Prof. Dr. Şadi EREN

Prof. Dr. Şadi EREN

İhmal Edilmiş Bir Esas: Seddü’z-Zerai

Hasta olmamak, tedavi olmaktan daha önemlidir. Bu bağlamda İslâm Hukukunda seddü’z- zerai' kavramı karşımıza çıkar. Bu, mefsedetlere yol açan vesilelerin yasaklanması demektir. Mesela şu âyete bakalım:

“Onların (o müşriklerin) Allah yerine taptıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak bilgisizce Allah’a söverler.”[1]

Âyet, müsbet hareketin en güzel numunelerinden biridir. Karanlığa küfretmektense bir mum yakmak daha hayırlıdır. Müşriklerle cedelleşmektense, İslam’ın güzelliğini yaşamak ve fiilen göstermek daha etkilidir. Ayette hitap Hz. Peygamber’e değil, müminlere yöneltilmiştir. Çünkü onun ahlakında böyle bir tavır zaten yoktur.

Dinin yasakladığı büyük günahlardan biri zinadır. Zina, doğan çocukların nesebini belirsiz yapar ve nice fitnelere kapı açar. Kur'an bu çirkin fiili şöyle yasaklar:

“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o pek çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.”[2]

Âyette “işlemeyin” yerine “yaklaşmayın” denilmesinde “değil onu yapmak, niyetlenmekten ve yol açabilecek hâllerden dahi uzak durun” mesajı vardır.

İslam dini zinayı yasakladığı gibi, zinaya götüren şeyleri de yasaklar. Mesela:

-Açık saçık kıyafet caiz değildir.

-Yabancı kadın ve erkeğin baş başa kalması uygun değildir.[3] Çünkü harama düşebilirler. Gerçi baş başa kalmak mutlaka harama düşmek demek değildir, ama o yol açıktır.

Yine bu çerçevede

-Erkek ve kadının birbiriyle tokalaşmaları,[4]

-Kadının yabancı erkekle cilveli konuşması,[5]

-Kadının ağır kokular sürünerek dışarı çıkması,[6]

-Kadının dikkatleri kendine celbedecek tarzda ayakkabılarıyla ses çıkararak yürümesi… gibi mefsedete yol açabilecek durumlar dinen uygun görülmemiştir.[7]

İslam Dini bunlar gibi esaslarla fitne kapılarını kapatır, harama giden yollara sed çeker.

Nur Risalelerinde doğrudan seddü’z- zerai kavramı kullanılarak anlatılan bir konu yoktur. Ama bir kısım muhtevaların bu çerçevede ele alındığını söyleyebiliriz. Mesela Bediüzzaman’ın şu ifadelerini seddü’z- zerai bağlamında değerlendirebiliriz:

“Aziz, sıddık kardeşlerim!

Sakın sakın münakaşa etmeyiniz, casus kulaklar istifade ederler. Haklı olsa, haksız olsa bu halimizde münakaşa eden haksızdır. Bir dirhem hakkı varsa, münakaşa ile bin dirhem bizlere zararı dokunabilir.”[8]

Mektup, Bediüzzaman’ın ve bazı talebelerinin Afyon Hapishanesi hayatından bir görünüm sunmaktadır. Çok zor şartlar altındadırlar. Böyle hallerde insanlar daha asabi olur ve birbirlerinin gönüllerini daha kolay kırabilirler. Dolayısıyla böyle bir ortamda haksız bir şekilde tartışmak zaten uygun değildir. Ama haklı da olsa tartışmak yine uygun değildir. Çünkü o şartlarda tartışmak kimseye fayda vermediği gibi, çok büyük zararlara da yol açabilecektir.

Günümüzde uygulanan hukuk sistemlerinde ise genelde seddüz-zerai ihmal edilmiş, hatta "teşviküz- zerai'" yapılır olmuştur. Bu ihmal, hürriyetlerin su-i istimalini netice vermektedir. Devletin medyada içki reklamını yasaklaması, sigaraların üzerine "sigara sağlığa zararlıdır" ibaresini koydurması yeterli bir seddüz-zerai sayılmaz. İslâmiyet fuhşu yasaklarken devletin buna izin vermesi ise, fahiş bir hata olarak kendini göstermektedir. Devlet uyuşturucuyla mücadele ettiği gibi, içkiyle, fuhuşla ve benzeri rezaletlerle de ciddi mücadele etmelidir. Aileden sorumlu Devlet Bakanlığı'nın imkânlarının ve faaliyetlerinin arttırılmasıyla, fuhşun büyük ölçüde önlenebileceği kanaatindeyiz. Genç nesiller nikâha özendirilmeli, evlilik teşvik edilmeli, fuhşun AİDS gibi tehlikeleri medya aracılığıyla anlatılmalıdır. Ayrıca medyada müstehcen yayınlar bütünüyle yasaklanmalıdır. Zira özellikle genç nesiller göze, kulağa hitap eden müstehcen yayınlarla nefsine hâkim olamaz bir hale gelmekte, pervane böceklerinin ateşe atılması gibi, şehvet ateşine kapılıp yanmaktadır.

[1] En’am, 108

[2] İsra, 32

[3] Buhari, Nikâh, 111

[4] Hz. Âişe’nin ifade ettiği üzere, Hz. Peygamberin eli yabancı bir kadın eline değmemiştir. Buharî, Ahkâm, 49; İbni Mâce, Cihad: 43

[5] Ahzab, 32

[6] Tirmizî, Edeb, 35; Ebu Davud, Tereccül, 7

[7] Bkz. Nur, 31

[8] Nursi, Şualar, s. 321

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.