Myanmar'ın etnik sorunlarla imtihanı
Uluslararası toplumun demokratikleşme baskısının sürdüğü Myanmar'da, Müslümanların yanısıra 134 etnik topluluk da özgürlüklerin genişletilmesini talep ediyor.
Ancak bu etnik gruplar içinde silahlı örgütlerin de bulunması çözüm sürecini zorlaştırıyor. Myanmar yönetimi silahlı gruplarla kalıcı ateşkes görüşmelerine hazırlanırken, etnik toplulukların ortak talebi özerklik.
Myanmar'ın etnik sorunları, İngiltere'den bağımsızlığını kazandığı 1948'den sonra da devam etti. 1962'de askeri darbenin ardından özgürlüklerin kısıtlanması, Burman etnik unsurunun iktidardaki hakimiyetinin güçlenmesi, ekonomik, kültürel ve siyasi ayrımcılıklar, Müslümanlar gibi dini azınlıkları ve etnik toplulukları olumsuz etkiledi.
55 milyonluk ülkede nüfusun yüzde 60'ını oluşturan Burmanlar halen siyasetten ekonomiye, eğitimden ulusal güvenliğe kadar tüm kilit kademeleri elinde bulunduruyor.
Myanmar'da askeri vesayetin sürdüğü yaklaşık yarım asır zarfında diğer etnik unsurlar üzerindeki baskılar neticesinde, Burmanlar dışındaki 134 etnik topluluktan bazılarında silahlı mücadele eğilimi güçlendi. Ülkede şu an irili ufaklı ve etnik temelli 20'den fazla silahlı örgütün bulunduğu biliniyor.
İç barış iradesi gösterilecek mi?
Myanmar'da 2010'un son aylarında ordunun muhaliflere karşı yumuşama sinyalleri vermeye başlaması, kademeli olarak bazı siyasi mahkumların serbest bırakılması, gösterilere zaman zaman izin verilmesi, doğrudan yabancı yatırımların önündeki birtakım engellerin kaldırılması gibi adımlar, Batı ülkeleri tarafından olumlu karşılanarak teşvik edildi. ABD Başkanı Barack Obama'nın göreve ikinci kez seçilmesinin ardından 19 Kasım 2012'de ilk resmi dış ziyaretini Myanmar'a yapması ise bu ülkeye verilen önemin en açık işareti oldu.
Siyasi faaliyetlerin halen oldukça sınırlı olduğu ülkede, Mart 2011'de Myanmar devlet başkanlığı görevine gelen emekli general Thein Sein'ın önceki hafta Avrupa turunda İngiliz ve Fransız liderlerle yaptığı görüşmelerin ardından siyasi tutuklulara af sözü vermesi ve ülkedeki tüm silahlı gruplarla ateşkes imzalanabileceğini söylemesi, iç barışa ilişkin umutları artırdı. Nitekim Sein'in dönüşünde 73 siyasi tutuklunun serbest bırakıldığı açıklandı.
1947'ye dönüş talebi
Askeri vesayetin sürdüğü Myanmar'da yönetimin silahlı gruplarla ateşkes ve nihai barış için atacağı adımlar beklenirken, etnik toplulukların ortak talebi özerklik. Temel hak ve özgürlüklerin güvenceye alınmasını da isteyen topluluklar, azınlıklara özerklik hakkı tanıyan 1947 Panglong Anlaşması'nın azınlıklara sağladığı haklara saygı gösterilmesini istiyorlar. İngiliz hakimiyetinin devam ettiği bir tarihte o zamanki "Burma" yönetimi, Kaçinler, Şanlar ve Çinler arasında akdedilen anlaşma, dönemin Burma lideri Aung Sang'ın imzadan 45 gün sonra suikaste kurban gitmesiyle unutuldu.
