Prof. Dr. Şadi EREN

Prof. Dr. Şadi EREN

Mezhep Realitesi

Mezhep, “gidilen yol” demektir. Dinî anlamda ise “zamanla aynı din içinde meydana gelen görüş farklılıklarını” ifade eder. Bu görüş farklılıkları itikadî olabildiği gibi, fıkhî olabilir. Mesela İslam dünyasında Maturidilik ve Eş’arilik itikadî birer mezheptir, Hanefîlik ve Şafiîlik ise fıkhî birer mezheptir.

Hristiyanlıkta Katolik, Ortadox, Protestan gibi farklı mezhepler vardır. Bunlar kendi aralarında “ciddi” denilebilecek farklılıklara sahiptirler. İslam dininde bu boyutta mezheplere bölünmek olmamakla birlikte, başlıca “Ehl-i sünnet ve cemaat” ve “Şia” şeklinde bir ayırım söz konusudur. Bunların da kendi içinde farklı mezhepleri bulunmaktadır.

Hz. Peygamber bir hadislerinde Yahudilerin yetmiş bir fırkaya, Hristiyanların yetmiş iki fırkaya ayrıldıklarını, kendi ümmetinin de yetmiş üç fırkaya ayrılacağını haber verir. Bu fırkalardan sadece birinin kurtulacağını söyler. Kendisine ümmet içindeki bu fırkanın kimler olduğu sorulduğunda ise, “Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olanlar” cevabını verir.[1]

73 fırkadan her biri kendini "fırka-i naciye" yani kurtulan fırka olarak kabul eder. Bediüzzaman, bunu "fırka-i naciye-i kâmile" tabiriyle ifade eder.[2] Yani bu fırkalardan kâmil manada kurtulan bir tanesidir, diğerleri az veya çok haktan inhiraf etmişlerdir.

Bir gün Hz. Peygamber yere bir çizgi çizer, "işte bu doğru yol" der. Sonra bu çizginin sağına soluna eğri çizgiler çizer. "Bunlar da başka yollar... Bunlardan her biri üzerinde o yola çağıran bir şeytan vardır" buyurur ve şu âyeti okur:[3]

"İşte bu benim dosdoğru yolumdur, ona uyun. Başka yollara uymayın ki, sizi O'nun (Allah’ın) yolundan ayırmasın..."[4]

Malumdur ki iki nokta arasında en kısa mesafe, doğrudur. Bunun dışında yer alan eğriler, az veya çok doğrudan inhiraf etmişlerdir. 73 fırkayı meydana getiren ekoller, ya ifrat veya tefrit ucunda yer almışlardır. İstikametli yorum ise ehl-i sünnetin olmuştur.

Kur'anın bir kısım ayetleri ve Hz. Peygamberin bir kısım hadisleri fıkhî hükümlerden bahseder. Bunların farklı yorumları "mezhepler" şeklinde kendini gösterir. Bu mezhepler, kurucularının adıyla bilinen fıkhî medreseler (ekoller)dir. İmam Azam, İmam Şafiî, İmam Malik ve Ahmed Bin Hanbel en meşhur mezhep imamlarıdır. Bu imamlar, hakkında sarih nass (açık hüküm) bulunmayan meselelerde içtihat yapmışlar, hüküm vermişlerdir. Bunların dışında başka müçtehitler de vardır.

İHTİLAF GERÇEĞİ

İhtilaf, beşerî bir zarurettir. Çünkü ihtilaf insanın tabiatında vardır ve bu tabiat insana hükmedecektir.

Kur’an-ı Kerim ilahi dinlerdeki farklı görünümleri nazara verir. Mesela şu ayete bakalım:

"(Ey Peygamber!) Sana da bihakkın önceki Kitapları tasdik eden ve onlar üzerine müheymin olan (onları teyit ve tashih eden) Kitabı indirdik. Artık onların arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve hak sana geldikten sonra onların hevâlarına uyma! Biz sizin her birinize bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı. Lakin Allah verdikleriyle sizi deniyor. O halde hayırlı işlerde birbirinizle yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri size tek tek haber verecektir."[5]

Allah’ın her ümmete farklı bir şeriat göndermesi, tevhid gibi itikadi konularda değil, fıkhî ihtilaflar şeklinde açıklanmıştır.

Hz. İsa, -Kur'anın haber verdiği üzere-, kavmine şöyle der:

"...Benden önceki Tevrat’ı tasdik edici ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere geldim..."[6]

Görülüyor ki, her peygamber önceki peygamberleri yalanlamak için değil, tasdik için gönderilmiştir. Fakat mevsimlere göre insanların gıda ve elbiselerinin değişmesi gibi, devirlere göre fıkhî hükümlerde farklılık olabilmektedir. İşte Hz. İsa, Hz. Musa’nın şeriatına nisbetle daha hafif hükümler ihtiva eden bir dinle gönderilmiştir.

"Yaptıkları zulüm ve Allah yolundan insanları çevirmeleri sebebiyle, o Yahudilere daha önce helal kılınmış bazı temiz şeyleri haram kıldık"[7] ayeti, Cumartesi çalışma yasağı gibi Yahudilere yönelik bazı arızi haramların varlığını bildirir. Hz. İsa’nın gönderilmesiyle bu arızi haramlar kaldırılmıştır.

[1] Bkz. Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İman,18; İbn Mace, Fiten, 17

[2] Said Nursi, Mektubat, s. 106

[3] İbn Kesir, III, 360; Kurtubi, VII, 90

[4] En'am, 153

[5] Maide, 48

[6] Âl-i İmran, 50

[7] Nisa, 160

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.