Mustafa ÖZCAN
Dijital çağ mı, Deccal çağı mı?
Şanlı Urfa ve Kahraman Maraş hadiselerinden sonra gençlik ve şiddet ve gençlik ve eğitim meseleleri yeniden gündeme geldi. Bu da güncellemeleri gerektiriyor. Nasıl bu noktaya geldik sorusu cevap arıyor. Doğruyu bulmak için belki de bu yanlışların yaşanması gerekiyordu. Sorunun peşinden gittiğimizde bizi bugüne ulaştıran işaretler ve ayak izleri görülecektir. Şimdi dönüm noktasını yaşıyoruz. “Gençlik başımda duman” denildiği gibi gençlik hayat damarlarını arıyor. Tutunacak dal arıyor ve hayatla bağlarını yeniden kurmak istiyor. Bu da ancak fıtrat üzerinden sağlanabilir. Fıtratı yeniden keşfetmek ve kazanmakla mükellefiz.
Maraş'taki olayı irdeleyenler temelinde gerçeklikten kopma olduğunu söylüyorlar. Nasıl yani? Bu da ne demek oluyor? Gerçeklikten kopmak sanal aleme düşmek anlamına geliyor. Ya da Deccal düzeninin pençesine yakalanmak. Hakikat yerine algı üzerinden yürümek. Gerçeklikten kopmayı başka türlü nasıl izah edebiliriz? Fıtrattan kopmak. Sanal mecralar gençlerde ve çocuklarda gerçek algısını zedeliyor. Sanal hayatla gerçek hayat birbirine karışıyor.
Miraç hadisesinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e süt ve şarap (bazı rivayetlerde bal veya su da geçer) sunulmuş ve Peygamberimiz sütü tercih etmiştir. Tercihin anlamı: Hz. Cebrail, Peygamberimizin sütü seçmesi üzerine, "Fıtratı seçtin" (yaratılışa uygun, temiz ve saf olanı seçtin) demiştir. Fıtri olan, beşer eli değmemiş, imal edilmemiş ya da yapma değil yaratılmadır.
Şimdi ise gençler, yaşlılar, sokaklar neredeyse her yer sanal alemin eline geçmiş ve tasallutu altına girmiş durumda. Diğerkam olan başkaları için yaşayan fedakarlık timsali organik insan tipi neredeyse tükenmek üzere. Gençliğin başıboş bir biçimde ve hedef gözetmeksizin insanları veya akranlarını öldürmesi hiçlik ya da nefsinde kaybolma duygusunun bir eseridir.
Sanal alemin dışı yani organik alan neredeyse tükenmek üzere. Organik dostlar bulamayınca insanlar sanal aleme yöneliyorlar. Bu alemde de suni bir ortama düşüyor ve Deccalizmin ağlarına takılıyor. Bunun için biraz teknoloji perhizi yapmamız gerekiyor.
Bu ortamda aileler kendilerine ve çocuklarına yetemiyorlar. Toplumsal kopuş düzeninde veya düzensizliğinde aynı evde yaşıyorlar ama birbirlerini tanımıyorlar! Bireyler arasında derin iletişim yok. Uçurum var.
Birbirlerini tanımadan beraber yaşıyorlar. Anne-babada sezgi kesilmiş. Çocuklarıyla arada geçirmez berzahlar oluşmuş.
“Cibrîl Hadîsi” diye meşhur olan hadîs-i şerîfte Resûlullah, kıyâmetin alâmetleri sorulduğunda şöyle buyurmuşlardır: “Annelerin, kendilerine câriye muâmelesi yapacak çocuklar doğurması; yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve yüksek binalar dikmekte birbirleriyle yarışmalarıdır.” (Müslim, Îmân, 1, 5). Sanki Dubai tanımlanıyor! “Câriyenin efendisini doğurması” şu şekilde îzah edilebilir: Anaların kendilerine câriye muâmelesini revâ görecek âsî çocuklar doğurması, evlâtların anne-babayı istismâr etmesi.
Kadınların efendilerini doğurduğu çarpık bir çağda yaşıyoruz. Fıtrattan boşalan alanları Deccal'ın mengenesine kaptırıyoruz. Pandemi döneminden sonra bu eğilimin arttığı gözleniyor. Kimileri bu olayları izah ederken ferdi makama işaret ediyor. Ferdi bir makam değil aksine aileyi de aşan toplumsal bir eğilim söz konusudur. Teşhislerden bir diğeri de şöyle: Terör değil bireysel hadise. İç içe geçen iki tanım da yanlış. Terör değil ama sosyal anarşi. Yani toplumu allak bullak eden düzensiz hareketler. 12 Eylül öncesindeki gibi ideolojik ve siyasi bir anarşi değil. Ama sosyal bir anarşi. Okulların önüne polis dikilmesi de yine bize o günlerden yadigar. Burada bir araz var. Toplumsal yapı ciddi bir biçimde hasar görmüş ve bize o günleri hatırlatıyor. Olaylardan önce elime ulaşan iki dergi de sayfalarını bu meseleye tahsis etmiş. Tesadüf değil. Aylık Baran dergisinin kapağında şu başlık var: İnşa değil imha eden "Bizim Üniversitelerimiz". Vuslat dergisinin kapağı ise bize şunları söylüyor: Gençliğin İnşası, Geleceğin ihyası...
İnsanlığın fıtrata ihtiyacı var. Önümüzü kesen Deccal'dan kurtulmanın yegane yolu budur. Deccalizmle birlikte insanlık küme düşmüştür. Uçurumun kenarına gelip dayanmıştır. Deccalizm ya da aldatma düzeni fıtrattan ve insanlıktan kopuşu simgelemektedir. Yeniden insanlık dairesine çıkmak dileğiyle.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.