Hükümetin ülkedeki tüm silahlı etnik unsurlarla ateşkes anlaşması imzalamak niyetinde olduğunu açıklamasının ardından Aung Sang'ın kızı, aynı zamanda Myanmar mahalefetinin lideri Aung Sang Suu Çi, yapılacak barış görüşmelerine destek vereceğini açıklamıştı.
135 etnik topluluğun bulunduğu ülkede özellikle 10 silahlı örgüt, bunlardan da Birleşik Wa Devleti Ordusu, Kaçin Bağımsızlık Ordusu ve Şan Devleti Ordusu, Myanmar ordusuna karşı etkili bir direniş gösteriyor. Çatışmalar dönem dönem şiddetlenirken, bazen taraflar arasında ateşkes yapılıyor.
Birleşik Wa Devleti Ordusu
Burma Toplum Partisi'nin 1989'da dağılması üzerine kurulan Birleşik Wa Devleti Ordusu (USWA), ülkedeki en büyük silahlı etnik hareket olarak gösteriliyor. Myanmar'ın doğusunda Çin sınırında geniş bir bölgeyi kontrol eden USWA, güneyde Tayland sınırında da bu bölgenin üçte biri kadar bir alanı elinde bulunduruyor. Waların her iki bölgedeki toplam nüfuslarının 1 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.
Myanmar yönetimiyle 1989'da ateşkes imzalayan USWA, 2009'da askeri yönetimin ülkedeki azınlık güçlerini Sınır Muhafız Kuvvetleri'ne (BFG) dahil etme teşebbüsüne tepki olarak yeniden silahlandı. Çin devleti tarafından desteklendiği iddia edilen örgütün 30 bin silahlı adamının olduğu tahmin ediliyor. 2005'te kontrolündeki bölgeleri "afyon yetiştirilmesi serbest bölge" ilan eden USWA, uyuşturucu kaçakçılığından gelir sağlamakla suçlanıyor. Geçtiğimiz aylarda hükümet güçlerinin USWA'nın kontrolündeki bölgelerde askeri operasyon başlatmasıyla gerilim yeniden tırmandı. 13 Haziran'da taraflar düzenli görüşmelerin yapılması ve ayrılıkçı faaliyetlerden kaçınılması şartlarını da içeren bir anlaşma imzaladı. Bu tarihten sonra çatışma yaşanmadı.
Kaçin Bağımsızlık Ordusu
General Ne Win'in Myanmar'da 1962'de darbe yapmasıyla, Kaçin Bağımsızlık Ordusu'nun (KIA) kuruluşu ilan edildi. Ülkenin en kalabalık ikinci silahlı unsuru olarak gösterilen KIA'nın kuzeyde kontrol ettiği bölgenin nüfusu iki milyondan fazla. En düzenli silahlı güç olarak da dikkat çeken KIA'nın siyasi temsilcileri, 1994'te yönetimle ateşkes anlaşması imzaladı fakat askeri yönetimin kendilerini BFG'ye katma çabası sonrasında yeniden silahlandı. 2011'den beri devam eden çatışmalarda 100 binin üzerinde bölge sakinin yerinden olduğu belirtiliyor.
Çin'in arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde geçen mayısta Myanmar hükümetiyle 7 maddelik ateşkes anlaşması imzalayan grup, bu tarihten sonra hükümet güçlerinin kendilerine 20 kez saldırdığını ileri sürdü. Haziran sonunda taraflar arasında yaşanan gerginliğin ardından yapılan görüşmelerde, önümüzdeki günlerde KIA'nın Kaçin eyaletinin başkenti Myitkyina'da irtibat ofisi açması kararlaştırıldı.
Kaçin bölgesine, Çin'in yanısıra ABD'nin de yoğun ilgi gösterdiği gözleniyor.
Myanmar yönetiminin, Devlet Başkanı Sein'in ateşkes görüşmeleri yapılacağı yönündeki son açıklamalarının ardından nihai hedeflere ilişkin bir yol haritası hazırlayıp hazırlamayacağı ise henüz belirsiz.
AA
