Son dönemde dünya neden ısındı?

Son dönemde dünya neden ısındı?

NOAA'ya bağlı Hawaii Mauna Loa Rasathanesi, 9 Mayıs’ta atmosferdeki karbondioksit oranının sekiz yüz bin yıldan bu yana ilk defa yüzde 0,0400'ü geçtiğini belirledi.

Endüstri devriminden önce yüzde 0,0280 olan bu orandaki hızlı değişim petrol, kömür gibi fosil yakıtların çok kullanılmasına bağlanıyor. Karbondioksidin atmosferdeki miktarında çok büyük bir artış yok ama, bu küçük artışın bile dünyanın ısınmasına neden olduğu düşünülüyor.

Araştırmaları mart ayında, akademik dergi Science'da yayımlanan Oregon Eyalet Üniversitesi'nden Shaun Marcott ve ekibi, dünyanın yetmiş üç ayrı bölgesinden toplanan verileri değerlendi ve şu sonuca vardı: Geçmiş 11 bin 300 yılda dünyada, son yüz yılda olduğu kadar hızlı sıcaklık artışı olmadı.

Karbondioksit, metan gibi sera gazları ısıyı atmosferde tutup dünyanın sıcak kalmasına neden olan gazlar. Amerika'nın Ulusal Okyanus ve Atmosfer idaresi NOAA'ya göre doğal sera etkisi olmasaydı, dünyanın ortalama sıcaklığı 14 derece yerine eksi 18 derece olurdu. Dünyanın atmosferindeki gazların oranında açıkça görülen bir denge var aslında. Bu oranları değiştirebilecek çok şey olmasına rağmen. Örneğin karbondioksitten yirmi kat daha güçlü bir sera gazı olan metanın atmosferdeki miktarı, karbondioksidin atmosferdeki miktarından daha düşük. Düşünün ki yanardağlardan çıkan kükürtdioksidin bile havadaki metan miktarına etkisi var: Kükürt “seven” bakteriler asit yağmurlarıyla beslenince, metan üreten bakterilerin sayısında azalma oluyor!


Patagonya açıklarındaki plankton "patlaması" / NASA Earth Observatory

Bilim insanlarının hesaplamalarına göre, havadaki oksijenin büyük bölümü fotosentez yapan planktonlardan kaynaklanıyor. Suda yaşayan bu minik canlılar, sera gazı karbondioksidin atmosferdeki oranını da etkiliyor. Küresel ısınmayı engellemek için öne sürülen çözümler arasında okyanustaki planktonları demirle gübrelemek gibi projeler var. Amaç planktonları çoğaltarak atmosferden karbondioksit çekilmesini sağlamak. Planktonlar ölünce bir kısmı dibe çöküyor; böylece karbon da uzun süreler boyunca deniz dibinde kalıyor.

Ancak büyük çapta gübreleme istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Dünya sistemi o kadar karmaşık ki... Mesela bir volkan patlaması ya da Sahra Çölü’ndeki bir toz fırtınası, okyanustaki mikroskobik planktonları demirle besliyor ve uzaydan görülecek kadar çoğalmalarına neden oluyor. Planktonların saldığı dimetilsülfit adlı madde de bulut oluşumuna neden oluyor!

Sisteme müdahale edip çok fazla gübreleme yapılırsa, plankton “cesetlerini” ayrıştıran bakterilerin sayısında da artış olabileceği belirtiliyor. Bu bakteriler oksijen tüketip karbondioksit saldıkları için okyanusta oksijensiz “ölü” bölgeler oluşabilir. Bu durumda nitroz oksit, metan gibi karbondioksitten daha güçlü sera gazlarını üreten bakterilerin çoğalması için elverişli şartlar da oluşmuş olur!

“Her şey her şeyle bağlantılıdır.”Ünlü biyolog Prof. Barry Commener'ın ortaya koyduğu bu ekoloji kanunu her şeyi açıklıyor: “Aralarında karmaşık ilişkiler olan çok sayıda etken dünya sisteminde rol alıyor.”

Zaman