇİN CAZİP YERLER
Ona göre Suriye açılımına iki ayaktan bakılmalı. Sınır ticareti yanında ‘birlikte yapılacak işler listesi’ de çıkarılmış. Mesela, Avrupalı ve ABD’li turistler için ortak tur paketleri yapılması düşünülüyor. Suriye’de yatırım yapmanın avantajları da çok fazla. Hatay’a en yakın organize sanayi kurulabilecek bölge İdlip. Onun yanında Humus ve Hama bölgeleri de Türk yatırımcılar için cazip bölgeler olarak düşünülüyor.
THY'NİN EN HIZLI BÜYÜYEN HATTI
Ocak ayında Valilik, Belediye ve işadamları birlikte İdlip’i ziyaret edeceklermiş. Çinçin, THY’nin seferlerini artırmasını çok önemli buluyor. Diyor ki, "Çünkü, Suriye Arap Cumhuriyeti Hava Yolları’nın sadece 9 uçağı var. En genç uçağı da 15 yaşında. Ambargo altında, o yüzden açılamıyor. Vize de kalkınca,THY’nin krizde en hızlı büyüyen hattı Hatay oldu." Ona, ‘Yeni AVM ve otel açılacak mı" diye soruyorum. "Mümtaz Tahincioğlu ile bir Alman firması olan Primbol’un AVM yapacak. İki beş yıldızlı otel gündemde. Hilton zinciri geliyor ve Ataman Demir, yeni bir otel yapıyor" diyor.
İZLENİM
AYKUT IŞIKLAR
Ardahan’da içinden pavyon geçen otel!
Ardahan dediğin koskocaman bir ova, peki neden bu mutsuz hava? Sanki türkü dizeleri gibi bir soru oldu. Ama gerçek. Ardahan’da tarım ve hayvancılık bilimsel yapılsa sanırım Türkiye’nin en zengin kenti olur. Kent merkezinde hızlı bir gelişme var ama. Modern alışveriş merkezleriyle iş bitmiyor. O garaj ne öyle? En önemlisi doğru dürüst bir otel yok Ardahan’da. Belki bir tane olabilir. Biz de taksici kardeşin azizliğine uğradık. Öyle bir otelde sabaha dek bekledik ki... Uyumak ne kelime...
Bizim oda 3. katta, dördüncü katta ise pavyon var. Olacak iş mi oluyor ama. Sabaha dek geldi gitti Gürcü bacılar. Belki aralarında Ermeni bacılar da olabilir. Anlayın işte. Otel şey gibi çalışıyor. Ama o tepinerek halay çekilmesi hiç yakışmıyor. Otelin hemen yanında gece kulübü varmış. Niye bilmem, belediye tarafından mühürlenmiş. Otel sahibi de ‘Sen misin benim işyerimi kapatan, otelin bir katını eğlence mekânı yapmış. Nasıl eğleniliyorsa?
Ardahan denilince aklıma hep bu otel gelecek. Yazı dizisinde ekonomiden sorumlusu Perihan Çakıroğlu arkadaşım hızlı gitti, Habur Kapısı’na vardı bile. Ben Doğu Anadolu’nun tadını çıkarmaya devam ediyorum. Ama sınır boylarındaki köyleri gördükçe de seviniyorum. Çok ilginç bir tespitim var, cami olmayan köylerde yol, kaldırım inşaatı daha çok. Sanki birileri oralara çuvalla para getirip hadi bakalım köyü-kasabayı yeniden yapın dedi. Alevi köylerinden bahsediyorum. Cami ve minare görmeyince hemen anlıyorsun.
Ama köy meydanına umumu tuvalet yapabilirler değil mi? Perihan, Ardahan’a yakın hudut kapılarını çok güzel anlattı. Hatta benim konuma tecavüz edip, kapılara çok yakın yerlerdeki otelleri bile anlattı. Haklı ama. Oraları ekonominin ta kendisi. TIR’cılar komşulara devamlı girip çıkıyorlar. Çok ucuza satın aldıkları mazotu ülkemizde neredeyse üç misline satıyorlar. Kocaman TIR deposundaki mazottan para kazanıyor. Neyse ki bu işi önlemişler. Eee önleyince de oteller patlamış. Ne TIR var yollarda, ne de otellerde çalışma!
Gürcü, Azeri veya Ermeni kızlar... Şimdi dam üstünde saksağan gibi. Ama Ermeni kapıları açılırsa, yollardaki virajlar da genişlerse Ardahan ve civarı çok değişir. Orası müthiş bir ticaret merkezi olur. Tabii sadece yaz aylarında. Allah’ın dağlarında BOTAŞ’ın doğalgaz istasyonlarını görünce de gururlandım. O kadar güzel tesisler kurulmuş ki. Pompa tesisleri ama hepsi dev fabrika gibi. Onları korumak her yerde olduğu gibi yine jandarmanın görevi. Allah hepsine güç versin.
Ben geçerken yollar daha kar görmemişti. Şimdi taa mayısa dek kalkmayacak kar ile örtündü. O koşularda değil çalışıp ekmek parası kazanmak, nefes almak bile resmen doğa ile savaş... Sonuçta o kadını bol özel otelin dışında Ardahan’ı sevdim. İnsanını da...
Bugün
